1 Kasım tekrar seçimine giderken diğer seçimlerde oluğu gibi üst üste şehit haberleri geliyor.
Açılım süreciyle analar bir aha ağlamayacak diye umutlanmışken film yine başa döndü.
35 yıl süren terörle mücadeleden sonra ilk defa hükümet baldıran zehiri içerek kürtlere şefkat elini uzattı.
Doğunun batıdan ne farkı var diye son 10 yılda paha biçilemez yatırımlar yapıldı.
Ancak, 7 Haziran seçimlerinden sonra sırtını teröre yaslayanlar fünyeleri patlatmak için vakit geçirmeden mevzi aldılar.
Açılım süreci buzdolabına kalkarken gördük ki, yol yapmak için dolgu mazlemesi olarak bombaları kullanmışlar.
Sokaktaki ortalama akıllı birine Kürtler ne istiyor diye sorsan bağımsız Kürt devleti cevabını verir.
Kürtler öyle bir anestezi yapmış ki, 35 yıldır bu gerçeği nedense görmezden geliyoruz.
Şöyle fiiliyata bir bakalım.
Zorunlu askerlik olmasa kimse doğuya askerlik yapmaya gitmez.
Şark görevi olmasa hiçbir polis doğuda görev yapmak istemez.
Yüz de yüz öğretmen olacağını bilse hiçbir öğretmen adayı doğuyu tercihinin ilk sırasına yazmaz.
Kısaca kamu çalışanı hiçbir memur doğuyu rüyasında bile görmek istemez.
İşin bir başka boyutu da doğu sürgün yeridir. Yanlış yapan bir devlet memuru doğuya ıslah olmaya gönderilir.
Hiçbir iş adamı teşvik olmazsa yatırımını doğuya yapmaz.
Kısaca bu ülke fiiliyatta bölünmüştür.
Açılım süreciyle ülke birleşmeye doğru giderken yine sonuç alınamadı.
1 Kasım akşamı hangi sonuç çıkar bilmiyorum.
Tek bildiğim şey var kim kazanırsa kazansın Kürtler kaybetmiştir.
Çünkü, İlk ve son defa Kürtler Sn. Erdoğan sayesine devletin şefkat eliyle tanışmıştır.
1 Kasımdan sonra ister AKP ,ister CHP, ister MHP, ister koalisyon hükümeti kurulsun Kürtler artık testiyi kırmıştır.
Açılım süreciyle dizilmeye çalışılan Puzzle’ın parçaları yeniden karışmıştır.
1 Kasım da Kürtler terörle araya mesafe koymazsa bağımsızlık hayalini kurduğu sokaklara bile çıkamayacaklardır.
Ne diyelim Kürt kalleşlerimize oh olsun. Kardeşlerimize de geçmiş olsun.
Ne Diyelim “ Bomba eken F-16 seçer".
Saygılarımla