Kuran da hucurat suresi 12. ayette gıybet tanımlanırken ölü kardeşinizin etini yemek, ayetin ifadesiyle tiksinilecek bir şey olarak tanımlanmaktadır. Hümeze suresinde gıybet edenlerin Allah-ü Teâlâ’nın yakıp tutuşturduğu, yandıkça tırmanıp kalplerin ta üstüne çıkan ateş olan hutameye atılacağı bildirilmektedir.
Efendimiz Sav. Bir sohbet meclisinde gıybeti tanımlarken :"Birinizin, kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır!" açıklamasını yapar. Orada bulunan bir adam: "Ya benim söylediğim şey onda varsa, (Bu da mı gıybettir?)" der. Aleyhissalatu vesselam: "Eğer söylediğin onda varsa gıybetini yapmış oldun. Eğer söylediğin onda yoksa bir de bühtanda (iftirada) bulundun demektir."
Bir gün boyu kısa bir kadın bazı meseleler sormak üzere peygamber efendimize gelir, soruların cevaplarını öğrenerek çıkıp gittikten sonra Hz. Aişe annemiz:
-Ne kısa boylu bir kadın! Diye söylenir.
Bunun üzerine efendimiz:
Gıybet ettin ya Aişe der. Başka bir rivayette efendimiz sav. Aişe annemize tükürmesini söyler ve annemiz tükürünce eline bir parça et parçası geldiği rivayet edilir.
Yine başka bir hadisde Hz. Aişe annemizin : "Ey Allah'ın Resulü, sana Safiye’deki şu hal yeter!" demesi üzerine efendimiz Sav. Bu sözden memnun kalmaz ve ya Aişe annemize hitaben ya Aişe "Öyle bir kelime saffettin ki, eğer o denize karıştırılsaydı (denizin suyuna galebe çalıp) bozacaktı." buyurdu.
Bazılarımız yeme-içme hususunda şüpheli olan şeylerden kılı kırk yararcasına kaçınır. Âmâ ne var ki, haram olduğu Kitap ve Sünnetle sabit, kesin hükümlerle belli olan gıybet konusunda da aynı hassasiyeti gösteremeyişimiz insanı hayrete sevk ediyor. Meselâ, bazı gıda maddelerini yiyip-yememe hususuna o kadar dikkat eden bir insan, çok rahatlıkla gıybet edebiliyor, yalan söyleyebiliyor, iftira edebiliyor. Hâlbuki biri şüpheli şeyi yemek, diğeri ise kardeşinin etini, hem de ölü iken dişlemektir.
Ehl-i sünnet âlimlerinin en büyüklerinden ve Hanefî mezhebi imamlarından Ebülleys Semerkandî hazretleri hacca giderken cebine iki lira para kor ve kendi kendine şöyle şart koşar:
Eğer Mekke yolunda giderken veya gelirken birisi hakkında gıybet edersem bu iki lirayı Allah yolunda harcayacağım der. Mekke’ye gider ve döner fakat iki lira cebindedir. Soranlara şu cevabı verir: Yüz defa zina etmem bir defa gıybet etmemden daha iyidir. Evet, öyle gıybetler vardır ki yüz zina etmekten daha büyük günahtır. Burada amaç asla zinanın küçük günah olduğunu zikretmek değil gıybetin ne denli büyük günah olduğunu izah etmektir.
Teviline ihtiyaç duyulmayan ayetlerde ve izahatına gerek olmayan hadislerde gıybettin nasıl bir günah olduğu defaatle anlatılmış olmasına rağmen Müslüman olan bizler neden gıybete bu hassasiyet göstermiyoruz? Haşa ayetleri hadisleri hafife mi alıyoruz? Gazetelerde veya televizyonda habercilik yapanlar kocaman puntolarla hemen hemen her gün gıybet etmekteler, iftira atmaktalar kul hakkına girmekteler, yalanlarına herkesi ortak etmekteler. Yaptığı yalan haberlerden ötürü tekzip yayınlayacaksa gazetenin en lüzumsuz yerinde küçük puntolarla tekzip yayınlamaktalar. Bu nasıl İslamiyet bu nasıl Müslümanlık! Ne kadar kolay gıybet ediyoruz farzı misal ağızdan çok kolay çıkan bir ifadeyle şu doktorlar şöyledir veya şu topluluk böyledir diye yapılan bir gıybetin dinen hükmü o kişilerle tek tek helalleşmektir din bunu emrediyor peki nasıl bulacağız o insanları helalleşmek için bu mümkün müdür? Değildir tabi. Evet, böyle gıybetler günahın en münafığı, en sinsi olanıdır. Allah muhafaza.
Gıybet musibeti ikileştirir gıybet edilen hanelerde, işyerinde, toplulukta huzur olmaz gıybet edilen ülkede insanlar tefrikaya (ayrılık) düşer. Allah gıybet eden topluluktan bini bereketi kaldırır.
Ağzın kirliliği biraz da kalbin kirliliğinden olur. Fesadı kalp olmazsa fesadı lisan olmaz. İçi bozuk olanlardır ki, dilleri sürekli tenkitte ve gıybettedir. Unutmamak lazım John Lubbock dediği gibi “Dünyada en kolay şey dedikodu yapmak en zor şeyse kendini tanımaktır”.
Mustafa TÜRKYILMAZ
http://mustafaturkyilmaz64.blogspot.com.tr