Vurun kiracıya…

Türkiye’de değişmeyen, “istikrarlı” giden şeyler de varmış. Kimin dönemi olursa olsun Türkiye’de öğrencilerin yaşadığı ev sıkıntısı dünden bugüne bitmedi, devam ediyor.

Bizim üniversitede okuduğumuz dönemle bugünün “insanının”  öğrenciye karşı tutumu arasında milim bir değişiklik olmaması gerçekten hayret edilecek bir durumdur.

 Bir buçuk yıldır etkisini;  ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel, insani boyutları ile dünyayı etkileyen kovid 19 virüsü nedeniyle insanlık zor bir süreçten geçti. Ekonomik küçülme ile zor durumda kalan insanlar çeşitli çıkar yolları aramış devletler sosyal destekle mali yardımlarda bulunarak dönemin sarsıntılarını aza indirmeye çalışmıştır.

Evlerini ve iş yerlerini kiraya verenlerin çoğu ya kiralarını alamadılar ya da ev ve iş yerlerini boşalttılar. Bu süre zarfında maddi kayıplar yaşayanlar bugüne geldiğimizde sanki zararlarını kısa sürede gidermenin derdine düştüler. Pandemi sürecinde evlerinde kalmadığı dairenin kirasını günü gününe ödeyen öğrenciler yeni dönemin fahiş fiyat sürprizi ile karşılaşmaları tek kelimeyle şok etkisi meydana getirdi öğrencilerde.

Üniversitelerin açılması ile herkeste bir heyecan sormayın gitsin. Bir nevi ülke yeniden can bulmuş, yanağına kocaman bir hayat öpücüğü kondurulmuş. İyilerini tenzih ederek söylemek gerekir ki aylarca evleri boş duran ev sahipleri tıpkı avını uzun süre pusuda bekleyen sırtlan gibi kiracılarını bekleyen güruhu var. Mal da senin mülk de senin ancak bir de işin ederi var onun dışına çıkmamak gerekir. Milleti bu kadar sıkmanın ne âlemi var?

Pandemi sürecinde evlerini terk etmeyenleri, kiralarını aksatmayanları ise sözleşemeye bakmadan, kanunsuz, kuralsız dışarı atmak için her yolu denemekten geri durmayanların imdadına kim koşacak? Kira sözleşmesi gereği yapılabilecek  zamları hiçe sayarak kafalarına göre zam koymayı kendilerine mubah görenleri kim durduracak?

Ülkemizde öğrenciyi yolunacak kaz olarak gören zihniyet yıllar önce bizim zamanımızda da vardı bugün de çocuklarımız zamanında hâla devam ediyor. Biz  Konya’da 25 yıl önce üniversitede okurken eve çıkmak istediğimizde günlerce ev aramıştık. Bin bir zahmetle öğrenciye kiralık değildir tabelalarını aşarak bir ev bulabilmiş, alt komşumuzun ödediği kiranın 4-5 katı kiraya da olsa ev bulmanın sevincini yaşamıştık. Bakıyorum da aynı hikayeleri çocuklarımızdan duyuyoruz. Ne acı, ne trajikomik durum.   

Evde, yurtta, bakkalda, alış veriş merkezinde öğrencisin.  Türkiye’nin dört bir yanına serpilen üniversiteler dolayısıyla öğrenciler adeta bir velinimet olarak görülmesi gerekirken yolunacak kaz olarak görmek hiç sağlıklı durum değildir ülkemiz için.   Yanlış öğrenci tutum ve davranışları bir algıya neden olsa da tüm öğrencileri aynı kefeye koyup topyekûnca davranmak da insani değildir.

İki kere iki kaç eder sorusuna ; alırken mi, satarken mi ? diye soran bir Yahudi misali gelirlerdeki artışın her türlüsü mubah, giderdekinin ise günah olduğu vehmine kapılan topluma dönüştük. Bu yozlaşma dindar geçinende de, seküler geçinende de, sosyalist geçinende de, vatanperver geçinende de değişmiyor. Tepki belli, tepki duygusal, tepki daima daha çok kazanma üzerine bir adı konulmamış ittifaktan yanaymış.

Hükümet, kiracıların yaşadığı sorunu çözmek için bir hareket başlatacağını kamuoyuna açıkladı. Mutlu olduk, umutlandık. İnşallah konjonktürel bir durum değildir. Milletin gazını almak için yeni bir atraksiyon olmamasını temenni ediyoruz. İmkanlar ölçüsünde Kredi ve Yurtlar Kurumu yurt yapmalı ya da özel yurtların fiyatları noktasında denetleyici ve düzenleyici olmalıdır. Öğrenci evleri konusunda öğrencilere yapılacak dayatmalarda öğrenciler korunaksız bırakılmamalıdır. Her şeyde olduğu gibi parası olan için ne yurt derdi, ne ev derdi bulunuyor. Olan alt ve orta gelir düzeyinde olanlara oluyor. Ailelere de öğrencilere de maddi sıkıntılar doğuracak fütursuzluğun önüne geçmek gerçekten sosyal devletin bir gereği olsa gerekir. Vurun kiracıya nasılsa derdi çok.

YORUM EKLE

banner81

banner16

banner20

banner22

banner21