Dostluk öyle bir duygudur ki kendisi yanımızda olmasa da dostluğu hep kaimdir içimizde. Unutamadıklarımızı mesafeler nasıl unuttursun ki? Bazen dil lâl olur, bazen el tutmaz olur da yürek bırakmaz yaz yaz der dostum.Onca senenin özlemini, hasretini haykırmak kolay olsa keşke? Bazen bir bina gibidir, bazen bir fidan gibidir dostluk. Kolay inşa edemezsiniz, kolay büyütemezsiniz. Emek verirsiniz, sabredersiniz ve sonun da ruhları birleştiren iki ayrı bedende bir ruha sahip olursunuz. Hem her gideni unutsaydık insanlığımız nerede kalırdı? Her gelene sorgusuz gönül açsaydık dostun ne anlamı olurdu?
Aslında bu bir vefa yazısıdır da denilebilir. Kaç kişidir ki hayatımıza kattığımız dost sayımız kişiler? Unutamadıklarımız, hayatın bizden aldıkları, karşı koyadıklarımız kaç kişidir ki ey dost? Hayatın bizi ayırdığı ve hayatın kalan kısmında fizik dünyaları ayrı olsa da gönül dünyaları ayrı olmaz değil mi ey dost?
Biliyorum herkesin hayatında unutamadığı, her şeyini paylaşabildiği, etle tırnak gibi, ruhla beden gibi olan dostları vardır. Çok sınırlıdır, belki bir elin parmaklarını geçmezler ama öyle değerlidirler ki milyonlarla değişilmezler. Nicelik değil niteliktir önemli olan onlar için. Zaman ve mekansal ayrılıklar yaşansa da gönül dünyalarını bir ve beraber yaşarlar. Dünyada dünle inşa edilen güzellikler yarını hep yenileme imkanı sağlar. Sadece ölümdür aradaki engel dostluk bağlarını güçlendirmeye.
Kimden bahsettiğimi merak ettiniz biliyorum. Evet değerli dostum, arkadaşım, kardeşim bir elim kaza sonucu hayatını kaybeden ortaokul, lise ve yaşadığı sürece birlikte olduğumuz Bünyamin Erol'dan bahsediyorum. Dolu dolu ortaokul ve lise arkadaşlığımız oldu Bünyaminle . Hayallerimiz oldu. Dünyayı kurtaracak, yeniden büyük ülküler elde edecek hayallerimiz oldu. Liseden sonra üniversite hayalleri kurduk. Aslında ailevi sebepler olmasaydı o da belki olabilecekti. Onun Edebiyata meyli onun iyi bir Edebiyatçı olması için zaman zaman konuşurduk. Askerlik onun hayatında tam bir inkılap oldu. Askerde SAT komandosu olarak görev yapması onun hayatını tam bir disiplinli bir hizaya soktu.
Askerden sonra dalgıç olarak başladığı işini severek, başarılı bir şekilde yaparken bir dalışta vurgun yiyerek vefat etti. Aslında şehit oldu o. Bizim inancımıza göre denizde boğulmak da şehit hükmündedir. İnanıyorum ki Rabbim ona o mükafatı verecektir inşallah. Çünkü bizim lise yıllarımız Afganistan'ın Rus işgaline uğraması, Filistin Davası ve 1.Körfez Savaşı'nın olduğu yıllardı. Ülkeyi, bölgeyi ve dünyayı kurtarma hayallerimiz vardı bizim . Şehitlik gibi hayallerimiz vardı. Rahmetli Bünyamin bu duyguları en zirvede yaşayanlarımızdandı. Onun için inşallah o şehit olmuştur.
Benim için ayrı bir acı tarafı da onun vefatında üniversiteyi yeni bitirmiş üniversiteden çıkış işlemlerini yapmak için Konya'dan daha dönmemiştim. Bugünkü gibi bir iletişim olmaması tamamen onun ölümünü tesadüf eseri öğrenmeme neden oluyor. Geldiğimde Of'taki evlerini arıyorum. Cevap alamıyorum. Bir süre sonra tamamen tesadüf eseri benim sanki bir haber aradığımı hissederek başka bir arkadaş beni arıyor. Bana Bünyamin kardeşimizin başından geçen elim bir kaza sonucu vefat ettiğini söylüyor. Büyük yıkım. Ailesinin yaşadığı yıkım tabiki tarif edilemez. Ya bizim ki onu ancak Rabbim ve biz biliriz. Belki bir tesellidir bilinmez. Ama sanki ölmedi, bir gün çıkıp gelecek gibi bir özlem ve umutla bekliyorum aziz dostum ve hayatımın en güzel yıllarındaki kardeşini.
Bu hafta Of Havadis Gazetemizin 439. sayısı Bünyamin Erol arkadaşımın ortaokul ve lise numarasıydı. Bu sene temmuz ayında 18. ölümünün sene-i devriyesini dolduracağız. Aslında çok önce yazacaktım. Belki bu liseli güzel yılların bir anısını yeniden yaşamak ve yaşatmaya onun ile geçen her anının güzel yıllarına hasretin bir nişanesi olması içindir. Evet, ilahi emir tecelli etti rahmeti rahmana kavuştun dostum. Ama Rabbim Şahittir ki hep yüreğimde, zihnimde ve gönlümde yaşıyorsun. Rabbimin rahmeti hep üzerine olsun 439 numaralı can dostum Bünyamin Erol.