Bu milletin kanında var bir takım tutmak. Trabzonlular tam bir futbol fanatiği. Evet bir yönüyle  bu sakıncalı olsa da bu böyle. İnsanlarımız tam bir fanatik. Güzel şehrim Trabzon’da maç izlenir aynı akşam televizyonlarda maçın özeti izlenir yarın sabah gazetelerin spor sahifesi okunur ve iş yerine gidildiğinde de maçın kritiği yapılır. Bu durum diğer dört büyük takımın taraftarları için de geçerlidir.

     

Yaklaşık otuz yıldan beri güzel şehrimin futbol takımı Trabzonspor şampiyonluk yüzü göremedi. 1967 yılında kurulduğu yıllarda beş altı sene üst üste altı kere şampiyon olduktan sonra bir daha şampiyonluk nasip olmadı.

 

Bu geçen yıllarda bazen takım başkanlarında arandı hata bazen takım antrenöründe arandı hata bazen de oyuncuda hata arandı ve bu doğrultuda ya başkanlar ya antrönerler yada oyuncular değiştirildi. Ama ne acıdır ki bu güne kadar yapılan tüm bu değişiklikler takımımızın şampiyon olmasında bir etken olamadı. Şampiyon olmadık.

      

Bu senede ligde tamı tamına dört yenildi aldık. Bir türlü galibiyet yüzü görmedik. Şimdi de antröner ŞOTA’NIN değiştirilmesi gündemde. Bakalım daha neler göreceğiz?!

      

Bu yenilgiler insanımızın psikolojisini bozmuş durumdadır. Geçenlerde yaşadığım bu durum diğer fanatik taraftarımız için de geçerlidir. Bir münasebetle akrabalarımı ziyarete gittim. Beş altı akrabam bir arada sohbete tutulduk. Akrabalarımdan biri ayağa kalkarak başladı bağırmaya. Tabi takım bir gün önce yenilmiş bunu hatırlatmakta fayda var. Eşim ölseydi bu kadar üzülmezdim. Annem ölseydi bu kadar üzülmezdim. Babam ölseydi bu kadar üzülmezdim. Çocuklarım ölseydi bu kadar üzülmezdim… İnanın bana şaşırdım!

   

İnsanlarımız nasılda bu kadar maç hastası olmuştu?! Diğer fanatik taraftarlarımız içinde aynısı geçerli olduğunu çay evlerine gittiğimde görmüşümdür. Diğer insanlarımızda aynen psikolojileri iyi değil.

     

Lakin burada şampiyon olmamamız  için bazı ayak oyunları oynandığını şike davasından öğrenmiş durumdayız. Fakat yine de bu şike olayları şampiyon olamamamız adına geçerli bir bahane olduğunu düşünmediğimi de açık olarak yazmak isterim.

      

O seksenli doksanlı yıllar Trabzonspor un harika maç çıkardığı yıllardır. Şenollar, Dozer Cemiller ve Ali Kemalli yıllar Trabzonspor’umuzun gerçek manada futbol oynadığı yıllardır. O yıllarda bir takım bize gelse yada biz karşı takımın sahasına gitsek birkaç gol mutlak olurdu ve bakınız taraflı yazmıyorum diğer takımın antröneri “ Averaj yemeden  kurtulduk” diyordu. Görüyorsunuz ya takım harika maçlar çıkartmaktaydı.

     

Bugünlerde görünen galiba  şampiyon kolay olamayacağız. Anladığım kadarıyla bundan sonra yapacağımız ilk ve son iş mutlaka  altyapıya geri dönmemiz lazım gelmektedir. Dünya takımlarından Arsenal bu işi çok güzel yapmaktadır. Futbolcu seçim işini büyük oranda altyapıdan yapmaktadır. Eğer yeniden şampiyonluk yüzü görmek istiyorsak öyle beş on trilyon verip sahada yürüyecek futbolcu almak yerine kendi yetenekli evlatlarımızı yetiştirip öylece şampiyon olmaya ve satıp para kazanmaya çalışmamız  daha doğru durmaktadır. Bu şehirde çok yetenekli futbolcu çocuğumuz olduğunu bazen amatör ligde oynayan takımları boş zamanlarımda seyrettiğimde görmüşümdür.

       

Bizleri üzdüğün yeter. Hadi bir toparlan…

 

Nizamettin BEKAR/TRABZON