Çay, Doğu Karadeniz için önemli geçim kaynağı olarak söylendi yıllarca. Ne yazık ki son yıllarda çay geçim kaynağı olarak değil de kesim sıkıntısı haline getirildi. Bütün olumsuzluklara rağmen bu yıl 1ve 2. Sürgün çaydan elde edilen gelir önemli oranda vatandaşı rahatlattı. Bu manada adeta çay altın çağını yaşattı üreticiye. Bunun çeşitli nedenleri vardır. Bu bahar havasının sürmesi için vatandaşa, tüccara ve devlete düşen görevler vardır. Bu oyuncular üzerine düşen görevi yaparsa yaşanan altın çağ devam edeceğini düşünüyor ve umuyoruz.

 

Zevkler insanın hayat tarzıyla da alakalıdır. Hoşlandıklarınız hayatınızın şifreleridir. İçecek konusunda da seçici olmak gerekiyor. Nitekim herkesin hoşlandığı bir içecek de vardır.  Kimi ayran içer, kimi süt içer, kimi kola içer, kimi şarap içer, kimi de bizim gibi çay içer. Bizim de zevk aldığımız “milli” içeceğimiz çaydır. Bu konuyla alakalı  daha önce bir yazı da yazmıştım. Hem bu nedenle hem de bölgemiz için önemli bir tarımsal faaliyet olduğu için çay ayrı bir ehemmiyet meselesidir bizim açımızdan. Birileri için bir kere önemliyse bizim için bin kere önemlidir çay meselesi.

 

Bu kadar açıklama yaptıktan  sonra çay için asıl meseleye gelmek gerekiyor. Daha önce defaten belirttiğimiz gibi çayın kronik sorunları hâla devam ediyor. Bu sene 1. ve 2. Sürgün çay, çay üreticisi açısından çok verimli geçti dersek yanılmış olmayız.  Adeta çay altın sezonunu yaşadı. Dileriz bu hep böyle gitsin. Lakin 3.sürgün çay için aynı umudu taşımamakla birlikte yine de geçen senelerden çok iyi olacağını tahmin etmek zor olmasa gerekir.

 

Aslında sorunun çoğu devletin kontrol gücünü yapıp yapmamayla ilişkili olduğunu belirtmek gerekir. Ülkemizde üretilen çayın, ülkemiz insanının ihtiyacını ancak karşıladığı gerçeğini unutmamalıyız. Bu gerçekten hareketle çay sektöründe en temel sorunlardan başlıcası kaçak çayın ülkemize sokulmasıdır. Kim ne derse desin bu kaçak çayı engelleyecek ya da engellemeyecek olan devlettir. Devlet bir çok alanda kaçakçılığı önlüyor da çay kaçakçılığını mı önleyemiyor diye sormuştuk daha önce. Ülkeye kaçak yollarla çay getirenler arasında tanınmış isanları olduğunu öğrenince insan bir an umutsuzluğa düşmüyor değil. Neyse baltayı taşa vurmaya gerek yok. Bizim derdimiz milletin ekmeğine ekmek katanlarla ilgilidir. Milletin aşına aş katandan Allah binlerce razı olsun. Milletin aşına zehir katanları ise Allah bildiği gibi etsin diyebiliyoruz ancak.

 

Geçen sene  kaçak çayın ülkeye girişiyle ilgili yapılan mücadele ile yerli tüccarın ve ÇAYKUR’un elindeki stoklar önemli ölçüde azaldı. Satılan çay ile tüccar yeni sezon için çay almak için daha çok arzulu oldu. Bu da doğrudan vatandaşa olumlu yansıdı.

Üretici açısından durum nasıl? Bu soruya verilecek cevap üretici de yıllarca bir fırsat beklemiş gibi eline fırsat geçti bunu intikam aracı olarak kullanıyor. Bu zamana kadar bana yaptılar şimdi ben de fırsat değerlendiriyorum. Bu imkanı  fırsatsızlığa dönüştürmek kimseye fayda sağlamaz. Nasılsa çayım elimde kalmaz diyerek çayın toplanmasında gösterilen özensizlik başta çayın kalitesini düşürüyor. Şayet bu bir seneliğine değilse çayın kalitesinden ödün verilmemelidir. Allah ne vermişse çayı kesip içine katıp satmak ne insanlığa sığar ne de Müslümanlığa. Bu tarz çay kesilmesi bir çeşit yolsuzluk değil de nedir? Önce biz elimizden gelen gayreti gösterip çayı en ideal şekliyle kesmeliyiz ki çaya kalite gelsin. Kalite arttıkça çayın değeri eninde sonunda artacağını unutmamalıyız.

 

ÇAYKUR son yıllarda önemli değişim ve dönüşümün öncüsü oluyor. Çayın kalitesini ve çeşitliliğini artırmaya çalışıyor. Pazarlama ve reklam harcamaları satışlara da yansımış gözüküyor.  Çay sektörünün önde gelen özel kuruluşları da kaliteyi artırarak satışlarını artırmayı hedefliyorlar. Çayın kalite değerini artırma çalışmalarında getirilen bir yöntemle çayın yıldızlı ürün üretme çalışmalarında üreticinin damak tadı ve zevkine uygun şartlar yakalanması hedefleniyor.  Bu kapsamda 1 yıldız kalitede çay üretmek mümkünken  daha kaliteli ürün olan 2 yıldız değerinde çay üretmek bu çay toplama şekliyle  neredeyse olanaksızlaşıyor. Özensiz ve baştan savma çay kesimiyle istenen kalite sağlanamayacağından üretici bu işten büyük zarar görecek. Çayda kaliteyi artırma adına çay  ithalatına bile gidilebilecek. İthal edilecek çay da üretilen çaya karıştırılarak çayın kalitesi artırılmış olacak. Bu  da demek oluyor ki yine yerli çayın fiyatı aşağılara düşecek.

 

Herkes elini vicdanına koyup üzerine düşen görevi yapmalıdır. Devlet kaçak çayı önlemeli, ÇAYKUR eliyle piyasaya denge getirmeli, özel sektör de eline geçen fırsatı  vatandaşın ürününü ucuza alarak mağdur etmemeli, üretici de bu bir milli meseledir diyerek çayın kalitesini artırmaya çalışmalı, eline geçirdiği fırsatı kalitesizliği artırmaya neden olacak şekilde çay toplamada kullanmamalıdır. Üreticiler kaliteyi artırmada birbirlerini teşvik etmeli, kaliteyi düşürücü eğilimleri kendi aralarında düzeltmelidir. Yoksa piyasa her zaman böyle gitmez. Altın çağın devam etmesini istiyorsak altın kalpli davranmak gerekiyor.