Türkiye’nin kırmızı çizgisi aşılırsa

Normal bir hayat akışının olmadığı bir coğrafyada yaşıyoruz. Burnumuzun dibinde dünyanın dört bir yanında gelip etrafımızı ateşe verenlerin alçak saldırılarına maruz kalıyoruz. Mağduriyetimizin haklılığını anlatmak için göbeğimiz çatlıyor ama yine de haksızlıklarla, insafsızlıklarla, vicdandan yoksun ithamlarla karşılaşıyoruz millet olarak.

 

     Kuşkusuz her geçen gün kıyamete biraz daha yaklaşıyoruz. Kıyametin kopmasındaki büyük emareler bölgemizi ve dolayısıyla buradaki büyük savaşları işaret ediyor. İnsanlığın doğduğu, insanlığın büyük hakimiyet mücadelesi verdiği bu bölge yine insanlığın öleceği mücadeleye sahne oluyor. Yaşayan halkları için kan, acı, gözyaşı,  yoksulluk ve çaresizliğin kader olduğu Ortadoğu bölgesi; yer altı ve yerüstü zenginlikleri bakımından yabancılar içinse bir fırsatlar diyarı olarak görülüyor. Birleri yaşamın derdinde birileri ise daha çok kazanmanın derdinde olduğu bir coğrafyada yaşıyoruz. Son yaşadıklarımız bir kez daha gösteriyor ki burada yaşamanın bedeli güçlü olmak, zengin olmak cesur ve proaktif politikalar ortaya koymaktır.

 

     Türkiye gerçekleştirmiş olduğu Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı Harekatları elde etmiş olduğu kazanımlarla bir kez daha gördü ki yumuşak güç olmak bu bölgede yaşamak için yeterli değildir. Türkiye için bıçak kemiğe dayandı. Türkiye içeride 4 milyona yakın Suriyelinin maliyetini karşılamayacak duruma gelince “Batılı Dostlarına” bu durumu izah etmeye çalıştı ama onlar bu durumu anlamadılar, geçiştirdiler. Tüm karşı çıkmalara rağmen Türkiye’nin güneyinde oluşturulması planlanan “Terör Koridorunu”  Türkiye yaptığı başarılı operasyonla bir hafta gibi kısa sürede engelledi diyemesek de erteledi. Terörün ve teröristlerin hamiliğinde yarışa giren gerek ABD, gerek Rusya, gerekse AB bizi oyalamanın türlü senaryolarını yazıyorlar. PKK/PYD/YPG örgütünü korumak, kollamak ve kullanmak için sıraya girenler bize güya “dost” ellerini uzatıyorlar. Mazlumların kanı ile ellerini kana bulamış bu canilerin elleri asla sıkılmamalıdır. Sıkılsa bile niyetlerinin bilindiği her platformda ifade edilmelidir.

 

     Türkiye öyle bir kuşatma altına alınmaya, öyle bir yalnız bırakılmaya çalışılıyor ki bu saldırı atlatılırsa biliyorlar ki oyunlar bozulacak yer yüzü zalimlerin kanlı eline değil mazlumların merhametli elleriyle hayat pınarlarına kavuşacaktır. Kandan, vahşetten beslenen ABD ve Batı kendi kurdukları, kurdurdukları terör örgütlerine her türlü desteği vererek istedikleri ülkelerde istikrarsızlık, sefalet ve zulüm yağdırıyor. Kullanım süresi dolanları bir mendil gibi kullanıp atıyor. Yenisini kullanıyor. Önce övüyor, palazlandırıyor, şişiriyor sonra ise bir darbeyle alaşağı ediyor.

 

     Afganistan’da El Kaideyi kurduran ABD ve avenesi onu düşman haline getirtip saldırtan da kendisi. Sonra tutup ona karşı dünyayı koruma adına sözüm ona terör ile mücadele ettiğini söyleyen ta kendileridir.  Bugün Ortadoğu’da Batının vekalet savaşını yürüten bir sürü terör örgütü bulunuyor. Türkiye’nin ülke güvenliği için %1500 haklı olduğu bir operasyonda neredeyse tüm dünya Türkiye’nin karşısında yer alıyorsa ülke olarak bundan sonraki saldırıların ne kadar daha büyük ve çeşitli olacağını anlayabiliriz. ABD, Rusya, AB terör örgütü. PKK/PYD/YPG’yi koruma ve kullanmanın peşinde olduğu için Türkiye’nin Barış Pınarı Operasyonu’nu durdurmasını ve Türkiye’nin tezlerini kabul ettiklerini deklere ettiler. Hele şimdilik bu işi bir geçiştirelim, sonra Türkiye’ye yapacağımızı biliriz diye bir niyet var sanki. ABD kendi kurduğunu kabul ettiği DEAŞ’ın (İŞİD) elebaşı El Bağdadiyi öldürdüğünü bunun için PYD/YPG’ye ayrı bir teşekkür ederek benim bundan sonra bir süre daha taşeron örgütüm PYD/YPG olacaktır mesajını veriyor.  Bağdadi’nin öldürülmesi ve sonrasında Türkiye’ye yeni operasyonlar ve saldırılar artması muhtemeldir. Bu konuda yurt içi ve yurt dışı kamuoyu anında, hızlı, doğru bilgilendirilmelidir.

 

     Bu kadar alçak saldırılara karşı Türkiye; bazı akılsız, basiretsiz, işbirlikçi siyasilere rağmen içeride sağlamış olduğu birlik ve beraberlikle birçok meseleyi hızlı ve başarılı çözecektir. Yeter ki dışarıda düşmanla mücadele ederken içerideki “beyinsizlere” fırsat verilmesin. Tüm bu saldırılar daha çok milli teknoloji ile, daha çok milli politikalarla, daha çok milli birlik ve beraberlikle savuşturulur. Türkiye; Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı Harekatları ile bundan sonra şartlar gereği geri çekilsek de asla geri dönmeyeceğini ispat etti. Türkiye ülkenin ve milletin bekasını kırmızı çizgi olarak dünyaya deklere etti. Bu çizgiyi aşanlar için yeni operasyonlar hep masada olacaktır. Bundan  sonrasını onlar düşünsün.