İçişleri Bakanı Süleyman Soylu mecliste HDP'yi topa tuttu

İçişleri Bakanı Oflu hemşerimiz Süleyman Soylu, mecliste yaptığı açılamada HDP'yi sert sözlerle hedef alarak; ''İmralı'daki devrik Öcalan'a da Selahattin Demirtaş'a da terörist diyoruz'' dedi.

banner71

Bütçe görüşmelerine İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun HDP'yi hedef alan sözleri damga vurdu.

Bakan soylu, PKK'nın siyasi uzantısı olmakla suçladığı HDP'yi adeta topa tuttu.

Yurt içindeki terörist sayısının 320'ye indiğini açıklayan Soylu ile HDP'li milletvekilleri arasında tartışma yaşandı. HDP'li vekiller sıralara vurarak Soylu'yu protesto edince tansiyon daha da yükseldi.

Bakan Soylu, polisler tarafından göz altına alınan terör şüphelisinin telefonu saklamaya çalışan Şırnak Milletvekili Nuran İmir'i görüntülerini hatırlattı.

Soylu, üstü kapalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ile yeni kurulan partilerin genel başkanlarına göndermede bulundu.

HDP'liler Süleyman Soylu'yu protesto ederken bazı MHP miletvekilleri de HDP sıralarına dönerek bozkurt işareti yaptı.

https://www.ahaber.com.tr/video/gundem-videolari/mecliste-gergin-anlar-icisleri-bakani-suleyman-soylu-hdpyi-topa-tuttu

Örgüte istihbarat sağlayan adamlara, elinde silah yok ve mağarada yaşamıyor diye göz yummuyoruz

İçişleri Bakanı Soylu, "Örgüte istihbarat sağlayan, belediye kepçesiyle çukur kazan, belediye binasında silah depolayan, arka odadaki Kandil'in müfettişinden talimat alan adamlara, elinde silah yok ve mağarada yaşamıyor diye göz yummuyoruz." dedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, TBMM Genel Kurulunda, bakanlığın 2021 yılı bütçe görüşmelerinde konuştu, eleştirilere cevap verdi.

Şehit cenazelerine katıldığını ve bir şehidin eşine başsağlığı dilediği sırada en asil cümleyi duyduğunu belirten Soylu, şehit eşinin "Bakanım benim eşim işine hiç geç kalmadı. Nereye çağrıldıysa da gitti. Sayın bakanım, Allah şimdi onu sevdi ve çağırdı. O'nun en yüce katına gitti." dediğini ifade etti. Soylu, bu memleketin hür, bağımsız ve ayakta olmasının sebebinin, ülkesinin bölünmez bütünlüğüne inanan, iman eden bu kadınlar ve bu insanlar sayesinde olduğunu vurgulayarak, bu vesileyle şehitlere ve vefat etmiş gazilere rahmet, yaşayan gazilere de sıhhat ve afiyet diledi.

Filistin ve Afganistan'daki zulümleri, İran-Irak savaşını, Asala ve PKK'nın terör eylemlerinde şehit olanların acı haberlerini, darbe bildirilerini izleyerek büyüdüklerini aktaran Soylu, emperyalist dünyanın, son 300 yılda ürettiği huzursuzluğun tüm maliyetini bu coğrafyaya yüklediğini söyledi.

Büyük heyecanla takip edilen AB'nin 21. asrın başından itibaren akamete uğradığı, dünyanın büyük bir yönsüzlük ve karmaşıklık içinde kıvrandığı bu dönemde Türkiye'nin kendi gücüyle ayakta kaldığına dikkati çeken Soylu, şöyle konuştu:

"Yüzyılın başından itibaren yenilediğimiz ve yükselttiğimiz altyapımızla, kapasitemizle, yerli ve milli insansız hava araçlarımızdan, helikopterlerimizle, füzelerimizle, savunma sanayi ürünlerimizle, yazılımlarımızla, dünyanın en modern sağlık tesisleri, hastaneleriyle, dünyanın en büyük havalimanlarıyla, göç yönetimindeki vicdanımızla ve nihayetinde, Allah'a hamdolsun ki Ayasofya Cami imzalı kendi kimliğimizle dünyanın önüne farklı bir seçenek sunduk. Bu coğrafyayı esaret ve prangaya mahkum etmeye çalışanlar, 21. asrın başından itibaren yaptığımız bu yürüyüşü, istemeseler de hayranlıkla, ama aynı zamanda büyük bir şaşkınlık ve kıskançlıkla takip ediyorlar."

Terörle, uyuşturucuyla mücadelede yalnız bırakılmış bir Türkiye olduğunu ifade eden Soylu, İsviçre 3 bin metre rakımda turistler için teleferik yaparken, Türkiye'nin Van'ın İran sınırında 3 bin 55 rakımda karakol kurup terör, kaçakçılık ve uyuşturucuyla mücadele ettiğine işaret etti. Soylu, Hollanda 14 bin 400 hektara ektiği lalelerle ekonomisini planlarken, Türkiye'nin geçen yıla göre 2,7 kat artan ve piyasa değeri 22,9 milyar lira olan 115 milyon kenevirin ekimine tedbir almakla uğraştığını kaydetti.

Bakan Soylu, terör ve uyuşturucuyla mücadele ederken İsviçre ve Hollanda'nın da yaptığını yapmaya çalıştığını belirterek, "Yatırımcısı oldukları terör örgütlerinin petrol alışverişlerine ve simbiyotik ilişkilerine ses çıkarmayanlar, ülkemizde bulunan neredeyse İrlanda'nın nüfusu kadar yabancıyı görmezden geliyor, Ege ve Akdeniz'de yakaladıkları göçmenleri de ölüme mahkum ediyor. Ama Türkiye doğru stratejilerle ve 21. yüzyılda ürettiği gücüyle, üzerine yıkılan tüm bu sorunların üstesinden gelmektedir." diye konuştu. Soylu şunları söyledi:

"Hangi birimiz on yıl önce, batılılar Doğu Akdeniz'de petrol ararken bizim de hak iddia edebileceğimizi hayal ederdi? Hangi birimiz Kıbrıs'ta, Maraş'ı kimseye sormadan tekrar açabileceğimizi hayal ederdi? Hangi birimiz kardeşlerimizle el ele verip 'Karabağ meselesini 'Karabağ zaferi' olarak göreceğimizi hayal ederdi? Hangi birimiz sınırlarımızın ötesinde, 8 bin 161 kilometrekarede tam tamına 1 milyon 750 bin insanın hayatını normalleştireceğimizi ve onlara Anadolu medeniyetinin elini uzatabileceğimizi hayal ederdi? Irak'ın biraz ötesine gitti de şalterimizi indirdiler. Allah'ımıza şükürler olsun, bugün Amerika ne derse desin, Avrupa ne derse desin, değil şalterimizi indirmek, terör örgütü neredeyse kafasına binen güçlü ve büyük bir Türkiye var. Hangi birimiz, dün İsrail'den paramızla aldığımız Heronları tamir ettirmeye çalışırken, sırada beklerken bugün kendi İHA'larımızı, SİHA'larımızı yapabileceğimizi, kendi mühendislerimizin ay yıldızlı imzalarını çakabileceğimizi düşünürdük? Geçtiğimiz 10 yılı anlattım, önümüzdeki 10 yılı anlatıyorum. Türkiye bugün, milyonlarca insanıyla ve gönül coğrafyamızdaki milyonlarca insanla kızıl elmaya doğru yürüyor."

"Tarihimizin en büyük fırsatını yakaladık"

Soylu, Meclis'in kurulduğu günden itibaren çok zor günler yaşadığını ifade ederek, her darbede, her cunta yönetiminde itibarının zedelenmek istendiğini, siyasetinin aşağılandığını, 15 Temmuz'da da bombalandığını söyledi.

"Oysa bugün tarihimizin en büyük fırsatını yakaladık." diyen Soylu, bir alana hapsetmeye çalışanlara karşı ilk kez, sorunları onların sahasına yıkabilen bir Türkiye olduğunu kaydetti.

Gelişmiş dünyanın ilk kez yükselişte olmadığını ifade eden Soylu, "Gelişmiş dünyayı ilk kez yükselişte değil, dağılmak üzere olan birlikleriyle yakaladık. Onları ilk kez toplumun önünde itibar kaybeden, sorgulanan, yetersiz liderleriyle yakaladık. Marjinal grupların egemen olduğu ve medeniyetlerinin savrulma yaşadığı bir halde yakaladık. Kapitalist ve emperyalist zihniyetin sorunlarına hapsolmuşken yakaladık." dedi.

Türkiye'yi yüzde 8 binlik faizlerle, gazete manşetleriyle terbiye etmeye çalışanlara karşı ilk kez, siyasetinin gücüyle, devletinin gücüyle, milletiyle dik durabilen, karşı çıkan, cevap veren bir Türkiye olduğunu belirten Soylu, bu fırsatın kaçırılmaması gerektiğini kaydetti.

Erdoğan ve Bahçeli'ye teşekkür

Soylu, Türkiye'nin İstiklal Savaşı'nda olduğu gibi, bugün geldiği seviyeyle diğer mazlum milletlere de yol gösterdiğini, cesaret verdiğini ve vizyon sağladığını ifade ederek, "Bu büyük siyaseti kişiliği, inancı, milletin ruhunu, tarihini anlama kabiliyeti, iradesi ve liderliğiyle pekiştiren Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a ve hem Gazi Meclis'in hem de tarihin huzurunda teşekkür ediyorum. Cumhur İttifakıyla beraber Türkiye'nin bekası için, her türlü sorumluluğu alan, hiçbir siyaset pazarlığının içinde olmayan Milliyetçi Hareket Partisi'nin Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'ye de hassaten şükranlarımı sunuyorum." diye konuştu.

Soylu, 2020 yılının, insanlığa ve Türkiye'ye yaşattıkları açısından çok farklı bir yıl olduğunu belirterek, Kovid-19 salgınında gerek sağlık altyapısının sağlamlığı, gerekse devlet geleneği ve idari yapının gücü sayesinde, batıda asker korsanlığının yaşandığı bu sorunun altında Türkiye'nin ezilmediğini ve aciz kalmadığını söyledi.

Sahada tedbirleri uygulayan valilik, kaymakamlık ve kolluk personeline, muhtarlara, kamu kurumlarının personeline, Vefa Sosyal Destek Grubu'nun elemanlarına, fırıncıdan, su ve market alışverişlerini taşıyan kuryelere, zor şartlara rağmen millete hiçbir şeyin sıkıntısını çektirmeyen esnafa, çiftçiye, sanayiciye, sokak hayvanlarına el uzatan hayvan severlere kadar milletin tüm fertlerine şükranlarını sunduğunu belirten Soylu, "Bu meselenin nasıl yürütüldüğünü en yakından bilen bir insan olarak, hepinizin huzurunda Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca'ya, bir kahraman adama minnetlerimi, şükranlarımı ve teşekkürlerimi arz ediyorum." dedi.

"Deprem ve afet yönetimi"

Bu yıl deprem ve afet yönetimi konusunda da zorlu bir sınav verildiğini, Elazığ Sivrice, Van Başkale, Bingöl Karlıova, İzmir Sivrihisar depremlerinde, Giresun ve Bursa'daki sel afetlerinde, Hatay'daki yangında ve birçok afette, müdahale, barınma ve yardım konusunda hiçbir sıkıntı, karmaşa ve yetersizlik yaşanmadığını belirten Soylu, "Şunu rahatlıkla ifade ederim, göğsümüzü gere gere söyleriz. Afet yönetiminde ortaya koyduğumuz performansı ne ABD'de ne Avrupa'da kimse bulabilir." diye konuştu.

Soylu, bu yıl meydana gelen afetlerde 338 kişinin sağ kurtarıldığını dile getirerek, bu yıl tüm afetlerde 1 milyar 246 milyon lira acil yardım ödeneği kullanıldığını, bu rakamın geçen yıl 386,5 milyon lira olduğunu söyledi.

Yarın deprem olacakmış gibi büyük bir tedbir gayreti içinde olduklarını vurgulayan Soylu, "Bu konuda işin siyasetini yapanı Allah da çarpar bu millet de çarpar." dedi.

Trafik güvenliğinde atılan adımlarla BM Genel Kurulu'nun 2011 - 2020 arasındaki trafik kazalarındaki ölüm vakalarının yüzde 50 azaltılması hedefini tutturabilen iki ülkeden birinin Türkiye olduğunu belirten Soylu, bunun Türkiye için büyük bir başarı hikayesi olduğunu dile getirdi.

Soylu, 2015'te yıllık 7 bin 530 olan trafik kazalarındaki can kaybı sayısının, bu yıl 4 bin 930'un altında olacağını bildirdi. Sayıyı daha da düşüreceklerini belirten Soylu, "Hedefimiz trafikte sıfır can kaybıdır." ifadesini kullandı.

Ankara'da hırsızlık suçu işlemiş herkesi bir polise zimmetlediklerini anlatan Soylu, günde 3 hırsızlık olduğunu, bunun da dışarıdan gelenlerden kaynaklandığını söyledi. Soylu, Türkiye'deki toplam hırsızlık sayısının günde 285 olduğunu, bu yıl 157'ye düştüğünü ifade ederek, hedefin bu sayıyı 100'e düşürmek olduğunu belirtti.

Soylu, 6284 sayılı kanun kapsamındaki kadın cinayeti sayısı geçen yıl 8 aralık itibarıyla 319'dan, bu yıl yüzde 22 azalışla 249 olduğunu belirterek, "En çok uğraştığımız bahis bu bahistir. Bir taraftan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, onun liderliğinde, Milli Eğitim Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, bizler ve Diyanet İşleri Başkanlığı ile bu meseleyi Türkiye'nin gündeminden çıkarabilmek için büyük bir gayret ortaya koyuyoruz." dedi.

Cumhuriyet tarihinin en büyük uyuşturucu ve suç geliri operasyonu olan "Bataklık operasyonu"nun 2020 içinde yapıldığını anlatan Soylu, bu yıl uyuşturucu suçlarında gözaltı sayısının 209 bin olduğunu, 22 bin 518 kişinin tutuklandığını söyledi.

Halen uyuşturucu suçundan tutuklu bulunanların sayısının 83 bin 675 kişi olduğunu ifade eden Soylu, 2017'de 941 olan uyuşturucu bağlantılı can kaybı sayısının yüzde 64 azalışla 2019'da 342'ye gerilediğini bildirdi. Soylu, bu yılın ilk 10 aylık rakamını ise 143 olduğunu dile getirerek, "Teröriste ne muamelesi yapıyorsak uyuşturucu satışına aynı muameleyi yapmak yeminimizdir, ahdimizdir. Anneleri, çocukları, gelecek nesillerimizi bunlardan kurtarabilmek, bizim en büyük felsefemizdir." diye konuştu.

"Teröriste terörist diyoruz"

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Örgüte istihbarat sağlayan, belediye kepçesiyle çukur, barikat kazan, belediye aracıyla terörist cenazesi kaldıran, bombalı eylem yaptıran, teröristin adını cadde ve sokaklara veren, belediye binasında roketatar ve silah depolayan, arka odadaki Kandil'in müfettişinden talimat alan adamlara, elinde silah yok ve mağarada yaşamıyor diye göz yummuyoruz." dedi.

Soylu, "Teröriste terörist diyoruz, destekçisine de terörist diyoruz; ihbarcısına, işbirlikçisine, çocukları kandırıp dağa gönderen belediye başkanına terörist diyoruz; İmralı'daki devrik terörist başına terörist diyoruz. Koltuğu için birbirini yiyen Edirne'deki Demirtaş'a da, Karayılan'a da, tecavüzcü Biçirpinin Duran Kalkan'a da terörist diyoruz." diye konuştu.

İçişleri Bakanı Soylu, "Bizim yaptığımız sadece terörle mücadele değildir, bu aslında emperyalizmin bütün kollarıyla mücadeledir. Bu bir kalkınma mücadelesidir." ifadesini kullandı.

"Nüfus işlerinde dünya ölçeğinde bir devrim yaptık"

Soylu, nüfus ve vatandaşlık hizmetlerinde çok ciddi mesafe aldıklarını, yeni kimlik kartının müracaattan itibaren büyükşehirlerde 1+1, diğer illerde 3+1 günde teslim edilebildiğini söyledi.

Türkiye'nin bugün elde ettiği mesafenin dünyanın birçok ülkesinde bulunmadığını ifade eden Soylu, burada elde edilen teknolojinin Türkiye'nin en önemli ihraç kalemlerinden olacağını belirtti.

"2016'dan bugüne kadar yaklaşık 61 milyon vatandaşımızın kimlik kartını dağıttık ve nüfus işlerinde dünya ölçeğinde bir devrim yaptık." diyen Soylu, yeni markalar üretmeye devam ettiklerini dile getirdi.

Soylu, Kadın Destek Uygulaması'nın (KADES) 1 milyon kişiye ulaştığını, yaklaşık 60 bin ihbar geldiğini ve 30 bininin gerçek ihbar olduğunu, polis ekiplerinin ihbarlara 3-4 dakikada gittiğini anlattı.

Erkeklerin KADES'i indiremediklerini dile getiren Soylu, dünyanın hiçbir ülkesinde devletin veya özel sektörün oluşturduğu böyle bir kabiliyetin söz konusu olmadığını kaydetti.

"Uyuma", "Açık Kapı", "Kırmızı Düdük", "Güven Masası" gibi birçok proje ürettiklerini ifade eden Soylu, "En İyi Narkotik Polisi; Anne", siber güvenlikte "SiberAy", çevre ve hayvanlara karşı işlenen suçlar için "HAYDİ"nin bunlardan olduğunu aktardı. Soylu, Vefa Sosyal Destek Hattı'nın yanı sıra afetlere müdahale için "Polis Arama Kurtarma" timi (PAK) kurduklarını söyledi.

E-Devlet projesinin Türkiye'ye çağ atlattığını vurgulayan Soylu, "Sadece e-bilişim, e-devlet, teknoloji, verimlilik ve üretimde ortaya koyduğumuz kaynaklardan elde ettiğimiz tasarruf 2020 yılı içerisinde şu saate kadar 9,1 katrilyondur." diye konuştu.

"Artık problemlere tek gözlükle bakmıyoruz"

Eskiye göre çok önemli bir farkları bulunduğunu ve hiçbir probleme tek gözlükle bakmadıklarını dile getiren Soylu, şunları söyledi:

"Mesela 40 yıldır mücadele ettiğimiz PKK terör örgütüne karşı artık sadece silahlı mücadele yürütmüyoruz. Arkasındaki destekle, hem sebep olup hem de sömürdükleri Doğu ve Güneydoğu'nun geri kalmışlığı ve yalnızlaştırılmasıyla da mücadele ediyoruz. Örgüte istihbarat sağlayan, belediye kepçesiyle çukur kazan, belediye aracılığıyla terörist cenazesini kaldıran, bombalı eylem yaptıran, teröristin adını cadde ve sokaklara veren, belediye binasında roketatar ve silah depolayan, arka odadaki Kandil'in müfettişinden talimat alanlara, elinde silah yok ve mağarada yaşamıyor diye göz yummuyoruz artık.

İspanya Batasuna'ya ne yapmışsa biz onu yapıyoruz. İspanya Yüksek Mahkemesi Batasuna'yı kapatırken demişti ki; 'Şiddetin kınanmasının reddedilmesi ve bunun diğer bütün partiler tarafından kınanırken yapılmaması terörizme örtülü bir destek anlamına gelir.' Hani birileri bugün PKK'yı kınayamıyor ya Batasuna avukatları AİHM'e itiraz edince AİHM'de net bir cevap verdi, dedi ki; 'Ön gerekçe bu değil ama tek gerekçe bu olsaydı bile karar doğrudur, sözleşmeye aykırı değildir.' İşte biz, meseleye böyle bakıyoruz."

"Farklı bir muamele yapmıyoruz"

Soylu, HDP milletvekillerinin sıra kapaklarına vurarak gürültü çıkarmasına rağmen konuşmasını şöyle sürdürdü:

"İtalya'da olan biten bizdekinin aynısıydı. 2013'te 38, 2018'de 43, 2019'da 45 belediyenin seçimle gelmiş yöneticileri yerine kirli ilişkileri, ağları nedeniyle kayyum atadılar. Ne dünyadan ne muhalefetten kimsenin gıkı çıkmadı, kimse kalkıp geçmiş olsuna gitmedi, kınama beyanları yapmadı. Biz kimseye Yunanistan'da Altın Şafak Partisi'ne yapılandan, İspanya'da, İtalya'da yapılandan, Fransa'da yapılandan, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ndeki ilkelerden, Venedik Kriterleri'nden farklı bir muamele yapmıyoruz. Teröriste terörist diyoruz, destekçisine de terörist diyoruz; ihbarcısına, işbirlikçisine, çocukları kandırıp dağa gönderen belediye başkanına terörist diyoruz; İmralı'daki devrik terörist başına terörist diyoruz. Koltuğu için birbirini yiyen Edirne'deki Demirtaş'a da, Karayılan'a da, tecavüzcü Biçirpinin Duran Kalkan'a da terörist diyoruz. Hiç merak etmeyin, biz içeride olan biten her şeyin farkındayız.

Size soruyorum; sabahtan beri, Kandil'de elinize yazılıp verilmiş metinleri dinliyorum. Hiç birinde Demirtaş'ın ismi geçmiyor. Ne oldu Demirtaş'ı açığa mı aldınız? PKK'nın haber ajansından, çocuk kandırıp gibi yaptırdığınız düzmece haberler bize sökmez. PKK bağlantısından görevden aldığımız belediye başkanlarına, bazı belediye başkanlarının daha koltuğuna oturmadan koşa koşa bu belediyelere geçmiş olsuna gitmesi, bizi Yunanistan'a şikayet etmesi, bizi Avrupa'ya şikayet etmesi bize sökmez. Nereden zuhur ettiği belli olmayan dünün acizlerinin, yeni partilerinin karşı mahalleye yaranmak için yaptıkları açıklamalar yargıya 'sopa' diyerek itibarsızlaştırmaya çalışmaları bize sökmez. Onlardan PKK'ya ne deva olur ne de gelecek olur."

"HDP'yi kriminalize eden PKK'dır"

Soylu, HDP'li milletvekillerin protestolarını sürdürmesine rağmen konuşmasını sürdürürken, AK Parti ve MHP milletvekillerince de alkışlandı. Soylu, konuşmasına şöyle devam etti:

"Sizin az buçuk haysiyetiniz olsa şu siviller için bir gün başsağlığı dilerdiniz. Haysiyetsizler, haysiyetsizler, haysiyetsizler. Bu çocukların hesabını vereceksiniz, bu çocukların hesabını vereceksiniz. Terörist onlar. Bunlar emekçi, hiç utanmıyorsunuz değil mi? İşçi bunlar, işçi. Alın teriyle para kazanmak isteyenler. PKK'nın kölesi olmuşsunuz.

Sayın Engin Altay, biraz önce burada bir cümle ettiniz, dediniz ki 'Siz HDP'yi kriminalize etmeyin'. HDP'yi biz kriminalize etmiyoruz, etmeyiz de zaten. HDP'yi kim kriminalize ediyor biliyor musunuz? Lütfen, bazen üstü örtülü, açık, beraber olduğunuz HDP'yi korumak için böyle bir söz söylemeyin. HDP'yi kriminalize eden PKK terör örgütünün kendisidir."

İstismar edilemeyecek bir şey söyleyeceğini belirten Soylu, "Kürtler de Aleviler de bu ülkenin çimentosudur, çimentosudur." dedi.

Soylu, HDP'nin sözcülüğünü yaptığı terör örgütü PKK'nın, kaçırdığı çocukların eline silah verdiğini ifade eden Soylu, bunların arasında 14-15 yaşında çocuklar olduğunu dile getirdi.

"Millete bakarız"

"Biz, yaptığımız işin, verdiğimiz kararın, ortaya koyduğumuz mücadelenin doğru olup olmadığını anlamak için millete bakarız, eldeki sonuçlara bakarız." diyen Soylu, AK Parti hükümetlerinin 18 yıldır Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da umutsuzluğu sildiğini, istismarı yere serdiğini vurguladı.

Soylu, PKK terör örgütünün köylere gidip erkekleri evden çıkararak kadınlara tecavüz ettiğini belirterek, "Alçaklar, alçaklar! Bak, beni konuşturmayın." dedi.

Bölgeye hastaneler, yollar, üniversiteler, spor salonları, okullar, anaokulları, bilgisayar kodlama sınıfları, gençlik merkezleri, kütüphaneler, organize sanayi siteleri, kadın merkezleri, kayak merkezleri yaptıklarını anlatan Soylu, ayrıca duble yollar, tekstil atölyelerinin yapıldığını belirtti.

Soylu, uzaklığın simgesi Hakkari'nin bugün festivaller şehri olduğunu ifade ederek, Çukurca'da foto safari gerçekleştirildiğini, rafting yarışmaları yapıldığını anlattı.

Hakkari genelinde iki yılda 25 okul tamamlandığını vurgulayan Soylu, organize sanayi bölgesinin adımlarının atıldığını söyledi. Soylu, su sorununun da çözüldüğünü dile getirerek, "Musluklardan suyunu akıtamadınız, 24 saat akıtıyoruz şimdi." diye konuştu.

Hakkari'den örnekler veren Soylu, bölgeye doğal gaz götürüldüğünü, konutlar yapıldığını, anjiyo merkezi açıldığını, yeni hastanelerin de biteceğini belirtti.

Süleyman Soylu, Yüksekova'ya ve Şemdinli'ye yeni kaymakamlık binası yapılacağını, Derecik'te temelleri attıklarını dile getirerek, "Ohhh! paralar PKK'ya gitmiyor, millete gidiyor. Oh, oh! Not alın not, not." sözlerini sarf etti.

Sadece terörle mücadele etmediklerini vurgulayan Soylu, emperyalizmin bütün kollarına karşı bir kalkınma mücadelesi verdiklerini söyledi.

Bu mücadelede üç sac ayağı bulunduğuna işaret eden Soylu, "Birisi, halkın huzur ve mutluluğu. İkincisi, yatırım refahı ve kalkınma. Üçüncüsü de orada yaşayan insanlara güvenilir bir gelecek duygusudur. Bu felsefe küresel güçler ve Batı tarafından defalarca her türlü araçlar ve örgütlerle, PKK/PYD, FETÖ, DEAŞ, DHKP-C gibi maşalarla hedef alındı ama hiçbir sonuç alamadılar. Onların saldırılarına karşı milletin desteği, devletin gücü, inancımız ve siyasi kararlılıkla mücadele ettik. Allah'ın izniyle başardık, başarıyoruz." dedi.

Türkiye içindeki terörist sayısının 320'ye düştüğünü kaydeden Soylu, örgüte katılımın 2014 yılında 5 bin 558 iken bugün 52'ye indiğini söyledi ve "Çocuklarımızı dağa göndermiyoruz artık." ifadesini kullandı.

İçişleri Bakanı Soylu, on bin aileyle görüştüklerini aktararak, ikna yoluyla adalete teslim olan 230 teröristin terör örgütüne değil, Türkiye Cumhuriyeti'ne ve devlete güvendiğini dile getirdi.

Bakan Soylu, 50 yıllık bir hesabı gördüklerini belirterek, "50 yıldır bu memleketin kanını emdiler, bunlar da siyasetini yaptılar. Merak etmeyin, bu kış terör örgütünü mağaralarında yalnız bırakmayacağız, onlara sürprizimiz var, onlara ecel teri döktüreceğiz, onları üşütmeyeceğiz." diye konuştu.

"FETÖ bir istihbarat, terör örgütüdür"

FETÖ'nün bir istihbarat ve terör örgütü olduğunu vurgulayan Soylu, çok zorluklar çektiklerini ancak devletin içerisindeki omurganın sağlamlığının yeniden bir devlet kurdurduğunu, özgürlük ve bağımsızlık sağladığını kaydetti.

FETÖ'yü kurgulayanların amacının Balkanları, Türk ve Müslüman coğrafyasını ABD'ye peşkeş çekmek olduğunu ifade eden Soylu, "Bunu beceremediler ve devletin omurgası bugün ayakta dimdik durmaktadır." dedi.

Özel olarak çağrılırsa sadece jandarmadaki mahrem yapılanmayı anlatabileceğini ve bunun inanılır olmadığını dile getiren Soylu, "Kendim korkuya kapıldım. İnsanların yatak odalarına girip yatak odalarında sorgular yapan, hayatlarının her anını bir yönetmelikle dizayn eden tehlikeli bir örgüt." nitelemesini yaptı.

HDP'li milletvekilleri gürültü yapmayı sürdürürken Meclis Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç'in "Arkadaşlar başım ağrıdı." demesi üzerine Soylu, "Bizim başımız ağrımaz. Onların sesini keseceğiz, keseceğiz, keseceğiz." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde Cumhur İttifakı'nın yapacak çok işi olduğunun altını çizen Soylu, "Allah bizi, milletimize, medeniyetimize, bize bırakılan tarihi mirasa mahcup etmesin." diyerek konuşmasını tamamladı.

"Polisin gidip kendini gece yarısı alması gibi bir şey söz konusu değil"

Soylu, daha sonra milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

"Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun'un şikayet ettiği 80 yaşındaki kadının evine polis baskını yapıldığı" iddiasına cevap veren Soylu, "Bu mesele dün arkadaşlarımız tarafından açıklandı. Evine tebligat gönderildi. Bu işte hepsiyle ilgili usul budur. Davet edildi ve Eyüpsultan Polis Merkezi Amirliği'nde ifadesini verdi ve evine gitti. Polisin gidip kendini gece yarısı alması gibi bir şey söz konusu değil." dedi.

"Şehit polislerin ailelerine 6 bin 150 lira aylık bağlanıyor"

Soylu, "Şehit babasına devletin 121 lira maaş bağladığı" iddiasıyla ilgili olarak, şehit polislerin ailelerine 6 bin 150 lira aylık bağlandığını belirtti.

"Sivil şehit" kavramının, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla AK Parti hükümetleri döneminde, Meclis'in iradesiyle çıktığını dile getiren Soylu, sivil şehitlere 1.467 lira ödendiğini kaydetti. Süleyman Soylu, "Dul eş, anne, baba ve iki çocuk. 1.467 lira bütün bunlara bölünüyor. Başka bir şey mümkün değil, yine yanlış. Ben Çalışma Bakanlığı yaptım. Yapmayın Allah'ınızı severseniz. Bildiğim iş yani." ifadelerini kullandı.

Şehit ve gazilerin, başlarının tacı olduğunu vurgulayan Soylu, "Yaptığım işi bir ibadet gibi görürüm. Biz şehit ailelerinin her sözünü yerine getirmek zorundayız ve getiriyoruz. Bunu herkes bilir. İddialı bir söz söylüyorum, şehit aileleri 'Biz İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ya ulaşamadık.' derlerse Allah beni çarpar. Biz bu ölçeklerin çok dışında her işlerinin emrindeyiz ve elimizden gelen her şeyi yapıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

"Kimse Kürtçe mevlit okudu diye hapse atılmadı"

İçişleri Bakanı Soylu, "bir vatandaşın, Kürtçe mevlit okuduğu için hapse atıldığı" iddiasına ilişkin, "Bu ülkede kimse Kürtçe mevlit okudu diye hapse atılmadı. Bu olay da bu değil zaten. Bu da yalan." dedi.

İçişleri Bakanı olarak Mardin'de, Suriye'den gelen bombayla ölen insanların mevlidine katıldığını hatırlatan Soylu, "Orada Arapça mevlit de okundu, Kürtçe mevlit de okundu. Ben İçişleri Bakanı olarak dinledim. Böyle bir şey söz konusu değil." diye konuştu.

"Garzan Mezarlığı'ndan 282 cenaze çıkarıldığı ve Kilyos'ta bir kaldırıma toplu şekilde defnedildiği" iddiasını da yanıtlayan Soylu, "Bir terör örgütü getirdi, 270'in üzerinde teröristi bir yere gömdü. Affedersiniz, siz cenazelerinizi böyle mi gömüyorsunuz? Adı, soyadı belli değil, bilmem nesi belli değil. Mahkeme karar verdi ve mahkemenin kararıyla her biri oradan alındı, Adli Tıp'a gönderildi. 16'sının kimliği belirlendi. Diğerleri de kimsesizler mezarlığına gönderildi. Burası bir hukuk devletidir. Biz mezarlara da ölülere de saygı gösteririz. Ölülere, mezarlara saygı göstermeyen sizlersiniz." ifadelerini kullandı.

Sağlık, Çevre ve Şehircilik ile İçişleri bakanlıklarının bütçeleri kabul edildi

Öte yandan bütçe görüşmelerinin 5. turunda, Sağlık Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığına bağlı ve ilgili kuruluşlar olan Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, Afet Ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının bütçeleri de kabul edildi.

Of Ajans

Güncelleme Tarihi: 15 Aralık 2020, 00:31

Yüksel Yaşar

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner15

banner16

banner20

banner19

banner22

banner21