On sekiz Yaşında Vekil Olur mu?

Bildiğiniz üzere son bir haftadır siyasal hayatımızı ilgilendiren yeni bir tartışma konumuz var. Başbakan ERDOĞAN’ın seçilme yaşının on sekize indirilmesi teklifi üzerine hükümet kanadı yetkilileri muhalefet temsilcileriyle konuyu görüşmeye başladılar bile. Sayın başbakanın gündem belirleme ve kamuoyunu yönlendirme konusunda üstün bir meziyete sahip olduğu artık herkesin malumu olmuş durumda. Bu konuda da başbakan tıpkı seçme gibi seçilme yaşının da on sekiz olmasında hiçbir sakıncanın olamayacağını kamuoyuyla paylaştığı andan itibaren gündem bir anda bu konuya kilitlendi.
 
Muhalif görüşte olanların bir kısmı başbakanın Suriye krizi ve yoğun tezkere tartışmalarının yaşandığı bugünlerde gündem değiştirmek ve hükümetin köşeye sıkıştırılmasının önüne geçmek için oluşturulan sanal bir gündem olduğunu ifade ediyor. Karşıt görüşte olanların bir kısmı da yaklaşan seçimler öncesinde popülist bir yaklaşım sergilendiğini ve bu yolla ilk kez oy kullanacak gençlerin oyunu kazanma hamlesi olarak değerlendiriyor. 
 
Tabi bir de konunun etrafında dolanmadan direkt olarak on sekiz yaşın seçilme kriteri için yetersiz olduğunu, bu kadar küçük yaştaki insanların yönetme ehliyetini almalarının sakıncalı olduğunu dile getirenler var. Bu görüşte olanların kimi askerlik görevinin ifa edilmemiş olmasının ciddi bir eksiklik olacağını, henüz kişiliği oturmayan on sekiz yaşındaki bir gencin meclisin kalitesini düşüreceğini iddia ederken, kimileri de üniversite mezunu olmanın gerekliliğinden dem vuruyor.
 
Bundan tam beş yıl önce seçilme yaşının otuzdan yirmi beşe indirilmesinin tartışıldığı günleri hatırladım bir an. Muhalefet bir yana iktidar partisi mensubu ya da taraftarı bir çok kişinin şiddetle karşı çıktığı günler. Yok efendim orası Türkiye’nin vitrini, okulunu daha yeni bitirmiş ya da bitirmemiş, doğru düzgün bir mesleği dahi olamayanların ne işi var mecliste türünden ifadelerle gençlerin bu mesuliyeti yerine getiremeyeceğini savunanlar ne kadar ezbere konuşuyor idiyse şimdiki itirazların bir çoğu da bu kadar ezber bir yaklaşım sergiliyorlar. Ve her ne hikmetse bu anayasa değişikliğiyle sanki herkesin belirtilen alt sınırdaki yaşta olacağını varsayıyorlar. 
 
2011 yılında yapılan genel seçimlerde milletvekili seçilen yirmi beş otuz yaş arası milletvekillerini konuya ilgi duyan bir vatandaş olarak bir yıldır özellikle takip ediyorum. Kesinlikle Türkiye’yi ve dünyayı çok iyi takip eden, entellektüel bir birikime sahip olan gençler ve her biri orada olmayı sonuna kadar hak ediyorlar, ilaveten orada olmanın hakkını veriyorlar. Yaşını başını almış onlarca tecrübeli siyasetçinin müdahil olduğu kavga gürültü ortamlarında hiç onların adını görmedik. Tecrübesizliklerinden olsa gerek hakaret içeren sözlü ya da yazılı beyanlarına da rastlayamadık.
 
Gençliğin sorunlarını bu köşeden çokça ifade eden, genel olarak okuma alışkanlığının toplum olarak çok düşük olduğunu dile getiren biri olarak; bizi her türlü makamda temsil edebilecek sayısız gencimiz de bulunmakta. Kendini çok iyi yetiştirmiş, milletin gündemini takip edebilecek gençlerin de var olduğunu kabul etmeliyiz.
 
Seçme hakkının ve görevinin en az seçilme kadar zor olduğunu kabul etmek gerek. Bu nedenle seçme hakkı verdiğimiz her gencin seçilme hakkının da olması seçilmenin dışında pratikte daha bir çok kazanımlara neden olacaktır. En başta her gencin uzanabileceği böyle bir hedefinin olması, kendilerini daha iyi yetiştirme çabasını beraberinde getirecektir. Temsil kabiliyeti, tek başına yaşla izah edilebilecek bir meziyet değildir.
 
Geleceği onlar için tesis ettiğimizi söylediğimiz gençlerimizden korkmayalım ve onlara güvenelim. Bir önceki değişiklikte olduğu gibi bunun üstesinden gelebilecek gençlere sahip olduğumuza hep birlikte şahit olacağız.