Şoför, Arabadan Atla!

Pensilvanya’dan Fethullah Gülen bağırıyor.

-Atın onu aşağıya.

-Kimi?

-Şoförü

-Kim o?

-Başbakan Erdoğan.

-Nereden atılacak?

-Şoför koltuğundan.

-İyi de araç son süratle hareket halinde, içinde insanlar ve hatta tanıdıklar da var ve bu kişiler atılmasını asla istemiyorlar. Yazık değil mi?

-Yooook! Nasılsa biz içinde değiliz.

-Bu zalimce değil mi ama? İslam’a uygun mudur… Neden peki?

-Dediler ki yolsuzluk ve rüşvet olayına karıştı.

-İyi ama o diyenler, deme ehliyete sahip mi? Doğru olsa bile, bu gerekçe kaos oluşturmak için yeterli mi...?!?!?

 

Pensilvanya’dan bir adam, milletimizin içinde olduğu ve son sürat hızla giden bir otobüsün şoföründen, aracı durdurmadan atlamasını istemektedir. Otobüsün içindekiler, “iyi de aracı kim devir alacak” sorularına aldırmadan.”Ya gelecek adam sağ salim bizleri gitmek istediğimiz istasyona götüremezse “endişelerine kulak asmadan. Üstelik, yıllarca faaliyet gösterdiği alandan bir alternatif şoför ortaya çıkartma acziyeti içerisindeyken…

 

Geçmişte hükümet olma işini yani siyaseti, Demirel ve Ecevit’e bırakan cemaat, bu alanlara ait sorunlarla alakalı konuşmayan, fikir üretmeyen, söyleyecek sözü olmayan bir topluluk olarak bilinmekteydi. Onlara göre yönetmek ve siyaset etmek, kirli işlerle uğraşmak demekti. Hatta şeytani işlere dalmak, hakkın yolundan sapmaktı. Bugün siyasete aşırı meraklarından anlaşıldı ki ,o günlerde siyasetin şerrinden Allah’a sığınmalarının asıl sebebi, bu alanda rahat hareket edebilmelerine olanak sağlamak ve meydanı Demirel ve Ecevit’e bırakmak içindi…

 

Onlarda kendilerine tanınan bu imkanları milletin canına okumak için kullandılar. İnançlı insanlara baskı uyguladılar din adına ne varsa kökünden kazıyıp atmak için ellerinden geleni yaptılar…

 

Onlar siyaset işini şeytani iş olarak görüyorlardı ama seçim dönemlerinde, siyasilerle Milli Görüş düşüncesine karşı işbirliği içerisinde hareket etmekten kaçınmadılar. Adeta varlık sebeplerini siyasi alanda Milli Görüş’ün gücünü kırmak üzerine bina etmişlerdi. Bugün anlaşıldı ki bu tutum onlara sadece pazarlık yapmak mahareti kazandırmaktan başka hiçbir fayda sağlamamıştır. Okullarında ve yurtlarında siyaseti, sadece siyasilerle Milli Görüş’e omuz atmak ve onlara karşı pazarlık nasıl yapılabilir sorusuna cevap bulmaktan öteye götürmediler. Ülkemizin temel sorunlarını siyaset tıkanıklıklarını yurtlarında kalan gençlere konuşturmayarak yasak ettiler. Bunun karşılığını da o günlerde destek verdikleri siyasilerden de aldılar.

 

Neredeyse kırk yılını eğitim ve öğretime adamış bir yapı ile bugünkü hükümet arasında meydana gelen kavganın sebebi de budur aslında. Meğerse ABD merkezli bir çalışma başlatılınca siyaset üzerine söylenecek çok şeyler öğrenmişler. Hemen her konuda fikir söyleyecekler ama hiçbir konuda sorumluluk alamayacaklardı. Çünkü sadece pazarlık yapmayı bir de omuz atmayı bilirlerdi. Öyle de yaptılar. Kendileri ile alakalı bütün davranışlarını güven esaslı yürüten yol arkadaşlarını uçurumun kenarına getirip orada omuz attılar.

 

Hükümet yanlış yapmaz mı?

Yapmaması anormal olur. Yapar yapmalıdır da. Önemli olan hatalardan beri olmak gayreti ve samimiyeti ortaya koymaktır. Çünkü idareciler yaratılmış varlıklardır. Yaratandan daha aciz oldukları başka nasıl anlaşılabilirdi ki zaten. Onlara ait hatalara yeni hatalar ekleyerek düzeltme girişimi mümince bir davranış mıdır? Hükümet aleyhine ortaya atılan her habere yanlış doğru demeden sarılmak, daha iyisini ve doğrusunu alternatif olarak ortaya çıkartmadan, mevcut hükümete omuz atmak İslam’a uygun muydu acaba? Hele etrafımızda bu omuz atmaların meydana getirdiği kaosların örnekleri dururken, ülkemizi de Mısır, Suriye, Ukrayna gibi iç kaosa sürükleyecek bir girişimi başlatmak Hak’kın rızasına uygun muydu?

Ama kırk yıldır siyaseti sadece omuz atmak ve pazarlık yapmaktan öteye götüremeyenlerin bunun dışında yapacakları çok fazla da bir alternatifleri yoktur. Çünkü yönetmek işini bir gün bize teklif ederler hesabını bugüne kadar hiç yapmadılar. Bu konuda hiçbir çalışmada ortaya koymadılar. Şimdi televizyonlarında cemaat adına konuşanlar sadece eleştiri getirmekten başka hiçbir girişim gösteremiyorlar. Çünkü bu projede dindarlar sadece elif ve be harfi ile uğraşacaklardı idare etme işini içki içenler, kumar oynayanlar, namaz kılmayanlar icra edeceklerdi. Bugün yıllarca emek verdiği bir eğitim kadrosundan bir alternatif idare ortaya çıkaramayan cemaat kırk yıldır yaptığı çalışmada iflasın eşiğine gelmiştir. Çalışmaların boşa gittiği anlaşılmıştır. Afrikalı’ya zeybek öğreten bir fantazi örgütten öteye geçememiştir.

 

Oysa siyaset yapmak kolay bir iş değildi o günlerde. Hele Merhum Erbakan’a omuz attıkları dönemde avuçta ateş tutmaktı. Ama avuçta ateş tutmaya kendilerini alıştıran Milli Görüşçüler, siyasete dair söyleyecek sözler ve sorunlara getirecekleri çözümleri öğrendiler. Türkiye bugün etrafındaki ülkeler gibi iç çatışmalar ve kaoslarla uğraşan değilse, bunda omuz atılan ve siyasette daima yalnız bırakılan merhum Necmettin Erbakan ve yetiştirdiği öğrencilerinin payı büyüktür.

 

Seni her fırsat bulduğumuzda yaptığımız gibi, bugün de yani 28 Şubat’ta rahmetle anıyoruz Hocam!

 

Ömer ALÇEP