Bu hafta suya sabuna dokunmayacak bir yazı kaleme alayım diyordum. Lakin gene de ‘’suya’’ dokunmadan yapamamışız. Çünkü bu haftaki yazıyı su ile ilgili bir hikâye üzerine kurdum.
Herkesin bildiği klişeleşmiş sözler vardır ya: Su hayattır, hayat su. Ben işi biraz daha farklı boyutta irdeledim veya farklı bir açı ile bakmaya çalıştım. Suyun yaşamıyla insanın yaşamı arasında çok örtüşen yanlar olduğuna inanırım. Öncelikli olarak ikisi de bazen durgun bazen çağlayarak akmak ister. Hatta öyle anlar gelir ki ne kadar set çekseniz de mani olamazsınız onların bu deli dolu haline. Kızgınlıkları, coşkunlukları geçince ise öyle durgunlaşır ki ikisi de sakinlikten şaşırtır bakanları. Zannedersiniz ki insanın ve suyun ikisinin de sakin ve sükûnet içinde bir tarzı hayatları vardır. Buradan da esinlenerek olayı bir hikaye ile sürdürmek istiyorum.
Herkesin bildiği klişeleşmiş sözler vardır ya: Su hayattır, hayat su. Ben işi biraz daha farklı boyutta irdeledim veya farklı bir açı ile bakmaya çalıştım. Suyun yaşamıyla insanın yaşamı arasında çok örtüşen yanlar olduğuna inanırım. Öncelikli olarak ikisi de bazen durgun bazen çağlayarak akmak ister. Hatta öyle anlar gelir ki ne kadar set çekseniz de mani olamazsınız onların bu deli dolu haline. Kızgınlıkları, coşkunlukları geçince ise öyle durgunlaşır ki ikisi de sakinlikten şaşırtır bakanları. Zannedersiniz ki insanın ve suyun ikisinin de sakin ve sükûnet içinde bir tarzı hayatları vardır. Buradan da esinlenerek olayı bir hikaye ile sürdürmek istiyorum.
Kendi halinde yaşayan küçük ama suyu hiç kesilmeyen bir su vardı kasabanın birinde. Kendi halinde; insanların geçtiği yol kenarında kıvrıla kıvrıla, serpile serpile akan bir su vardı üstelik hayatından çok memnundu. Yanında durup dinlenenlere, su içip ferahlayanlara sunduğu mutluluk hissi ile adeta kendi de aynı hisleri yaşıyordu. Yolu o tarafa düşenler ise yalnız sudan bahsedip onu anlatırlardı. Hatta öyle âşıklar, dertli dertli gelenler su ile konuşur, onunla dertleşirdi ki sanki su onlar için psikolojik bir tedavi görevi ifa ediyordu.
Hayatın değişim rüzgârına kimse kayıtsız kalamıyordu. Bu değişimden su da nasibini almış. Ona sunulan fantastik düşünceler zihnini meşgul etmiş bunun üzerine su, bir gün hayatında önemli denebilecek bir değişiklik yapmaya karar vermiş. Ziyaretçilerinden biri onu baştan çıkaracak sözler söylemiş, hatta öyle iltifatlar etmiş ki onun yıllarca akıp gittiği yatağını değiştirmeye ikna etmiş. Artık su kanala alınmış farklı yollarla farklı yerlere akmaya başlamış. Su önceleri bu duruma çok sevinmiş yeni bir hayat yeni ve ayrı bir dünya, yepyeni insanlar. Bu hayat tarzının değişiminden çok zaman geçmemişti ki artık daha çok insanın evlerine konuk olmuş ama kimse onunla konuşmuyor, kimse onun güzelliğinden bahsetmiyordu. Su akıyor ama akan ise sanki su değil suyun içindeki gözyaşlarıydı. Suyun bu acılı hali tadına da etki etmiş insanlar ondan vazgeçmişler. İnsanlar artık bu suyun yerine yeni su bulmuşlar. Kendini değersiz ve işe yaramaz olarak gören suyun yerine kendilerine yeni su kaynağı bulup onu kullanmak istemişler. Böylece çok sevilen ve methiyeler dizilen su; yalnız, çaresiz ve mutsuz bir halde eski haline dönmüş. Dönmüş ancak artık onu orada arayanlar onu orada bulamadıkları için yollarını ve konaklama yerlerini değiştirmişler. Çünkü o eski misafirlerini unutmuştu. Bir daha buralara dönmeyi hiç düşünmemişti.
Su böyle terkedilmiş, adeta yüzüstü kaderine bırakılmış durumdayken eski günleri hatırlatırcasına bir el gelmiş suyun hayatını yeniden kurtarmış. Sanki bu suyun hayatında yeniden doğuş etkisi yapmış. Eskiden yanından geçip kenarında istirahat eden müdavimlerinden biri bu suyun tekrar yerinde olduğunu görmüş. Bakımsız ve mecalsiz akan hali içini acıtmış. Etrafını temizlemiş, bakımını yapmış. Bu suyun kaybolmaması için neler yapabileceğini, tekrar suyun mutlu ve insanların mutlu nasıl olabileceği konusunda kafasında çeşitli fikirler geçirdi. Suyun etrafındaki zararlı olan her şeyi temizlemiş varlığını ortaya çıkarmış, suyun önüne set çekmiş. Etrafını ıslah etmiş. Etrafındaki ağaçların kurumuşlarını kesmiş. Genç ama bakımsız ağaçların da bakımını yaparak burasını güzel dinlenme yeri haline getirmiş. Su artık ona set çekilmesi ile rahat bir nefes almış. Yılların vermiş olduğu değer bilmemekten, mutsuzluktan kurtulup yine mutlu ve huzurlu durumuna kavuşmuş. Set içinde göle dönüşmüş olmak kafileler halinde insanların yanına gelip eğlenmesine ve insanları mutlu etmesini sağlıyordu. Su artık onu koruyan, kollayan kendini bir işe yaramanın verdiği değerle mutluluk duyar bir hale gelmişti.
Yine aradan epey zaman geçmiş. Suyun önündeki set yağan yağmura, kara sele karşı suyu güvende tutmuş. Bunu yaparken suyun mutlu olmasını bir daha olur olmaz hayaller kurmamasını istemiş. Su ise setin üzerinden aşıp özgürce eskiden olduğu gibi yatağında akmak istemiş. Bunu hisseden set onun inlemelerine daha fazla dayanamamış. Set bu duruma daha fazla dayanamayıp kendini bırakmış. Su yatağına özgürce akmanın verdiği mutlulukla önünde ne var ne yok katıp sürüklenmiş. Suyun etrafa verdiği bu zarardan korkan insanlar bunun önüne artık aşamayacağı kocaman duvarlar örmüşler. Su artık dönüşü olmayan bir yola girdiğini ve eski kader arkadaşı setin ona ara sıra da olsa izin verip yatağında akmasını sağladığını bunun kıymetini bilmediğini düşünmüş. Kim bilir belki de yaşadığı uçarı duyguların cezasını çektiğini zihninden geçirmiş su. Burada hep geçmişe duyduğu özlemle yaşamış su.