Geçmişten günümüze insanoğlunun hayatında büyük değişimler ve dönüşümleri sağlayan en önemli unsurlardan birisi yoldur. Onun için yol medeniyettir anlayışı toplumun tüm kesimleri tarafından kabul görmüştür. Türkiye’nin dünden bugüne değişen yüzü ve çehresinde yapılan yeni yollar büyük önem arz ediyor. Ağızlarda sakız olan; “Gidemediğin yer senin değildir.” sözünün ortaya çıkmasının sebebidir yollar. 

 

Siyaset halk için, halkın sorunlarını çözmek için ortaya çıkarılmış yönetme sanatıdır. Halkın sorunlarını çözmeyen siyaset halkın üzerinde yüktür, angaryadır, ağırlıktır. Halkın da siyasete bakış açısı hizmet odaklı olmalıdır. Hizmeti edeni ödüllendirmeli (seçmeli), hizmet etmeyeni cezalandırmalı (seçmemeli) dır. İkisini birbirinden ayırmayarak her ne olursa olsun hizmet etse de hizmet etmese de seçmeye devam ederse başına gelecek olanları kabul etmiş olmuş olur. 

 

Bugün köylerde ya da yeni oluşum şekliyle mahallelerde vatandaşın beklediği üç temel hizmet vardır. 

 

Bunlar; Yol, su, elektriktir. Yolun olmadığı yere insan gitmez, insanın olmadığı yere su ve elektrik aranmaz. Belki de diğer hizmetleri vermemek için yol hizmeti aksatılıyor. Yani yol yapılırsa diğer hizmetlerin yolu açılır. Öyleyse hizmete yol açmamak için yol açmamalıdır.

 

Yol konusunda ülkemizde büyük atılımlar yapıldığı gerçekliğini taraflı tarafsız herkes kabul ediyor. 

 

Ama Hayratlılar bu atılımlardan nasibini tam alamamış, yol konusunda en mağdur olan insanlardır desek çok iddialı konuşmayız herhalde. Çünkü gördüklerimiz ve yaşadıklarımız bize bunu söyletiyor. 

 

Eski yayla yolları olarak bilinen yerler yol konusunda en mağdur yerlerdir. Geçen ay Hayrat Dağönü (Hanlut) Mahallesinde tanıtım, anma etkinliğine davet üzerine katıldık. Gittiğimiz ve gördüğümüz yollar itibariyle hayal kırıklığına uğradık. Gerek bölgenin siyasi gücü, gerek burada yapılan çok sayıda HES’lerin olması, gerekse belediyenin gücü burasını medeni şartlara kavuşturamadı. Öncelikle oranın adeta kaymağını yiyen 5-6 tane HES’in bu yolu beton ya da asfalt yapması gerekirdi. Bu santraller hazır yol bulmuşlar sadece kullanmışlar.

 

Şimdi düzeni kurdukları için milletin suyundan bedavaya para kazanıyorlar ama milletin iş makinalarıyla bozdukları yolunu yapmıyorlar. Hayrat Belediyesinin zaten Allah’a emanet bir durumu var. Kendi ayakları üzerinde duracak hali yok. Hizmet bekleyen beklesin dursun. Seçim gelince zaten kimse başkanın kim olduğuna bakmıyor. Parti kimi koyarsa seçimi de o kazanıyor. Daha başkanın çalışmasına ne gerek var. “Çalışmadan” kazanan bir başkan neden çalışsın ki?

 

Oradan Sarmaşık (Mesoraş) ve Göksel Mahallelerine geçin. Bu tarafta durum daha da vahim. Yollar patates tarlası ya da su kanalları olmadığı için sanki derin çukurluklarla yarılmış. Vatandaş çıktığına çıkacağına bin pişman oluyor. HES’ler umursamaz belediye çaresiz vatandaşın işi Allah’a kalmış. 

 

Aslında bu insanların kalbini kazanmak ve duasını almak çok da zor değildir. Zaten betonlama, asfaltlama yapmayacaksın bari her mahalleye gerçekten ihtiyacını görecek yol düzeltme çalışmaları yapılsın. Yılda bir kere güzel çalışmayla iş halledilmiş, sıkıntı çözülmüş olur. Elbette bahaneler boldur. 

 

Ancak yapacak yolda bulunur. Gönül istemezse hiçbir şey yapılmaz. Yerel yöneticiler halkın sesine göre hareket ederlerse başarılı olurlar, çare üretirler. Halkın sesine kulak tıkayanların halk için yapacağı da bir şey olamaz. Tıpkı halkı cezalandırır gibi yapanları da halk medeni ülkelerde seçmeyerek cezalandırıyor. Hayrat yöneticilerinden herhalde memnun ki desteğini artırarak sürdürüyor. Halkın hizmeti hakkın rızasını kazanmaya götürmeli insanı. Halkının hizmetine koşmayanların kazandıkları da kayıp sayılır.