AGD Of Temsilciliği’nin düzenlediği programda konuşan Öğretim Görevlisi Sadoğlu, "Bugün yaşadığımız tüm problemlerin temelinde Kur'an ve Sünnet perspektifinden uzaklaşmamız yatıyor. Gerçek edep, sadece muhataba göre davranmak değil; karşılık beklemeden Allah ve Resulü’nün emrettiği ahlakı kuşanmaktır."
Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Of İlçe Temsilciliği bünyesinde düzenlenen Pazartesi Şuur Sohbetleri programı teşkilat mensuplarının katılımıyla gerçekleşti.
Kur'an-ı Kerim tilaveti, hamdele ve salvele ile başlayan programda konuşmacı olarak yer alan Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Adem Sadoğlu, "Allah Resulü Aleyhisselam’ın Eğitiminde Edep ve Haya" konusunu işledi.
"Peygamber Efendimiz Güzel Ahlakın Mührüdür"
Ahzâb ve Kalem surelerindeki ayet-i kerimelere atıfta bulunarak konuşmasını sürdüren Öğr. Gör. Adem Sadoğlu, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) insanlık için en güzel örnek (Üsve-i Hasene) olduğunu ifade etti:
"Cenab-ı Hak, Peygamberimiz için ‘Sen gerçekten çok yüce bir ahlak üzeresin’ buyuruyor. Bu ayet, Allah-u Teala'nın vurduğu bir onay mührüdür. Peygamberimizi irili ufaklı hangi hususta takip edersek, o bizim için hem dünyada hem de ahirette tek kurtuluş kapısıdır. Hadis-i şerifte ifade edildiği üzere din; güzel ahlaktan ibarettir."
"Gerçek Haya Başı, Karnı ve Ömrü Muhafaza Etmektir"
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) sahabeye öğrettiği "hakkıyla haya etme" kavramını detaylandıran Sadoğlu, İslam'daki haya anlayışının sadece çekinmekten ibaret olmadığını vurguladı:
• Başı ve Başın İçindekileri Korumak: Gözü, kulağı ve dili haramdan muhafaza etmek.
• Karnı ve İçindekileri Korumak: Mideye haram ve şüpheli lokma girmesine engel olmak.
• Ölümü ve Çürümeyi Unutmamak: Ahiret bilinciyle hayatı idame ettirmek.
"Lisan Edebi ve Hatalara Yaklaşımda Öğretici Usul"
Konuşmada toplumda en çok zedelenen alanlardan birinin dil ve üslup edebi olduğuna dikkat çeken Adem Sadoğlu, Müslümanın şahısları değil, günahın ve hatanın kendisini hedef alması gerektiğini belirtti:
"Musa Aleyhisselam Firavun’a gönderilirken bile kendisine yumuşak söz (kavl-i leyyin) söylemesi emredilmiştir. Bizim dilimiz kılıçtan keskin olamaz. Hatalı bir genç gördüğümüzde onu kaybetmek değil, kötü davranışını düzeltmek esastır. Nitekim Efendimiz (s.a.v.), yanına gelip şehvetinden dert yanan bir genci azarlamamış; önce dinlemiş, mantığına hitap etmiş ve sonrasında ona dua ederek gönlünü kazanmıştır."
"Allah’ın Hatırı Her Şeyin Üstündedir"
Sohbetin son bölümünde mahremiyet eğitimi, Müslümanların birbirine duası ve fedakarlık konularına değinen Sadoğlu, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
"Sevgi bedel ister. Hakiki iman, Allah ve Resulü’nü her şeyden daha çok sevmektir. Çevremiz, eşimiz veya toplum ne derse desin; Allah’ın rızasını herkesin hatırından üstün tutmak zorundayız. İnsanları memnun etmek uğruna Allah’ı öfkelendirenler kaybeder. Mümin, çokluğun değil, hakkın yanında olan kimsedir."
Program, yapılan duaların ardından Fatiha suresinin okunmasıyla sona erdi.







