Her insan küçük bir kainattır ve kainat insanda özetlenmiş, bir fihrist halinde insanın benliğine yerleştirilmiştir. “İnsan’’ dediğimiz, kainatın özetini içinde barındıran bu en değerli varlığın goncası da ‘’çocuk’’tur.
Çocuk, göz aydınlığıdır. Nesillerce o ailenin, kentin hatta milletin gözünü aydın edecek, yüzünü güldürecek potansiyeli içinde barındırır çocuk. Diğer taraftan, onların yüzünü kızartacak potansiyeli de... Peki; çocukların ‘göz aydınlığı’ olmakla, ‘baş ağrısı’ olmak arasındaki durumunu belirleyen etken nedir?
Toplumumuzda az bilinen bilim dallarından birisidir pedagoji. Günlük kelimelerle ifade edecek olursak; çocuk psikolojisi, çocuk bilimi veya çocuk terbiyesi olarak ifade edebiliriz.. Şimdi de kısaca pedagoji bilimini tanıyalım.
Pedagoji; Bir çocuğu karakter ve duygu dünyası itibariyle, bireysel ve sosyal olarak en iyi şekilde yetiştirme ve yaratılışındaki insan-ı kamil (mükemmel insan) olma kabiliyetini gerçekleştirme alanında çalışmalar yürüten bilim dalıdır. Pedagojiyi diğer bilim dallarından ayıran en önemli husus; inanç ve kültürden bağımsız olmaması, birçok kuralının bütün toplumlar için ortak olarak kabul edilebilir olmamasıdır. Örneğin; batı dünyasında uygulanan terbiye yöntemlerini ülkemizde aynen uygulamaya çalışmak, birçok probleme yol açacaktır. Hatta aynı ülkedeki bölgeler arasında dahi, çocuk terbiyesinde anlayış farklılıklarının varlığı hepimizin malumudur. Bu topraklarda Fatihler yetiştiren de, kendimize has bu terbiye anlayışımızdır.
Bu topraklar, terbiye anlayışını kendi inanç ve kültüründen aldığı; çocuk, büyüklerin keyfi yerindeyken oynayıp hoşça vakit geçirdiği, canları sıkkın olduğunda da itip kaktıkları bir şey olarak değil; değerli Uzman Pedagog Dr. Adem Güneş’in ifadesiyle, ‘Aziz Misafir’ olarak kabul edildiği ve o şekilde muamele gördüğü dönemlerde, dünyaya yön veren insanlar yetiştirmiştir.
Pedagojinin bizcesi diyebileceğimiz Anadolu Pedagojisinin amacı, işte bu büyük insanları yetiştirmektir. Yani; kendi duyguları, fikirleri, sevinç ve hüzünleri olan, kendisi gibi olabilen, içiyle dışı bir etken çocuk... Kalabalığın düşündüğü gibi düşünen, ne hissedeceğine onların durumuna göre karar veren, ruhu çeşitli baskılarla teslim alınmış ve his dünyası itibariyle başkası olmuş, bir türlü kendi olamayan edilgen çocuk değil!
“Çocuk” denen dünyayı keşfetmemiz dileğiyle...
IŞIK KAYA KİMDİR?
Özgeçmiş
Adım Işık Kaya. 1986 Trabzon doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimimi Trabzon’da tamamladıktan sonra, 2003 yılında KTÜ Giresun Eğitim Fak. Sınıf Öğretmenliği Bölümünü kazandım. Eğitimimi tamamladıktan sonra; 3 yıl sınıf öğretmeni, 3 yıl da İngilizce öğretmeni olarak görev yaptım. Halen eğitimci olarak görevime devam etmekteyim.
Saygılarımla.
Işık Kaya
e-mail: [email protected]