Öğrenci Seçememe Merkezi

Ülkemizdeki milyonlarca öğrenci daha ilköğretim sıralarından itibaren üniversite çağına gelene kadar ve hatta üniversite mezuniyeti sonrası bir kamu kurumunda işe yerleşebilmek için çeşitli kapsamda ölçme ve değerlendirme amacıyla defalarca kez sınava tabi tutulmaktadır. Hayatlarının çok önemli bir bölümünü eğitim ve sınavlarla geçiren gençlerimiz haklı olarak emeklerinin karşılığını adil bir şekilde görmek arzusundalar.
 
Eğitim sistemimizdeki aksaklıklar, alt ve üst yapı yetersizlikleri yetmiyormuşcasına öğrencilerimiz yıllarca üniversiteye giriş sınavında çeşitli haksızlıklara maruz bırakıldı. Aynı şartlarda sınava hazırlanan, benzer bölümlere girmek için yarışan gençlerin bir kısmının önüne akıl almaz engeller çıkartılmış, adına katsayı zulmü diyebileceğimiz bir uygulama ile bu öğrencilerin hem amaçladıkları bölümlere girmeleri engellenmiş, aynı zamanda psikolojik olarak da yıpratılmışlardır.
 
Bahsi geçen adalet dışı uygulamaları; birtakım sakat siyasi ve ideolojik görüşlerine sahip iktidarları tarafından bu ülkenin yükseköğretiminden sorumlu kuruluşu marifetiyle icra edilmiş, ülkemizin üniversite seçme ve yerleştirme merkezince de adeta noterlik hizmetiyle tasdik edilmiştir.
 
Bugün bu adaletsiz katsayı uygulaması bir nebze düzeltilmiş olsa da gereken adil sisteme henüz ulaşılmış değil. Eğitim sistemimizin, üniversitelerimizin eğitim kalitesini yüksletme adına çalışmalar yapmasını beklediğimiz kurumlar maalesef ki kendi öğrencilerinin ayağına pranga vurmakla meşgul olmakta. Bu da öğrencilerimiz kadar milyonlarca ailenin de çocukları adına geleceğe umutsuz bakmalarına ve devletlerin olan güvenlerinin sarsılmalarına yol açıyor.
 
Yukarıda kısaca değindiğimiz bir çok haksız uygulamalarla hafızalarda yer edinen kurumlardan biri olan Öğrenci Seçme ve Yerleştime Merkezi ( ÖSYM ) son yıllarda daha başka skandallarla gündemi meşgul ederken, komplo teorisi uzmanlarını bile hayrete düşürmüş durumda.  
 
Son birkaç yıldır bazı sınavlarda kopya çekildiğine dair iddialar sürekli basının gündeminde hatırı sayılır bir yer edinirken, geçen yıl Kamu Personeli Seçme Sınavı ( KPSS ) kopya nedeniyle iptal olurken, yüzbinlerce gencimiz bir gelecek hayali kurma projesinde daha hayal kırıklığına uğradı. Tekrarlanan sınavda adaletin sağlandığını iddia etme şansımız maalesef olamaz.
 
Son sınav fiyaskosu ise geçtiğimiz hafta yapılan ve bir milyon yedi yüz bini aşkın öğrencinin katıldığı üniversite giriş sınavının ilk basamağı olan YGS’ de yaşandı. Sorulan soruların doğru cevaplarının hazırlanan sistematik bir düzenekle bir şifrelemeyle çözülebildiği iddiası ülke gündemine bomba gibi düştü. Yani siz soruların çözümünü bilmeseniz dahi eğer adı geçen şifreleme sistemini biliyorsanız şıklar üzerinden giderek doğru cevaplara ulaşabiliyorsunuz.
 
ÖSYM yaptığı açıklamada bu şifreli kılavuzu doğrularken kimseye dağıtılmadığını duyurdu. Şimdi sizce bu açıklama insanları rahatlatmaya yetecek boyutta mıdır? Gerçekten böyle bir kılavuz var ya da yok, insanların kafaları karışmıştır. Ki böyle bir şifrelemeyi ÖSYM doğrulamıştır. İkinci sınava hazırlanan milyonlarca öğrencinin hangi psikolojiye sahip olduğu acaba hesaba katılıyor mu?
 
Adı Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi olan bu kurum bu haliyle maalesef ülkemize yakışmamaktadır. Milyonlarca insanın özellikle de gençlerin hayal kırıklığı yaşamasına sebep olan sınavlarla bu kurum bizim ülkemizi temsil etmekten çok ama çok uzak bir görüntü sergilemektedir.