Türkiye seçimi kazandı

Artık seçim geride kaldı. Türkiye’de istikrar ve milletin umutlu beklentisi kazandı. Bu sonuç herkesi şaşırtmış olsa da biz gerek gözlemlerimizde,  gerekse siyasi tahlillerimizde buna yakın sonuçlar bekliyorduk. En son geçen haftaki yazımızı bitirirken özellikle anket sonuçların yanılacağını belirtmiştik.

 

 Seçim için artık son haftaya girdik. Sadece ülkemiz için değil bölge ve dünya için son derece önemli olan bu seçimin sonuçlarına bel bağlayan yerli ve yabancı çok kesim var. Bakalım Türkiye’nin yaşadığı bir fetret dönemi mi yoksa gerileme dönemi miydi? Seçim sonuçları bunu gösterecek. Eminim ki Türk Milleti bu yaşanan süreci en sağlıklı şekilde gözden geçirip değerlendirmesini yapıp karar verecektir. Gerek etrafımızda yanan ateş gerekse ülkenin içinde bulunduğu durum halkın karar vermesinde en büyük etken olacaktır. Bakmayın sönük bir kampanya dönemi yaşandığına halk kararını vermiş durumdadır. Bu seçimde halk herkese gerekli dersi verecek gibi görünüyor. Birkaç cümle de anketler için söylemek gerekir. Bu seçimde anketlerin epey yanılacağını düşünüyorum. Çünkü millet yaşanılan bu türbülans durumundan ya da fetret döneminden çok sonuçlar çıkarmışa benziyor. Sadece ülkemizin değil dünyanın merakla beklediği bu seçimin halkımızın iradesinin en sağlıklı şekilde tecelli etmesini umuyorum. Milletimiz kendisi için neyi takdir edecekse onu alıp baş üstü yapmak gerekir. Her şey millet için her şey yeniden büyük Türkiye için. Bu yolda her şey gönlünce olsun Türkiye’m! (26.10.2015 Of Havadis 422.sayı)

 

Ak Parti neden kazandı?

Ak Parti neden kazandığını anlamak için neden kaybettiğini bilmek gerekir. Her seçimde halkın değerlerini ve sorunlarını kendine dert edinen Ak Parti, kurucu felsefesini kaybetti. Türk Milletinin sorunlarını çözme adına milletin içinden çıkan Ak Partinin millete yabancılaşması, millete sırt dönmesi, millete yukarıdan bakan ve nereden geldiğini,  nereye gittiğinin farkında olmaması halkta bir hoşnutsuzluk meydana getirdi. Bu hoşnutsuzluğun neticesinde halk bunun önüne geçmek için 7 Haziran’da bir ders vermek istemiş ama verdiği ders ağır sonuçlar doğurdu.  Ak Partiye vermeye çalışılan dersten birileri nemalanmaya başladı, milleti bu tercihinden dolayı adeta bin pişman ettiler.

Bu tablo ortaya çıkınca Ak Parti biz nerede yanlış yaptık diye şapkayı önüne koyarak kendini yenileme, fabrika ayarlarına dönme kararı aldı. Partinin ağır toplarının seçim dışında kalacağı için tüzük değişikliği yapıldı. Çözüm sürecinde taviz verilen kamu güvenliği açığını kapatmak için her türlü güvenlik kuvvetiyle PKK ve diğer örgütler üzerine yapılan operasyonlara kararlılıkla devam edildi. Ekonomik vaatler halkın yaşamında önemli etki yapacak şekilde düzenlenerek halkın beğenisine sunuldu.  Dışarıda ateş çemberine çevrilmiş, yalnızlaştırılmaya çalışan bir ülke durumunda Türkiye’nin neler kaybedeceğinin vatandaşa anlatıldı. Mazlum milletlerin Türkiye için umudunu çığlığa dönüştürmesi herkeste bir diriliş meydana getirdi. Koalisyonun zararlarının vatandaşın tarafından sürede görülmesi.  Bütün siyasi partilerin ve Türkiye üzerinde siyasi ameliyat yapmak isteyenlerin birlikte Ak Partinin karşısında yer alması mazlumu koruma güdüsü oluşturdu.  Ülkenin istikbali ve istiklalinden endişe duyanların güvenilir adres olarak yine Ak Partiyi görmeleri Ak Partinin kazanmasının nedenleri arasında sayılabilir.

 

7 Haziran unutulursa 1 Kasım zafer olmaktan çıkar

7 Haziran; millete sırt dönmenin, kendini beğenmenin, her şeye rağmen biz  kazanırızın verdiği tembelliğin, oluşturulan yolsuzluk algısının neticesinde bir türbülans ya da fetret  dönemine dönüştü.7 Haziran’dan ders aldığını iddia etmesi  ve dersine iyi çalıştığını anlatması 1 Kasım’da Ak Partiye zafer kazandırdı. Milletin yarısının teveccühünü kazanması büyük başarı olarak Ak Partinin hanesine yazdırması siyasi tarih için önemli gelişmelerden olacaktır. Böyle büyük başarı elbette zaferdir ve kutlanması doğaldır. Kutlamalar zafer sarhoşluğuna yol açmamalıdır. Kendi çıkarını ülkenin çıkarları üzerinde görenlere fırsat verilmeyerek milletin üzerinde bir oluşuma izin verilmemelidir. Bilinmelidir ki millete ve değerlerine sırt dönülünce 7 Haziran tablosu uzak değildir. Millete ve onun ideallerine kulak verilince 1 Kasımlarda zafer yaşanır. Artık 7 Haziran zihniyeti Demokles’in kılıcı gibi sallanacak ona dönülürse kaybedecek ondan uzaklaşılırsa kazanılacak.

 

Dünün tüm olumsuzluklarını bir kenara bırakıp son yıllarda ihmal edilen, kırılan, dökülen ne varsa  tadilattan geçirilmelidir.  Tamiratın olmadığı alanlarda ülkenin yeniden inşasına dönülmelidir. 2007 yılından beri söylediğimiz milletin değerleri, ihtiyaçlarını karşılayacak yeni ve aktüel bir anayasa yapılmalıdır. Güvenlikten taviz verilmeyerek kardeşlik ve vatandaşlık hukuku sağlamlaştırılmalıdır. Milli ve dini eğitimin içi doldurularak yürütülmelidir. Vatandaşın refahı yapılması gereken önceliklerden olmalıdır. Dış politikada daha pragmatik ve önünü görecek hamleler geliştirilmelidir. Bir daha ülkeyi koalisyon garabetine düşürecek politikalara sebebiyet verilmemelidir. Unutulmamalıdır ki millete ders verene, millete tepeden bakana, onu yok sayana millet dersini veriyor. Kim olursa olsun dersini veriyor. Fetret bitti. Şimdi kalkınma ve inşa zamanı. Allah milletimize ve milletimizin değerlerine değer katan, onları yüceltenleri yüceltsin. Sonuçlar ülkemiz, bölgemiz ve dünya için hayırlara vesile olsun. Kazanan Türkiye oldu, kaybeden ise sayılamayacak kadar çok.