Derin bir sessizlik var… Sessizliğin bu denli olması ürkütüyor beni hatta korkutuyor. Başbakan adeta yalnız başına bu riski üstlenmiş görüntüsü veriyor. Arkadaşları hararetle bu projeyi savunmaktan geri duruyorlar hissi var bende. Öte yandan CHP devletin sahibi edası ile ve hiçbir işe karışmadan adeta olup bitenlere seyirci kalıyor “hele bir hata yapın da o zaman görüşürüz tafralarında …”
Yokuş aşağı hızla gelen bir araç var, direksiyonda başbakan, fren ve gaza basmak başkalarının insiyatifinde, biri gaza hızla basarken diğeri de hızla frene basabilir, işte işin bu boyutu korkutucu ve endişe verici…
Sanki sorun sadece Türkiye’nin iç meselesi gibi yansıtılıyor. Oysa durum öyle değil. PKK terör örgütünü kurup yıllardır başta Kürtlere ve Türklere hatta ülkemizde yaşayan bir sürü değişik etnik kökenden insana kan kusturanlar sessizce bekleyip durumdan memnun oldukları hissini veriyorlar.
Öncelikle temennimizi söyleyelim. Kardeşliğin tesis edilmesidir. Sorunların çözümü ve bu illetin ortadan kalkmasıdır. Duamız bu yolda gayretle çalışan ve sonuç almak isteyenleredir…
Oysa denklem çok kolaydır. Toplumun tamamını rahatsız eden her olay, toplum tarafından istenmeyen ilan edilir. Kurtulmak için bir kader birliğinin oluşmasına sebep teşkil eder.
Mısır’da toplumun hemen her kesiminin bir araya gelerek, Hüsnü Mübarek’in gitmesi üzerinde uzlaşmaları sonuç vermişti. Herkes için sorun teşkil eden Mübarek, Tahrir Meydanının şahitliği ile indirilmişti.
Onu indirmede uzlaşan Mısır’lılar, yerine getirecekleri kişi üzerinde anlaşamadılar. Olanlar oldu…
Ülkemizde herkes PKK’nın varlığından şikayetçidir. Yok olması için canla malla mücadele vermektedirler. Sorun bu değil ki…
Sorun, Pkk nasıl tasfiye edilecek, bizleri ne şekilde etkileyecek, bugüne kadar destek olan ABD, Avrupa ülkeleri ve İsrail bu süreçten ne beklemektedirler. Bir taraf ne kaybedecek diğerlerinin kazanımı ne olacak?
Başbakan bu süreçte çok ciddi risk üstlenmiştir. Halkımız temkinle bu işi çok güvendiği bir lider olan Başbakana tevdi etmiştir.
Kardeşlik hukukunun tesis edilmesi, inançlı insanlar olarak en çok bizleri mutlu eder. Ama nasıl edileceği, kimlerle olacağı, ne zaman gerçekleşeceği, topluma pozitif ve negatif yansımaları neler olacağı sorularını sormak hakkımızdır elbette.
Kardeşler arasında kavga olabilir bu doğaldır. Bunu çözmenin yolu, tarafların yapılan hatalardan duyulan pişmanlığıyla olur. Ülkemizi terk edecek olan teröristlerin ortaya koyduğu tavır pişmanlık değildir. Aksine hak elde etme mücadelesi gibi sunulmaktadır. Zafer edası içindedirler. BDP’liler ağızları adeta kulaklarına varmış gülümseme ile olanları izliyorlar. Onlar güldüğü kadarınca, ben endişeleniyorum.
Bu yüzden, şehit Mehmetçiğin kanı ile PKK’lı teröristin kanı, siyasi hatalar yüzünden dökülmüştür vurgusu ile, şehit annesinin duyduğu hissiyat ile terörist annesinin duyduğu hislerin aynı olduğu ifade edilmeye başlanmıştır.
İyi de bundan sonra, teröristler sözünü tutmazsa veya yeni bir terör belası ile ülkemiz baş başa kalırsa, birkaç yıl sonra birilerinin çıkıp bu mücadeleyi de hatalı olarak nitelendirebileceği düşüncesinde olan Mehmetçiğe bir kez daha “şehit ol” talimatı nasıl verilebilecektir.
Galiba bu konu da çok konuşuluyor ama hiçbir şey söylenmiyor…