Geçen hafta yazmayı düşündüğüm ama başka bir konu araya girdiği için yazamadığım bir iki hususa bu hafta değineceğiz.
Son bir iki haftayı çok yoğun bir gündem ile geride bıraktık. Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki bir konu hakkında tam bilgi sahibi olmadan, ne oldu, nasıl oldu diye araştırırken yeni konular gündeme geliyor.
Fransa parlamentosunun geçen hafta kabul ettiği kanun tasarı ile artık Fransa’da Ermenilere soykırım yapılmadı demek suç sayılacak. Ermeni bir milletvekilinin hazırladığı bu tasarı ile Fransa, Ermenilerin Sözde Soykırım diye adlandırdıkları 1915 olaylarını Ermeni Diasporasının tam istediği şekilde kabul etti. Fransa’nın kendi tarihi ile yüzleşmeden, kendi yaptığı soykırımların belgeleri ortadayken, ellerinde bu konu ile ilgili hiçbir belge olmadan sırf kendi iç siyasetlerinde yaklaşan seçimlerde oy avcılığı yapmak için Ermeni diasporasının lobi faaliyetleri sonucu getirdiği tasarıyı kabul etmesi Fransa’nın nasıl bir devlet olduğunu ortaya koymuştur. Çok ilginç bir şekilde 570 üyeli Fransa meclisinde 50 üyenin bile olmadığı bir oturumda kabul edilen yasa Ermeni lobisin Fransa’da ne kadar iyi çalıştığını bize göstermiş oldu. Burada Fransa’nın bu yasayı kabul etmesinden daha önemli olan Ermenilerin lobi faaliyetini ne güzel yaptığıdır. Sanatçısı, sporcusu, iş adamı ile her platformda bu yasayı geçirmek için çalışma yapılmış ve başarıya ulaşılmıştır. Ermeni lobisi bu faaliyetleri yaparken Türk lobisinin ne yaptığını veya yapamadığını da bu olayda açıkça gördük. Gerçi bizim sanatçıların da ne yaptığını biliyoruz. Büyük yazarımız(!) Orhan Pamuk değimliydi “Türkler 1 milyon Ermeniyi öldürdü.” Diyerek Nobel ödülü alan.
Ne zaman bizde lobi faaliyetlerini Ermeniler gibi yapmayı başarırsak o zaman böyle sorunlarla bir daha karşılaşmayız.
Fransa meclisinin bu yasayı kabul ettiği sırada bizim meclisimizde gereken cevabı vermesi gerekirken daha önemli bir işle uğraşıyordu: “Kıyak Emeklilik”. Millet Fransa’nın kabul ettiği yasayı dertlenmişken milletin meclisi ise ilk defa bir yasada uzlaşmayı başararak kendi maaş zamları ile uğraşmaktaydı.
Ülkemizde emekli maaşlarının durumu belliyken, asgari ücrete yapılan zam oranı ortadayken,65 yaş emeklilik için bir şart olarak memurun önüne koyulmuşken meclisimiz iki yıl vekillik yapana emekli olma ve geçinemedikleri içinde kendilerine “Kıyak” olarak tabir edilebilecek bir oranda zam ile uğraşması ve aynı kanunla Artık aile hekimliklerinde yazılan reçetelerden de her reçete için 3 TL alınması ve bir reçeteye 3’ten fazla ilaç yazılması durumunda, fazladan yazılan her ilaç için 1 TL ek katılım payı alınması işçi, memur, emekli bütün halkın vicdanını sızlatmıştır.
2,5 milyon memurun toplu sözleşme yapmasını sağlayacak kanunu 15 aydır çıkaramayan meclisin kendileri için bir gecede jet hızıyla yasa çıkarması bazı milletvekillerinin dediği gibi “bizde geçinemiyoruz “ vb cümlelerle açıklanamayacak kadar abes bir durum olarak karşımıza çıkmıştır. Cumhurbaşkanımız da bu yanlışı gördü ki yasayı veto ederek akıl tutulması yaşayan vekillerimizin hatalarından dönmeleri için onlara bir fırsat daha verdi. İnşallah şike yasasında yaptıkları yanlışı bu yasada da yapıp “Biz vekiliz yaptık oldu” anlayışıyla yasayı aynen Cumhurbaşkanına tekrar göndermezler.
Yeni bir yıla girdiğimiz şu günlerde meclisimizin önceliklerini tekrar gözden geçirerek daha mantıklı, önce acil sorunları çözen yasalar çıkarması temennisiyle
Saygılarımla