Veren el olmak

Bizim medeniyetimiz, veren el alan elden üstündür hadis şerifini kendine şiar edinmiş bir medeniyettir. Bu nedenle vakıflara çok önem vermişizdir. Vakıflar medeniyeti sözü buradan gelmektedir. Muhtaç olana istediğini veren ve onu sıkıntıdan kurtaran insan hayırla anılır toplumumuzda. Osmanlı ve Selçuklularda hayatın her alanında hizmet veren vakıflar toplumun huzur ve güvenliğine büyük katkı sağlamışlardır. Topumun ihtiyaçlarını karşılamazsanız toplumda bunalımlar olur. Bu sosyal sorumluluktan kaçış ülkemizde sosyal hayatımızı önemli zaman diliminde tarumar etmiştir.
 
Acizlik insana mahsus bir gerektir. İnsan aciz olacak ki yaratanına karşı zayıflığını hissedecek. Rabbi de onun zayıflığını ve muhtaçlığını görecek ki ona rahmet kapılarını açsın. Her hal ve şartta elbette insan rabbine karşı muhtaç olarak hissetmelidir kendini. Allah insanların kimine zenginlik verir, kimine fakirlik verir. Bu farklı yöntemle ikisi de sınava tabi tutulmaktadır. Zengin kendine verilen varlığın sahibi değil emanetçisi olduğunu fark edip gereğini yapabilecek mi? Yok eğer yanlış değerlendirme ile bu servetin sahibinin kendi olduğu vehmine kapılıp böbürlenip imtihanı kaybedecek mi? Fakir ise bu halinin bir imtihan gerçeği olduğunu bilir ve sabrederse kazananlardan olacağını bilmelidir. Aksine fakirliğin bir ceza bir eziyet olduğuna inanan fakir insan ise bu sınavı geçemediğini bilmelidir.
 
İnsan bunları bildiği halde kimi zaman kendini çaresiz, aciz hisseder. Sevdiklerinin, değer verdiklerinin sana muhtaç olduğunda ona yetememek, yardımına koşamamak duygusal bir deprem yaşatıyor insana. Hiçbir zaman sihirlere, efsunlara inanmayan ben böyle anlarda elimde sihirli bir değnek olsa da insanların ihtiyaçlarını giderebilsem derim kendime. Ama maalesef çıkış yolu bulunamayınca kalıyorsunuz iyi düşüncelerinizle. Böyle durumlarda Allaha daha çok dua etmek gerekir. Ve duanın kabul anı belki de bu zamandır kim bilir. Elimizde çok güçlü bir silah olan rabbimize dua silahı var. Ona bütün inançla sarılırsa çok zorluğun aşılacağını düşünüyorum. Kimsenin yetmediği anda Allah’ın yetiştiğine şahit oluruz. Bu sefer derdimizden dolayı rabbimize şükrederiz.
 
Ülkemize ve dünyaya maddi varlıklar bakımından serdengeçtiler lazımdır. Gerçekten muhtaç olanları her şartta arayıp onların ihtiyaçlarını karşılamak gerekir. Bu yok değil aslında. Fakat bunların sayıları artması gerekir. Toplumsal serdengeçtilerin eksikliği sosyal hayatta sıkıntılar meydana getiriyor. Sosyal adaletin sağlanması için devlete düşen görevle vardır. Bunu devlette desteklemelidir. Çünkü devlet adaleti sağlayamadığında sıkıntılar yaşamaktadır. Siyasi otoriteyi etkileyen bu hadiseleri ortadan kaldırmak devletin bizatihi görevidir. Bunu yapamaması daha büyük sorunların yaşanması demektir. Bunu engellemenin yolu sosyal hayatın destekleyicisi vakıflara kolaylıklara sağlamasıdır.
 
Paylaşmak sevinçleri artırır bunu herkes bilir. Hem manevi yapımızın güçlenmesine de katkısı oluyor. Toplumsal dinamimizi güçlendirir. Zenginler fakirlerin varlığından rahatsız değil bizatihi hoşnut olmalıdır. Çünkü kendi malını fakire verilen sadaka ve zekat ile sigortalamaktadır. Bu münasebetle fakir ve muhtaç öğrencilere özellikle yardım edilmelidir. Hem kendilerine hem de topluma önemli katkılar sağlanmış olur.