Sizlerde çok üzgünsünüz biliyorum. Televizyonlara ne zaman baksak en az üç beş askerimiz polisimizin şehit haberleriyle karşılaşmaktayız. Allah gani gani rahmet eyleye ve mekanlarını cennet eyleye…

 

Şehitlik İslam’da farklı bir boyutu vardır. Güzel dinimiz İslam’a göre peygamberlik makamından sonra gelen makam şehitlik makamıdır. Rabbimiz kutsal kitabı Kuran’da bakınız ne buyurmaktadır; Ayet; Allah yolunda öldürülenlere ölü demeyiniz. Onlar diridirler. Fakat siz onların ne halde olduklarını bilemezsiniz.”

            

İslam hukukuna göre şehitlik ikiye ayrılır. Bunlar asli şehit ve hükmü şehittir. Asli şehit vatan  din millet ezan ve bayrak için memleketi işgal edildiğinde cephede öldürülenlerdir.  Bunlar asil şehitlerdir ve yıkanmazlar kefenlenmezler ve silahıyla beraber defnedilirler. Asli şehitlerle ilgili yaşanmış hikayelere baktığımız zaman ki örnek olarak Kıbrıs savaşında şehitlerle ilgili çok hayret verici olaylar olmuştur. Bunlardan birini sizlerle paylaşmak isterim. Savaşta bir kardeşimiz cephede vuruşmaktayken yanındaki arkadaşına bir mektup verip bu mektubu ben ölürsem anneme getir der. Bir müddet sonra da bu kardeşimiz şehit olur. Mektubu emanet olarak alan kardeşimizde savaştan sonra memleketine döner ve mektubu emanet olarak veren arkadaşının ailesini  ziyarete gider. Kapıyı çaldıktan sonra  kapıyı açan annemize kendisinin oğluyla aynı cephede kahramanlar gibi çarpıştığını ve şehit olduğunu söyler. Ayrıca kendisine emanet ettiği mektubu da annesine teslim eder. Annemiz bir müddet duraksadıktan sonra oğlunun  asker olduğunu ve  daha önceleri vatan millet düşmanlarıyla  mücadelesin de şehit olduğunu söyler ve hayretlerini gizleyemez!

               

Böyle onlarca olay yaşanmıştır.

Şehitlerle ilgili diğer bir önemli noktada şehitler öyle nimet içerisinde ki insanlar arasında ve ölenler arasında sadece şehitler dünyaya tekrar gelmeye ve tekrar tekrar şehit olarak ölmeyi murat etmekteler.

                 

Hükmi şehitlerde Peygamberimizin ifadesiyle yangında ölenler, kazada ölenler, doğum esnasında ölenler kadınlar ve denizde boğulanlar vb. gibi daha onlarca böyle sıkıntılı ölümlerinde Peygamberimizin ifadesiyle şehit hükmündedir. Hükmi şehitler diğer insanlar gibi yıkanır kefenlenir ve ondan sonra da toprağa verilirler.

                

Tabi konunun bir başkaca boyunu da sizlerle paylaşmak isterim. Gerek asli şehit ve gerekse hükmi şehitlikler de esas olan kişinin imanı noktada asla bir eksiklik içwerisinde olmaması lazım gelmektedir. Tabi biz bu duruma vakıf olmadığımızda ülkemizde bir kardeşimiz gerek asli ve gerekse hükmi durumda öldüklerinde şehit kabul ediyor ve öylece muamele etmekteyiz. Bunun da bilinmesi arzu etmekteyim.

 

Bugün bir kurum Müdürümü ziyaretimde bu kurum Müdürüm  “ İnşallah Rabbim bana şehitliği nasip eder. “dedi. Demek ki bir Müslümanın makamların en üstününden bir sonrası olan Peygamberlikten sonra gelen şehitliği her hâlükârda istemesi ve o hal üzere ölmeyi arzu etmesi bir İslami gerekliliktir.

                 

Ya Rab! Bana anne babama, eşim, çocuklarıma ve bütün milletime şehit olarak son nefesimizi vermeyi nasip eyle…