Kur’ân-ı Kerîm’de Rabbimiz şöyle buyurur:
“Rabbin, halkı muslih (ıslâh edici) kimseler olduğu hâlde ülkeleri zulümle helâk edecek değildir.”
(Hûd, 11/117)
Bir başka âyette ise şöyle buyurulur:
“Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten meneden bir topluluk bulunsun.” (Âl-i İmrân, 3/104)
Bu âyetler bize gösteriyor ki sâlih olmak, insanın kendisini düzeltmesidir; muslih olmak ise bununla yetinmeyip çevresinin de ıslâhı için gayret etmektir.
Allah Teâlâ, içinde salihlerin bulunduğu nice beldeleri helâk etmiştir; fakat halkı muslih olan bir beldeyi helâk etmemiştir.
Çünkü sâlih insan, kendisini düzeltir; muslih insan ise bulunduğu yeri de düzeltmeye çalışır.
Biri kötülükten uzak durmakla yetinir; diğeri kötülüğün yayılmaması için gayret eder.
Asıl mesele, sadece iyi olmak değil; iyiliğin çoğalmasına vesile olmaktır.
Allah'a emanet olunuz.
Selâmetle kalınız.
İbrahim Noğman
26 Safer 1448 - 09 Ağustos 2026 Pazartesi