Kalkınma her alanda olursa sağlıklı olur. Bir alanda yaşanan kalkınma toplumun diğer alanlarında sağlanamıyorsa o toplumda ileriye yönelik çöküntüler yaşanır. Sosyal olaylar birbirinden etkilenmektedir. Bu etki sağlıklı olarak her alanda adaletli bir biçimde genişletilmelidir.
Spor sadece spor olmaktan çıkmışsa sonuçlar üzerinde çok fazla konuşmaya gerek yoktur. Sonuçların önceden kurgulandığı bir spor müsabakasından nasıl zevk alabilir ki insan? Hem değil mi ki sporu zevkli kılan şey sonucunun önceden tahmin edilememesidir? Bu anlayışı ter edeli çok zaman oldu ülkemizde. Paranın girdiği her yer bozuluyor maalesef. Meblağ büyüdükçe bozulma da aynı oranda büyüyor. Para büyüdükçe güçlüler daha çok üşüşüyor. Bu yolda güçlüler çıktıkça adalet kayboluyor. Adalet kayboldukça ne sevgi ne güven kalıyor.
Bütün spor dallarında yaşanan bu güç, para ve iktidar mücadelesine sahne oluyor. Böyle özelliklere sahip, seyirci izlenirliği bakımından en fazla futbol olduğundan futbol daha kirli hale getirilmiş maalesef. Pisliğin olduğu yerde temizlik aramak aşırı iyi niyetlilik göstermek olur kanımca. Böyle durumlarda da kendini kandırmak durumunda değilsen soğuyup çıkarsın işin içinden.
Türkiye’de futbol komada desek iyi niyetli konuşmuş oluruz. Asıl söylenmesi gereken Türkiye’de futbol ölmüştür. Ama biz ille de hayır ölmedi diyoruz. Tutup elinden yaşatmaya kalkıyoruz. Ölmüş ve kokuyor. Her yanı pislik sarmış Türk Futbolunu. Bile bile parfümler sıkıyoruz kötü kokuları duymamak için. Gözlerimizi kapasak da kulaklarımızı tıkasak da sonuç değişmiyor ve de değişmeyecektir.
Her sezon başında, sezon sonunda olacakları bile bile takımlar lige hazırlanıyor. Kimi şampiyonluk için kimisi de ligden düşmemek için. Olacakları bilse de inanmak istemeyerek onca masraf, onca emek veriliyor. Haftalar geçtikçe masa başında kurgulanmış oyunlar teker teker gerçekleşiyor. Kurguyu bozacak olan olursa emniyet supabı olarak hakemler devreye sokuluyor.
Adalet en değerli varlıktır toplum hayatı için. İşte adaleti sağlayacak olan da hakemdir. Hakemlerin ve hâkimlerin çokça tartışıldığı bir ülkede insanların güven duyguları sarsılmış demektir. Hakemler de insandır, hakemler de hata yapabilir buna aklı başında kimse itiraz etmez. Fakat düşünün aynı maçta birbirinden farksız iki pozisyon yaşanıyor, hatta bir önceki takımın yaşadığı daha sert hareket birini geçip diğerine düdük çalıyorsa hakem, ben bunun insan olduğunu düşünmem; satılmış bir “şey” olduğunu düşünürüm. Bunca paranın döndüğü bir sektörde temiz kalabilen zaten yerleşik güçler tarafından yaşatılmaz. Yaşasalar kurdukları düzene çomak sokacaklar. Ne gereği var kurulu düzeni bozmaya? Etliye sütlüye karışmıyorsan, isteneni yapıyorsan, ilişkilerini de iyi tutuyorsan senden iyisi yok. Yukarıya doğru yükselmen de sıkıntı değil. Gerçi; kişiliğini hakem odasında bırakan hakemin verdiği karar ne adil olabilir ne de inandırıcı.
Çocuklar bile kanmıyor artık söylenen yalanlara. Temiz futbol diyeceksiniz, adaleti hep güçlüden yana yontacaksınız. Sonra da tutacaksınız maçlara niçin kimse gelmiyor diyeceksiniz. Dışarıdan bu ülkeyi hiç tanımayan birine Türkiye’de oynanan maçların taraftar sayılarını verin. O, size bu ülkede bir gariplik olduğunu çok rahat söyler. Suçlular cezalandırılmayınca daha da arsızlaşır ve cesaretlenirler. Cesaret buldukça arsızlıklarına devam ederler. Bu ülkede madem hep üç takım şampiyon olacak, diğer takımlar figüran olacaklar bırakın kendi aralarında oynasınlar kupaları bölüşsünler. Boşuna figüran olup kendini önemli görmenin âlemi yok. Futbolda adalet istiyorsak; "Dünya beşten büyüktür." sözünü Türkiye’de Türk Futbolu 3 kulüpten büyüktür anlayışını yüksek sesle haykırmalıyız. Bildiğim tek çözüm sadece adalettir. Canını yaksa da adalettir.