Elimizde olmayanlar yüzünden ne övünmeye ne de yerinmeye hakkımız vardır. İnsan bazı özellikleri açısından elinde olmayan nedenlerle kimi şeylerden mahrum olabilir. Ya da diğerlerine göre bazı artılara sahip olabilir. Hepsinden farklı doğuştan elde ettiği özellikleri bir kaza sonucu kaybetme ihtimaliyle de her zaman karşı karşıya kalabilir. O nedenle ne çok yerinmeli ne de çok böbürlenmelidir insan.
Aralık ayı engelli olmanın farkındalığını artırmak için önemli bir ay. Çünkü 3 Aralık Dünya Engelliler Günü olarak kutlanıyor. Mesele aslında engelli olanlara acıma meselesi değildir. Mesele elde olmayan nedenlerle insanın normal şartlara sahip olduğu fiziksel ve zihinsel yetilere sahip olmama meselesidir. Kimse de çıkıp kendi elinde olmadan, kendi gayreti olmadan elde ettiği özelliklerden dolayı başkasına üstünlük kurmamalıdır. Böyle bir üstünlükte bulunduğunda unutmamalıdır ki bugün sahip oldukları hiç ummadığı bir anda, bir kazada ,bir hastalıkta elindekiler yok olup gidebilir.
Rabbimize bize verdiği sağ ve sağlam vücut nimetinden dolayı ne kadar şükretsek azdır. Bizler; bize verilen sağlık nimetinin ne kadar büyük nimet olduğunu ancak kaybettiğimizde anlıyoruz. O zaman vücudumuzun en büyük nimet ve hazine olduğunun farkına varıyoruz. Gözü görene gözün bedelini anlatmak mümkün müdür? Kulağı duyana kulağın ne büyük nimet olduğunu söyletmek mümkün müdür? Dili dönmeyene, konuşamayana konuşma yeteneğinin ne büyük nimet olduğunu ne kadar anlatabilir? Fakat bütün bunlardan yoksun olanlara bu uzuvların pahasını biçtiremezsiniz. Sahi gözünüzü kaça alırdınız?
Madem her birimiz engelli adayıyız diyoruz. Engelli olanlara karşı hiç kendimizi sorguladık mı? Onları ne kadar anlıyor, onlara karşı ne kadar saygı duyuyoruz? Her şeyden önce kullanılan dil bile çok önemlidir engelli olanları anlamada. Şayet bu dile sahip değilsek konuştuklarımızın pek de anlamı olmasa gerekir. Herhangi bir kamu kurumunun bir köşesinde hala özürlülere aittir deniyorsa alacak çok daha yolumuz var demektir. İşitme engelli değil de sağır diyorsak, Görme engelli değil de kör diyorsak, konuşma engelli değil de dilsiz diyorsak bizlerin bu işi anlamada daha çok sorunu var demektir.
En iyi anlama yolu, en iyi farkında olmanın yolu kendimizi herhangi bir engelli kişinin yerine koymaktır. Engelliler artık hayatımızın bir vazgeçilmez parçası olduğunu kabul ederek yaşamalıyız. Gerek kamu kurumlarında, gerekse özel kurumlarda engelli kişilerin hayatlarını kolaylaştıracak tüm tedbirler alınmalıdır. Gerek yazılı, gerekse görsel medyada engelliler için yapılan yol ve diğer birimlerin adeta birer kanuni zorunluluk icabı yapıldığı ve bunların işlerlik kazanmadığına çokça şahit oluyoruz maalesef. Engelli yolların üzerine yapılan parkları mı dersiniz, engelliler için yapılan asansörlerin kullanılmadığını mı dersiniz her türlüsüne şahit oluyoruz. Kim ne derse desin yapılanların eller alış verişte görsün mantığıyla yapılması kimseye bir şey kazandırmaz. Ne için yapılıyorsa amacına uygun olarak yapılsın ve kullanılsın.
Son yıllarda büyük mesafeler kat etsek de bazı önemli eksiklerimiz hala devam ediyor engelliler ve engellilik konusunda. Devletimiz engelli vatandaşlar için, sosyal devlet olmanın verdiği sorumluluk gereği yapması gereken birçok güzellikleri yapıyor. Dün evlerinde gizlenen, kimseye gösterilmeyen, adeta cüzzamlı hasta muamelesi yapılan engelli kardeşlerimiz için önemli bir tabu kırılmış vatandaş çocuğunun durumunu kabul etme noktasına gelmiş. Devletimiz onlar için çok özel okullar ve çok özel öğretmenler görevlendiriyor şimdilerde. O dağ senin, bu dağ benim demeden araçlarla okullarda eğitime tabi tutulan engelli öğrenciler hem topluma katılıyor hem de toplumun önemli alanlarında topluma hizmet sunuyorlar. Öyle ki her yıl artarak engelliler için kadrolar tahsis edilip kamuda görevlendiriliyor. Buna rağmen hâlâ engelli çocukları olup zihniyet bakımdan engelleri aşamamış vatandaşlarımız çocuklarını evlerinde hapsediyorlar. Artık bu çağda bu anlayıştan vaz geçmek gerekiyor.
Son olarak birkaç söz de bu günlerin kutlanmasında yapılan yanlış demeyelim de eksikliklere dair olsun. Engelliler Gününü kutlamak için sırf görüntü verip günü geçiştirmek gibi yanlış algı oluşturacak adımlardan kaçınılmasında fayda vardır. Gerek bürokrasi gerekse siyasi cenah bu anlayıştan uzak durmalı. Çünkü samimiyetsiz bir araya gelişler kimseye fayda sağlamıyor. Engelliler dernekleri de ille de para alacağız diye engellerini kimseye ipotek etmemelidir. Tüm Engelli vatandaşlarımızın Dünya Engelliler Gününü kutlarken Allah yardımcıları olsun. Biz hep birlikte değerli ve güçlüyüz. En büyük engelin zihniyet engeli olduğunu unutmamak dileğiyle…