Somali’deki Çocukları Unutmayalım

Onbir ayın sultanı, rahmet, merhamet ve bereket ayı Ramazan geldi. Bizler bir yandan kavurucu sıcaklarla mücadele edip diğer yandan dini vecibelerimizi nasıl yerine getireceğimizi tartışa duralım dünyanın başka coğrafyalarında bambaşka ramazanlar da yaşanıyor. Son günlerde televizyon ekranlarında sıkça rastladığımız üzere Afrika’da, Somali’de açlıkla mücadele eden insanların, küçücük bebeklerin yürek burkan görüntülerini izlediğimizde sorumluluğumuzun ne denli ağır olduğunu iliklerimize kadar hissediyoruz.
 
Son yılların en ağır kuraklık günlerini geçiren ülkede açlıktan ölen çocuk sayısı otuz binlerle ifade ediliyor bugünlerde. Dile kolay otuz bin çocuk yetersiz bakım ve beslenme nedeniyle öldü geçtiğimiz birkaç ay içinde. Ülkemizden bir sivil toplum kuruluşu ile birlikte bölgeyi gezen ekibin içinde yer alan katılımcılardan biri; kucağındaki bebeğini zorla kendisine vermeye çalışan bir annenin çaresizliğini anlatırken gözyaşlarını tutamıyordu. Düşünün bir anne çocuğunu başkalarına vermeye nasıl razı olabilir. Herhalde bu örnekteki gibi yalnızca hayatının kurtulması amacıyla olsa gerek. Zira o anne bir kaç gün sonra açlıktan ölme sırasının kucağındaki bebekte olduğu gerçeğiyle uyanıyor her yeni güne.
 
Her ramazan ayında tertiplenen ihtişamlı iftar organizasyonları artık çok daha itici geliyor bu görüntüleri izlediğimizde. Çeşit çeşit yemeklerle donatılmış sofralardan kalkarken çoğu zaman geride bıraktığımız yemek artıklarıyla kim bilir kaç insanın daha doyabileceğini hesap bile edemeyiz genellikle. Tüm bu bolluğun ve zenginliğin ortasında bile bizler acaba ramazan nasıl geçecek, susuzluğa dayanabilecek miyiz diye kafa yorarken; nüfusunun çok büyük bir bölümü müslüman olan Somali’de de insanlar bir damla su bulup iftarlarını açmaktan emin olamadıkları halde bile oruçlarını tutmaya devam etmekteler.
 
Diğer yandan oldukça zengin yer altı kaynaklarının üzerinde duran Somali’de böylesi açlık dramı yaşanırken Emperyalizmin sembol ülkeleri de bu ülkenin bu duruma düşürülmesindeki en büyük pay sahibi kendileri olduğu gerçeğini gözardı etmeye çalışan timsah gözyaşlarıyla dünya kamuoyunu meşgul etmeye devam ediyorlar.
 
Dünya bir yana bizler çok farklıyız, bu drama bu sefalete seyirci kalacak bir millet değiliz. Türk Kızılayı ve çeşitli yardım kuruluşlarımız her gün yeni bir yardım ekibini ve konvoyunu daha açlıkla mücadele eden o insanlara ulaştırmak için seferber olmuş durumda. Bölgeyi gezen gazeteciler, yardımseverler ve değişik ülkelerden gelen araştırmacıların hemen hepsi o coğrafyadaki Türk yardımsever kuruluşların faaliyetlerinden övgüyle bahsediyor.
 
Başbakanlık da yayınladığı bir genelgeyle ülkemizdeki tüm hayırsever vatandaş ve kurumları bu ülkeye yardım yapmaya davet ederek yeni bir kampanya başlattı. Gerek açılan banka hesapları gerekse Diyanet İşleri Başkanlığı koordinasyonunda camilerimizde toplanan yardımlar bu kampanya çerçevesinde bölgenin ihtiyaçları karşılanmak üzere o ülkeye aktarılacak.
 
Tüm milletimiz gibi bölgemiz insanının da ne denli hassasiyet taşıdıklarını bildiğimiz için bizler de bu haftaki köşemizi bu drama ayırmak istedik. Olur ki herhangi bir vatandaşımız da bu yazı vesilesiyle o insalara bir lokma ekmek desteğinde bulunur. Unutulmamalı ki böylesi büyük buhranlar ancak elbirliğiyle ve daha çok insanın desteğiyle aşılabilir. Gülen oynayan çocuklarımızı gördükçe oradaki açlıktan ölen ya da ölmek üzere olan çocukları hatırlayalım ve az çok demeden yardım elimizi onlara uzatalım.
YORUM EKLE

banner81

banner16

banner20

banner22

banner21