Demokrasi için seçimler vazgeçilmezdir. Sistemin sağlıklı işlemesi için seçimler emniyet supabı işlevi görüyor. Şayet Türkiye’de seçimler sağlıklı işlemeseydi en son Ortadoğu’da olan olayların yaşanması muhtemeldi. Hatta Türkiye’de tek partili dönemde bazı sıkıntılar yaşandığı için çok partili hayata geçmek için birçok hamleler yapıldı. Bazı hassasiyetlerden dolayı buna geçilemedi. 1946 yılında göstermelik yapılan çok partiye geçiş denemesi 1950 yılında tam manasıyla kendini gerçekleştirdi.
Türkiye’de halk sahip olduğu devlet geleneğinin bir sonucu olarak devletinin kıymetini çok ama çok iyi biliyor. Yapılan her türlü gayri hukuki tutum ve eylemlere bu nedenle sabretmiştir. Devletine zarar vermemek adına kendine yapılan zulümlere karşı bile bu yapılanları sineye çekmesini bilmiştir. Onu gözü gibi korumuştur. Sistemin önünün açılması adına seçimleri bir fırsat olarak görmüştür. Bundan dolayı halkın geleceğe ait tasarımlarını siyaset eli ile gerçekleştirmesi fırsatı veriyor demokrasi.
12 Haziran Milletvekilliği Genel Seçimleri diğer seçimlere göre daha önce de söylediğimiz gibi sönük geçen bir seçim olmuştur. Çünkü baştan kazananını belli olan bir seçim olduğunu siyasi aktörler de kabul ediyordu. Amaç siyasi iktidarın gücünü aşağıya çekmek olarak belirlenmişti diğer partilerce. Lakin planlanan ve düşünülen seçim tahminleri halkın fark etmesinden mi olacak gerçekleşmemiştir.
Bu seçimde farklı olan ne olmuştur?
Hep örnek atıfta bulunduğumuz, övgüyle bahsettiğimiz Avrupa birliği seçimlerine benzer bir seçim yapılmıştır. Daha önce sandıklar kocaman ve ahşaptandı. Bu seçimde ilk kez şeffaf sandıklar kullanıldı. Portatif oy verme kabinlerinin yapılması çok kolaylık sağlamıştır. Fakat burada bir şeyi söylemeden geçemeyeceğim. Ülkemiz hemen hemen iki yılda bir seçim yapıyor. Özellikle köylerde oy verme mekânları bir standarda kavuşturulmalıdır. Çay alım evlerinde zorunluluktan kurulan sandık sağlıklı olmuyor. Eskiden çay alım evlerinin alt yapıları daha sağlıklı idi. Bugün ona göre daha geridedir. Seçimde boyanma işinden kurtulmamız ayrı bir sevinçli durumdur. Hem temizlik hem de boyanın ithal edilmesinden kurtulmuş olduk. Evet, mührünün değiştirilmesinde oy kullanma noktasında bazı sıkıntılar yaşanabileceği düşünülüyordu. Fakat seçmenler çok bilinçlenmişler. Hemen hemen bu konuda sorun yaşanmadı denilebilir. Yani seçmen tercihini bilerek ve isteyerek kullandı. Seçim sonuçlarının kamuoyuna duyurulması bu seçimde en başarılı olunan olumlu taraflardandır. Sandıktan eve gelene kadar sonuçlar şekillenmişti.
Kazanan ve kaybedenler!
Seçmen tercihini yaptı. Sistemin fotosentez yapmasını sağladı. Artık bu tercihe herkesin saygı duyması gerekiyor. Çünkü Türk Milleti bunu istiyor. Başbakanın balkon konuşması bence çok olumlu idi. Bu konuşmada herkese hatta kendisine de mesaj vardı. Hem içeriye hem dışarıya karşı mesajlar verdi. Bu seçimin en çok kaybedeni İsrail olmuştur. Ergenekon terör örgütü kaybetmiştir. Türkiye’nin büyümesinden rahatsız olan dış güçler kaybetmiştir. Değişim ve büyümenin önünde ayak direyenler kaybetti. Elbette bu seçimin kazanları da olmuştur. Umudunu Türkiye’ye bağlayanlar kazanmıştır. Ülkenin büyümesinden ve zenginleşmesinden yana olanlar kazandı. Değişim ve büyümenin tarafında olanlar kazandı. Yeni ve büyük düşünen, kendini ülkenin varlığı ile bir tutanlar kazanmıştır.
Şimdi ne olacak?
Bu seçimin bence bir kazananı da Of olmuştur. Değişik yerlerden kazanan Oflu adayların kazanması Of için bir şans olduğunu düşünüyorum. Şimdi iş zamanıdır. Söylemlerin eylemlere dönüştürülmesi zamanıdır. Kanunsuz ve kuralsız iş görenlerin tamamen ortadan kaldırılması zamanıdır. Kuralsızlığa sıfır tolerans gösterilmelidir. Bundan sonra tamamen kurum ve kuruluşların kurallar dışına çıkmalarına izin verilmemelidir. Halkın bu desteği aslında kendisinin daha ileriye ve daha büyümeye karşı gösterdiği istektir. Dünya siyasetine daha etkin ve lider katılımı ifade ediyor. Halk yeni ve gerçekten günün şartlarını içerecek sıfır model bir anayasa yapılmasının önünü açtı. Bunu doğru okumak ve gereğini yapmak gerekir. Artık kavgalardan ve çekişmelerden bu millet kurtulmak istiyor. Bu işi kavga ve çekişmeye heba etmemek gerekir. Yoksa dağ fare doğurur. Bu güvene layık olmak güveni daha da pekiştirir. Bu sağlanmadığı taktirde sıkıntılar hep aynı olmaya devam eder.