Tutkularımız ve kendimizi bağladıklarımız şeyler kendi ürettiğimiz ve sonradan kendimizi mahkum ettiğimiz şeyler haline dönüşüyor. Mahkum olduğumuzu zannettiğimiz şeylerin aslında çok da gözümüzde büyüttüğümüz kadar önemli olmadığını biraz duraksadıktan sonra daha iyi anlıyoruz. Dönemler değiştikçe bağlandığımız olmazsa olmaz dediğimiz şeyler de değişiyor. Madem dönemsel hareketlerdir bunlar öyleyse gerçek manada vazgeçilmez değillerdir.
Oldum olası insan olarak tadında bırakamıyoruz zevklerimizi, alışkanlıklarımızı, aşklarımızı tutkularımızı. Onların bizleri tutsak etmesine fırsat veriyoruz. Sonra dönüp onlardan mahrum kalınca çılgına dönüyoruz. Bunu insani ilişkilerde ve teknolojik ilişkilerde yaşıyoruz. İnternet ve cep telefonu son yüzyılın fenomenleri olmuş insanlık için. Ne onlarla ne onlarsız mutlu olduğumuzu sanıyoruz. Eskiden televizyon tüm hayatımızı kuşatmış, esir almıştı insanlığımızı. Şimdi internet almış. Ne kadar bilinçli olduğumuzu iddia etsek de olmuyor, kurbanı oluyoruz çağın müzmin hastalığına.
Baştan şuna söylemek de fayda var. Teknolojinin yanında olmak, insan için teknolojiyi savunmak gayet tabii bir şeydir. Teknoloji için insan olmamalıdır. İnsan için teknoloji olmalıdır. İnsan teknolojiye feda edilmemelidir. Özel teşebbüsün önemini hep savunduk savunacağız da. Fakat gerekli kontrollerin yapılmadığında özelleşen kurumların toplumu nasıl mağdur ettiğini yaşıyor ve görüyoruz. Daha iyi, daha hızlı, daha kaliteli hizmet vermek için özelleşen kurumlar artık sadece daha az hizmet, daha çok para kazanmak olarak kendilerini ortaya koyuyorlar.
Özelleşme hayatımıza özellik getirmiyorsa karşı olmak en tabii hakkımızdır. Yaşadığımız elektrik kesintileri, arızaların tamirinde zamanında yetişmeme ya da topu taca atarcasına müşteriyi suçlama özelleşen kurumların prensibi haline gelmiş. Bir elektrik arızası yaşarsınız tamirinin yapılacağı yerde müşteri hatalı kabul edilerek iş geçiştirilmeye çalışılır. Fakat faturanızı birkaç gün geciktirince uyarı mesajları biraz daha geciktirince elektrik kesintisine gidilir. İnternet için bağlantısı ve hizmetlerinde durum elektrik kullanımında çok da iyi sayılmaz. Türlü türlü kampanyalarla abonelik için kaç takla atıldığını unutursunuz. Başvuru yapıp abonelik işlemleri yapılınca bağlanmak için kırk dereden su getirirler. Bağlantı sıkıntılarını giderene kadar göbeğiniz çatlar, bütün şevkiniz kırılır. Müşteri hizmetlerine bağlayıp işi üzerlerinden atarlar. Artık sen bir umutla telefondaki çıldırtıcı müzik bitecek de derdinle ilgilenilecek diye beklersin. Bu beklenti çoğu zaman hüsranla son bulur. Mümkün olur da bağlanırsanız müşteri temsilcisi arıza kaydının oluşturulduğunu ve en kısa sürede size ulaşacaklarını söyler. Üstüne üstlük mesajla da desteklenir bu sözler. Rutine dönüşen bu olayda çözüm yoksa suç sizdedir, sizin ürününüzdedir deyip işin içinden çıkılır. Ücret talebinde en ince ayrıntısına kadar hesap edip fatura çıkarılır.
Hayatın hangi aşamasında olursa olsun bağımlılık insanı, insanlık onurunu alçaltan bir durumdur. Madde bağımlılığı direk biyolojik tahribata yol açarken teknolojik bağımlılık kişilik tahribatına neden oluyor. Aslında izin verdiği kadar tutsak etmeli insanı madde. Yoksa hep bağımlılık mutsuzluk ve çekilmez bir hal alıyor. Kendini bilmeyenin insanlığını da kaybettiğini görüyoruz. Hayatı anlamak ve anlamlı kılmak için hayatın kaptanı olmak için daha bilinçli insan olmak gerekir.
Gereğinden fazla anlam yüklenen ve bağlanan şeylerin hayatımızı altüst etmesine fırsat vermemeliyiz. Unutulmamalıdır ki gereğinden fazla her bağlılık tutsaklığa tutsaklık da köleliği götürür.