Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı 2011-2013 yıllarını kapsayan Sigortacılık Bilinçlendirme ve Tanıtım Stratejileri yayınlandı. Buna göre, Sigorta Haftası’nınMayısayının son Pazartesi günü başlayıp, o haftanın Pazar gününe kadar geçecek süre olarak kabul edildi. Bu haftada çeşitli illere yayılmış olarak etkinliklerin düzenlenmesi planlanmaktaydı. Bunun için hem Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği ve Sigortacılık Eğitimi Genel Merkezi hem de Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından Ticaret ve Sanayi Odalarına bu hafta kapsamında çeşitli etkinlikler düzenlemeleri için yazılar yolladılar.
Bu yıl ilk defa düzenlenmesinin acemiliğinden ve şaşkınlığından mıdır yoksa umursamazlıktan mıdır bilinmez ama bu yıl ki etkinliklerin pek de fazla etkin bir biçimde geçtiği söylenemez. Bildiğim ve basından takip ettiğim kadarıyla yapılan etkinlikler ne yazık ki istenilen düzeyde gerçekleşmemiştir. Oysa sigortacılığın bilinçlendirilmesi ve tanıtımı için koskoca bir hafta belirleniyor, sektörün çeşitli kesimleri ise bir aymazlık içerisinde hareket ediyorlar. Ülkemizde değişik illerde çok az sayıda yapılan etkinliklerden 2 tanesinin içerisinde konuşmacı olarak bulunma şansım oldu.
Bunun için Aksaray ve Elazığ Ticaret ve Sanayi Odalarını ve Sigorta Acenteleri Derneği (SAB)’ ni yapmış oldukları konferanslar, paneller ve ile ilköğretim öğrencileri ile Ticaret Meslek Liselerinin sigortacılık bölümlerinin ziyaret edilmesi gibi faaliyetlerinden dolayı kutluyorum. Tabi ki bu etkinliklerde acentelerimizin sorunları, Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi bu illerde de sorunlar aslında ortaktı. Acentelerimizin sorunlarının başında denetim eksikliği geldiğini görmekteyiz.
Acenteler, Ticaret ve Sanayi Odalarına şube açmak için müracaat ederlerken bazı odalar “Acente Teknik Personel Belgesi” olanları şube açmak gibi yanlış algıladıkları için şube tesisine izin vermektedirler. Oysa “Acente Teknik Personel Belgesi” ayrı Acente Teknik Personel Yetkilisi Unvanı” ayrı şeylerdir. Sigorta Acente Yönetmeliğinin 18. Maddesinde kimlerin teknik personel yetkisine haiz olacakları açıkça belirtilmiştir. Yine aynı yönetmeliğin 20. Maddesine göre “Teknik personelin kimlikleri uygunluk belgesi başvurusunda bulundukları oda tarafından verilir hükmü yer almasına rağmen halen acente olarak çalışan ve acente yanında çalışanlarda olmak üzere kimliklerinin gelmediği bir gerçektir. Aslında denetimle ilgili sorunlar oldukça çoktur ama biz bazılarına değindik.
Bu konularda “Sigorta Acenteleri İcra Komitesi”’nin daha etkin olmasını temenni ediyorum. Son olarak ise Sigorta Acenteleri Yönetmeliğinin geçici ikinci maddesine değinirsek; Bu maddeye göre, “Bankalar, acentelik yapan şubelerinin dörtte birinde 2008 yılı sonuna kadar olmak üzere, takip eden üç yıl içinde her yıl en az dörtte birini tamamlamak suretiyle 2011 yılı sonuna kadar tüm şubeleri için teknik personel niteliklerini haiz en az bir kişi olmak üzere yeterli personel istihdamını sağlarlar.” hükmü yer almaktadır.
1 Ocak 2012 tarihinden itibaren teknik personel yetkilisi unvanına haiz olan personel bulundurmayan banka şubelerinin keseceği poliçeler hukuka aykırı olacağından hem sigorta acentelerinin hem de yetkili mercilerin bu konunun takipçisi olması gerektiği kanaatini taşıyorum. Yazımı Yunus’un bir sözü ile sonlandırmak istiyorum. : “Bu kapıdan eğri kişi girmedi ki, eğri odun girsin!” felsefesini taşıyarak sektöre eğri kişileri ve eğri işlerin sokulmaması dileğiyle bir sonraki yazıya kadar hoşçakalın.
Bu yıl ilk defa düzenlenmesinin acemiliğinden ve şaşkınlığından mıdır yoksa umursamazlıktan mıdır bilinmez ama bu yıl ki etkinliklerin pek de fazla etkin bir biçimde geçtiği söylenemez. Bildiğim ve basından takip ettiğim kadarıyla yapılan etkinlikler ne yazık ki istenilen düzeyde gerçekleşmemiştir. Oysa sigortacılığın bilinçlendirilmesi ve tanıtımı için koskoca bir hafta belirleniyor, sektörün çeşitli kesimleri ise bir aymazlık içerisinde hareket ediyorlar. Ülkemizde değişik illerde çok az sayıda yapılan etkinliklerden 2 tanesinin içerisinde konuşmacı olarak bulunma şansım oldu.
Bunun için Aksaray ve Elazığ Ticaret ve Sanayi Odalarını ve Sigorta Acenteleri Derneği (SAB)’ ni yapmış oldukları konferanslar, paneller ve ile ilköğretim öğrencileri ile Ticaret Meslek Liselerinin sigortacılık bölümlerinin ziyaret edilmesi gibi faaliyetlerinden dolayı kutluyorum. Tabi ki bu etkinliklerde acentelerimizin sorunları, Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi bu illerde de sorunlar aslında ortaktı. Acentelerimizin sorunlarının başında denetim eksikliği geldiğini görmekteyiz.
Acenteler, Ticaret ve Sanayi Odalarına şube açmak için müracaat ederlerken bazı odalar “Acente Teknik Personel Belgesi” olanları şube açmak gibi yanlış algıladıkları için şube tesisine izin vermektedirler. Oysa “Acente Teknik Personel Belgesi” ayrı Acente Teknik Personel Yetkilisi Unvanı” ayrı şeylerdir. Sigorta Acente Yönetmeliğinin 18. Maddesinde kimlerin teknik personel yetkisine haiz olacakları açıkça belirtilmiştir. Yine aynı yönetmeliğin 20. Maddesine göre “Teknik personelin kimlikleri uygunluk belgesi başvurusunda bulundukları oda tarafından verilir hükmü yer almasına rağmen halen acente olarak çalışan ve acente yanında çalışanlarda olmak üzere kimliklerinin gelmediği bir gerçektir. Aslında denetimle ilgili sorunlar oldukça çoktur ama biz bazılarına değindik.
Bu konularda “Sigorta Acenteleri İcra Komitesi”’nin daha etkin olmasını temenni ediyorum. Son olarak ise Sigorta Acenteleri Yönetmeliğinin geçici ikinci maddesine değinirsek; Bu maddeye göre, “Bankalar, acentelik yapan şubelerinin dörtte birinde 2008 yılı sonuna kadar olmak üzere, takip eden üç yıl içinde her yıl en az dörtte birini tamamlamak suretiyle 2011 yılı sonuna kadar tüm şubeleri için teknik personel niteliklerini haiz en az bir kişi olmak üzere yeterli personel istihdamını sağlarlar.” hükmü yer almaktadır.
1 Ocak 2012 tarihinden itibaren teknik personel yetkilisi unvanına haiz olan personel bulundurmayan banka şubelerinin keseceği poliçeler hukuka aykırı olacağından hem sigorta acentelerinin hem de yetkili mercilerin bu konunun takipçisi olması gerektiği kanaatini taşıyorum. Yazımı Yunus’un bir sözü ile sonlandırmak istiyorum. : “Bu kapıdan eğri kişi girmedi ki, eğri odun girsin!” felsefesini taşıyarak sektöre eğri kişileri ve eğri işlerin sokulmaması dileğiyle bir sonraki yazıya kadar hoşçakalın.
Öğr. Gör. Fuat ÇAMLIBEL
fuatcamlibel@hotmail.com
Finans-Bankacılık ve Sigortacılık Bölüm Başkanı
Zara Ahmet Çuhadaroğlu MYO
Cumhuriyet Üniversitesi