Irkçılık, cahilliğin şeytani ve psikopatça bir formudur der Bernard Shaw. Hakikatten de öyle değil midir? Irkçılık bu özelliklerinden dolayı çağlar boyunca popülerliğini her zaman koruyan toplumsal sorunlardan biri değil imidir? Acaba toplum olarak bizler ırkçı söylemlerde bulunuyor muyuz? Hafızalarımızı biraz zorlayarak, geçmişte yapılan ırkçı söylemleri hatırlamaya çalışalım.
Yöremiz insanı, eski spor bakanlarından, kentimizin futbol takımına başkanlık yapan kişi; takımda oynayan zenci İngiliz futbolcu için ne demişti?
“Yam yam”.
Yine Trabzon’da bir spor müsabakasında tribünde tezahürat yapanlar ayağa kalkmayan Ermeni olsun” demeleri.
Başka bir spor müsabakasında Elezığspor –Malatyaspor maçında Elazığ taraftarları Hrant Dink Malatyalı olması hasebiyle. Ermeni Malatya diye tezahürat yapmaları.
Fenerbahçe –Trabzonspor maçında bir futbolcunun Trabzonsporlu siyahı oyuncuya negro (zenci) demesi.
Spor müsabakalarında siyahî oyuncunun top ayağına geldiğinde rakip taraftarların muz göstererek ırkçı yaklaşımlarda bulanmaları vs.
Bunların yanında birde ilçemizde çoğu kişinin rahatlıkla söyleyebildiği ırkçı söylem olan: ”En iyi Kürt ölü Kürt” söylemi. Bu söylem belki de ırkçılığın zirve yapmış halidir. Haşa Lehvi mahfuza (Allah’ın Kader Defterine) Kürt bir ailenin çocuğu olarak yazılmamak için veya of doğumlu yazılmak için Allah’la bir pazarlığımız mı var? Yaratma takdiri allahın tasarrufunda olduğu halde nasıl elimizde olmayan bir sonuçtan dolayı mensup olduğumuz ırkı, aileyi övebiliyoruz? Bu övünme ilkel ve gayri akli bir yaklaşımdır. Aslında ırkçılık yapmak bir bakıma kaderi tenkit ve şirktir.
Dini mülahazaları çok iyi bilen bizler efendimiz sav. Irkçılıkla alakalı şu hadislerini bilmez miyiz?
“Arap’ın Aceme, Acem’in de Arap’a üstünlüğü yoktur. Aynı zamanda siyahın beyaza ve beyazın da siyaha bir üstünlüğü yoktur, üstünlük sadece takva iledir. Hepiniz Âdem'densiniz, Âdem de topraktandır.”
“Irkçılık yapan, ırkçılık için savaşan ve ırkçılık uğrunda ölen, bizden değildir.”
Konuyla alakalı bir örnekte asrı sadetten verelim. Bir gün Resûl-i Ekrem (s.a.s)'in müezzini Bilâl-i Habeşi ve sahabeden Ebû Zer el-Gıfârî (r.a) tartışmışlardı. Tartışma esnasında Ebû Zer, siyahî olan annesinden dolayı Hz. Bilâl'i küçümseyip ayıplamıştı. Buna oldukça üzülen ve içerlenen Hz. Bilâl, Allah Resûlü'ne bu durumu şikâyet etmişti. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.s) Ebu Zer el-Gıfari'yi çağırarak ona şöyle serzenişte bulundu : “Ey Ebû Zer! Bilal'i siyahi annesinden dolayı mı küçümsüyor ve ayıplıyorsun? Demek ki sen, kendisinde hâlâ cahiliyeden kalıntı bulunan bir kimsesin.
Hepimizin tek bir babadan yani Hz. Ademden geldiğini düşünürsek, ırkçılık adı altında yapılan kavga bir babanın oğulları arasındaki kavgadan farksızdır. Biz Müslümanlar olarak yapmamız gereken bizi ırkçılığa çağıran her türlü olgudan uzak durmak ve her insanı ya dinde kardeşimiz ya da insanlıkta eşimiz olarak bilmektir. Allah hiçbir zümreyi diğer zümreden üstün yaratılmamıştır. Allah herkese eşit olarak bir ırk vermiştir. Üstünlük yalnız takvadadır. Irkında üstünlük arayanlar cehilce, şeytani boş bir aldatmacanın içinde ömür tüketenlerdir.
Mustafa TÜRKYILMAZ
http://mustafaturkyilmaz64.blogspot.com.tr