Dün 24 Kasım’dı. Yani Öğretmenlerin haftası. Öğretmenler her yıl bugünde takdirle yat edilmektedirler.

   

Konum hakkında detaylı bilgi vermeye başlamadan önce dün akşam Okulum Şehit Yüzbaşı Cengiz Topel İmam Hatip Ortaokulun da ki meslektaşlarımla birlikte beraberliğimizi pekiştirme adına  akşam yemeği yedik. Yemekte Okul Müdürüm Hayrullah Hocam, Müdür Yardımcım Veysel Hocam ve Zeki Hocam bayanlardan ise Derya Hanım,Rukiye Hanım ve Günay Hanım ayrıca Okul Aile Birliğinden birkaç imam arkadaşta masamızda günümüzü kutlarken duyduğumuz mutluluğa iştirak etmekteydiler. Akşamda bu sene emekli olan Ayşe Hanıma da okulumuzu temsilen Müdürüm tarafından plaket ve çiçek hediye edildi.

     

Öğretmenlik gerçekten çok kutsal bir meslektir. Çünkü nesil yetiştirilmektedir. Geleceğimiz evlatlarımızı bizler yetiştirerek bu ülkeye hayırlı evlat olmalarını sağlamaktayız. Öğretmenlik mesleği nedir diye sorsalar acizane ben Öğretmenlik mesleğini geleceğimizi inşa etmektir derim.

     

Öğretmenlik insanı zengin etmez. Fakat insanı mutlu eder. Dünyada karşısında ki insanı kıskanmayan bir meslek varsa o da Öğretmenliktir. Öğretmen kendisine teslim edilen çocuklarımızın bir yerlere yetişip gelsinler diye inanın bana kendilerine helak etmektedirler.

      

Meslekte yirmi dördüncü senemi çalışmaktayım. Öyle Öğretmen ağabeylerimiz var ki bazıları otuz beş senelik bazıları ise kırk seneliktir. Fakat onca sene çalışmışlıklarına nazaran hizmet aşklarından en ufak bir duygu kaybı yaşamadan çalışmaya devam etmektedirler.

      

Ben bu mesleği bir Peygamber mesleği diye yapmaktayım. Diğer arkadaşlarda aynı duyguyu taşıdıklarına yakinen şahit olmuşumdur. Şu anda Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda yaklaşık sekiz yüz bin civarında Öğretmen arkadaş vardır. Bu arkadaşlardan ancak yüzde üç dört dışındakiler hep aynı değerle beraber kendilerine emanet edilen evlatlarımızı yetiştirip hayata hazırlamaya çalışmaktadırlar.

      

Ben acizane yeniden dünyaya gelsem ki bu mümkün olmadığını kutsal kitabımız bizlere bildirmektedir bu mümkün olsaydı ben yine Öğretmen olurdum diye düşünmekteyim. Çünkü bunca senelik meslek hayatımda binlerce çocuk elimden geçmiş durumdadır. Öyle ki öğrencilerimin çocukları şimdilerde öğrencim durumundadır. İnsan biraz tuhaf oluyor. Bir örnek vereyim inşallah ne demek istediğim daha güzel anlaşılacak. Şimdiki okulum olan Şehit Yüzbaşı Cengiz Topel İmama Hatip okulumda geçenlerde bir erkek velimiz gelip boğazıma sarıldı. Tanışma merasiminden sonra bana Nizamettin Hocam benim eşim sizin Maçka İmam Hatip Lisesinden öğrencinizdir. Şimdi de oğlum sizin öğrenciniz. Bu bana ne kadar mutluluk verdi inanın bana anlatmak da kelimeler yetersiz kalır.

      

Nasıl ki “Ben bir Muallim yani Öğretmen olarak gönderildim.”Diyen Peygamberimiz arkadaşlarını Medine’de Mescidi Nebevide yapmış olduğu Suffa denilen yerde kısa sürede yetiştirmiş ise bizlerde bizlere emanet edilen evlatlarımızı vatana millete hayırlı olarak yetişmeleri için imkanlar nispetinde çalışmaktayız.

       

Tüm bu gayretlerin hayırlısıyla bir sonuç vermesi için Öğretmen arkadaşların maddi sıkıntı içerisinde olmamaları lazım gelmektedir. Öğretmen arkadaşlar daha baştan sınıfa girmeden önce maddi noktada sorun yaşadıklarında sınıfta çocuklarımızla güzel ilgilenemeyecekler ve yeterince verimli olamayacaklardır. Bundan dolayı Bakanlığımız gerekli hazırlıkları yaparak öğretmen arkadaşların gerek maaşlarında gerek ek derslerinde ve gerekse nöbet gibi hizmetlerinde hakkettikleri maddi kazanımları kendilerine verilmesi lazım gelmektedir. Bakınız gelişmiş ülkelerde en fazla maaş alan kamu kurumu hangisidir diye o ülkelerden gelen arkadaşlara soruyorum da bana Nizamettin Hocam gelişmiş ülkelerde en fazla maaş kamu kurumları içerisinde Öğretmenler almaktadır demektedirler. Öyle ki bu ülkelerde Öğretmenler dört beş bin dolar civarında maaş almaktaymışlar.

       

Üç binli yılların nesli için şimdilerde Öğretmenlere yatırım yapmak olmazsa olmazlarımızdan olmalıdır…                                    

 

Nizamettin BEKAR/TRABZON