Köy hayatı insanlık için üretimin kaynağını oluşturur. Köye sahip çıkmak, üretime çıkmak demektir. Dünyanın neresinde olursa olsun üretim olmadan, ekip biçmeden toplumlar varlıklarını idame ettiremezler. Sağlıklı yaşam olmadan medeniyet üretilmez. Aslında her şey ihtiyaçtan doğduğu gerçeğini göz ardı edemeyiz. Üretim araçlarının geliştirilmesi ise yeni teknolojik buluşların doğmasına neden olmuştur.
Üretim beslenmenin temeli yaşam gerçeği her ne kadar köyden başlamışsa da medeniyetin ölçütü olamamıştır köy ve köy hayatı. Medeni olmak, medenileşmek şehirlileşmekten, şehirde yaşayan insan sayısının çokluğuyla ölçülmektedir. Ticaret ve sanayi şehirde kültür ve çağdaşlık şehirleşmeyle ölçülür hale geldi. Zenginliğin ve gelişmişliğin göstergesi şehirlileşme oldu. Bu nedenle şehirlere kontrolsüz göçler oldu. Bu göçler akın akın olunca şehirlerin dengesi bozuldu. Şehir yöneticileri de buna çareler üretemez oldular. Alt yapı, üst yapı problemleri artınca en temel sorunların başında güvenlik, eğitim imar sorunlarıyla işin içinden çıkılmaz bir durum ortaya çıktı. Yıllarca şikayet edildi bu göçlerden ama getirilen aflarla adeta teşvik edildi şehirlere göçler. Önceleri büyük şehirlere yapılan bu göçler artı ülkenin geneline yayılarak devam etti. Özellikle sosyal yardımların fütursuzca, kontrolsüzce yapılması şehirleri doldururken köyleri boşalttı. Adeta şehirler kontrolsüz göçlerle köyleştiler.
Ne olursa olsun doğduğumuz ve büyüdüğümüz yerdir köy. Hayatımızın bir parçası olmazsa olmazımızdır köy hayatımız. Bunu yok etmek top yekün bir kültürel geçmişi yok etmektir. Köyün yaşatılması geçmişin yaşatılması adına çok önemlidir. Köyü itibarsızlaştırmak geçmişimizi itibarsızlaştırmak ve yok saymaktır. Unutulmamalıdır ki köyü ve köylüyü bitirmek en basit hesaplamayla üretimi de bitirmektir. Üretimi bitirmek dışa bağımlı olmayı, dışarıya bağımlı olmak da stratejik buhranlara neden olmaktır.
Türkiye’de çıkarılan yeni bütün şehir yasasıyla Trabzon da büyükşehir oldu. Ne mutlu bize artık biz de büyükşehirli olduk. İsmimizin önüne büyük sözcüğü geldi. Trabzon ve Trabzon gibi büyükşehir olan illere bağlı bütün köyler otomatik olarak mahalleye dönüştü. Artık bırakın köyleri yaylalar da mahalle dönüşü verdi. Mahalle kavramı şehirleşmenin bir alt birimi olarak kullanıldı, ona ait bir kavramdı çünkü. Böylece toptan biz de “şehirlileştik”. Yani kırk sene uğraşsak beceremeyeceğimiz şehirlileşme serüvenimizi bir kanunla halletmiş olduk. Yıllarca bu ülkede eski köy isimleri ile yeni isimlerin tartışması yaşandı. Bir kısım insanlar eski adı, bir kısım insanlar yeni köy adına sahip çıktılar. Yani şimdi köyleri mahalleye dönüştürmekle köylere mahalle demekle olacaksa geçmiş tecrübeye bakmak yeterli olur.
Yıllarca sürecek şehirleşmenin tekamül sürecini biz görür müyüz bilmiyorum. Ancak babamızın, dedemizin bizim ve çocuklarımızın doğup büyüdüğü yurt edindiğimiz, vatan bildiğimiz köyümüz şimdi artık basit bir ifade ile mahalle oldu. Bilmiyorum bir değişim olur mu? Hiç olmazsa en azından köylerin hükmi şahsiyeti saklı tutulsun. Köyümüzle birlikte bir kültürel gerçekliğimizi kaybettiğimizin farkında mıyız? Belki basit bir şey olarak bakanlar olabilir ama geçmişimizi atalarımızın her şeyiyle mücadele ettiği köyümüzü kaybettik. Önce köylere isimlerini sonra da ait olduğu köylüleri köye döndürmeli. Her şeyiyle içi boşaltılmış bir köy gerçek anlamda ülke için büyük tehlikelere neden olacaktır.