Oyuna gelme Türkiye’m !

Umudun kalbine bomba yerleştiren zihniyetin en önemli amacı yarına duyulan güzelliklerin umudunu öldürmektir. İnsanın umudu ölürse insan manen zaten ölmüştür. En çok da yarınlara ait ümitlerimizi öldürmek, çökertmek istiyorlar.  Sadece bizi değil yarına umudu olan herkesin umudu hedefte olduğu için olay bir uluslararası proje haline dönüşmüş. Süresi ne kadar olursa olsun milletimiz kendisi için yapılan projeleri sahipleri gibi çöpe atmıştır, atacaktır.

 

Ülkemize karşı yapılan her saldırı yeni bir boyut kazanıyor. Canımız acısa da bizi yıldıramıyor. İnancımızı ve mücadele azmimizi daha da artırıyor. Milletimiz planlı olarak yapılan bu saldırılara karşı hem bilinçleniyor hem de mücadele azmi daha da artıyor. Mücadelede gösterilen reaksiyon yeni saldırıların seyrini belirliyor. Şüphesiz, hedef milletin birliği ve mazlum milletlerin ümidini kırmaktır. Bu yolda ne gerekiyorsa yapılıyor ve daha da yapılacaktır. Başarılı olamayınca kudurup yeni yöntemler geliştiriyor zalimler.

 

Adı konulmamış bir savaşın içindeyiz. İster ” Vesayet” savaşları deyin ister yoğunlaştırılmış terör savaşları deyin sonuç değişmez. Hedef ülke Türkiye’dir. Çevresi düşürülerek tek cephede onlarca devlet ve örgüt Türkiye’ye saldırtılıyor. Küresel dünyada kimse terör örgütleriyle başkasının evini taşlamasın. Bir gün bu örgütlerin istekleri yerine gelmeyince elindeki silahları sahiplerine döndürmeyeceklerin garantisini kim verebilir? Eninde sonunda bu olacak ve şımarık çocuklar gibi eline silah verdikleriniz, silahlarını ağa babalarına çevirecektir ey Batı. Günü kurtarma politikasıyla yapılan basit hesaplar, zulmü planlayanlara ve alkışlayanlara pahalıya patlayacaktır.

 

Her saldırı sonunda söylediklerimizi usanmadan gene tekrarlayacağız. Çünkü aklın yolu birdir. Aramızı açamadıkça, birliğimizi muhafaza ettikçe emellerine ulaşamayacaklar. Unutulmamalıdır ki hedefte olan, yumuşak karnımız olan farklılığımızdır. Onun üzerinde yeni senaryolarla üzerimize geliyorlar, bundan sonra daha da gelecekler. İçimizdeki farklılıklara; kızmadan, darılmadan herkesin kendi çizgisinde olmak şartıyla yaşamaları hepimizin güvencesinde olması gerekir. Bir grubun başka gruba tahakküm düşüncesi oyuna gelmek için güzel bir fırsattır. Ülkemizin ve milletimizin düşmanlarına bu fırsatı vermemek oyunu bozmaktır.

 

Bizler büyük bir hoşgörü medeniyetinin devamı olan bir milletin bakiyesiyiz. Her türlü milletten ve her türlü kültürden insanların sükûnet içinde adeta armoni şeklinde yaşayabilmeyi gösterdik dünyaya. Hoşgörülü olmak herkesin her dediğini kabul etmek değildir. Karşısındakinin fikirlerini dinleyebilme erdemini gösterebilmektir hoşgörü. Herkesin inancı kendine, kimse kimseye kendi hayat tarzını, inancını dayatamamalıdır. Biliyoruz ki tarih bize dayatmaların asla istenilen sonuca ulaşamadığını öğretmiştir.

 

Ülkemiz üzerinde yapılan operasyonlara karşı gelmek;  birbirimizin farklılıklarını değil ortak noktalarını ortaya çıkarmakla mümkündür. Hiç şüphe yok ki ortak noktalarımız ayrılıklarımızdan fazladır bizim. Ortak tarih anlayışı gereği biz bunu başardık bundan sonra da başaracağız inşallah. Başaracağımıza inancımız yeni saldırılar arttıkça daha da kuvvetleniyor. Çünkü belli ki kuduruyorlar.

 

Tüm Batı, karşımızda bizi birbirimize kırdırmak için birleşmişken bizlerin ufak tefek nedenlerle birbirimize kırılıp küsmeye, düşmanlık yapmaya hakkımız yoktur. Yıllarca Kürt- Türk farklılığını kullanıp ülkeyi bölmeye çalıştılar ama hedeflerine ulaşamadılar. Bugünse Alevi-Sünni, laik- anti laik olan farklılığımızı kullanmaya çalışıyorlar. Bu kirli oyun tüm çıplaklığıyla ortaya çıkarıldı. Lütfen bu oyuna gelmeyelim. Kaybedince birlikte kaybedecek; kazanınca birlikte kazanacağız. Lütfen Türkiye oyuna gelme. Gemi batınca yolcular da mürettebatta batacaktır. Laikte yaşasın, dindar da yaşasın özgürce. Birbirine hayat tarzlarını dayatmadan yaşasın herkes ülkemde.  Acının kazananı olmaz. Acının intikam duygusu olur. Allah bu yolda milletimizin ve mazlumların yardımcısı olsun.