Of’tan Bir Kaymakam Geçti…

7 Ağustos’ta yayınlanan Kaymakamlar Kararnamesiyle Konya’nın Seydişehir ilçesine atanan Tuncay SONEL bu hafta itibariyle ilçemize veda ediyor. Atama Kararnamesinin yayınlandığı günlerde genel bir yazı yazmıştık. Cuma günü ilçemizdeki görevinden resmen ve fiilen ayrılacak olan kaymakamımızla ilgili bir de veda yazısı yazmak, Of’taki dört yıllık görev süresi boyunca tanıdığımız kaymakam profiline bir kez daha vurgu yapmak ihtiyacı hissediyoruz. Zira görevde kaldığı süre zarfındaki icraatlarıyla bu veda yazısını fazlasıyla hak ettiğini düşünüyorum.
 
Kendisiyle ilk tanıştığımızda iki gün önce çocuğuyla sokakta oynarken gördüğüm kişinin bizzat kaymakam bey olduğunu fark etmiş, bunu kendisiyle paylaşamasam da oldukça şaşırmıştım. Çünkü hafızalarımıza öyle kazınmıştı ki kaymakam dediğin vali dediğin çok ciddi adamlar olur. Takım elbisesiyle ve kravatıyla makam arabasından inerken bile insanlarla teması sınırlı olan insanlardı devlet adamları. Lojmanıyla makamı arasında gidip gelen ve mesaisini dolduran insanlar diye zannederdik devlet adamlarını.
 
Çevreden ve eşimizden dostumuzdan duyduğumuz sıra dışı uygulamaları dikkatimizi çekmiş ve kendisiyle tanışma isteğimizi iletmiştik. Neden diye sormadan buyur ettiğinde makamına ilk giderken yine de tereddütler taşıyorduk. Tamam, bizi buyur etti de ne konuşacaktık yanına gittiğimizde. Tam içeri girerken gördüğüm ‘‘Kapıyı vurmadan giriniz’’ ifadesini gördüğümde evet farklı biri diye iç geçirmiştim. O an dışarıda olan kaymakam beyi beklerken oturduğumuz geniş salonun makam odası olduğunu o gelince ancak anlayabilmiştim. Girdiğiniz devlet dairelerinde makam sahibinin büyüklüğünü vurgulamak için beklettikleri özel kalem ve sekreter odaları vardır ya burada direkt makamdasınız. Bu durum makamı sizin adınıza yürütüyorum mesajı veriyor ilk girişte.
 
Of gibi bir yerde, öz güveni üst seviyede olan insanlar topluluğunun her şeyiyle sahiplendiği bir kaymakamın olması son derece anlamlı olsa gerek. Her şeyin en iyisini bildiğine inanan insanımız kolay kolay bir yöneticiyi beğenip bağrına basmaz. Kendisiyle ilgili yazdığımız bir çok yazı olmuştur. Fakat konu Tuncay SONEL olduğunda kalemimiz olumsuz bir cümle yazmadı, istesek de yazamazdık. Bunun nedeni olağanüstü donanımlara sahip hatasız, günahsız bir insan olduğundan değil. O da bir insan ve onun da eksik yaptığı, ya da yanlış yaptığı şeyler olabilecektir.
 
Fakat dört yıl boyunca uygulamaya koyduğu projelere baktığımızda gördüğümüz tablo son derece güven veriyor. Ve çok net bir şekilde gördüğümüz bir manzara daha var ki; bu projelerin büyük bir çoğunluğu onun görevleri arasında yer almıyor. ‘‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’’ düsturunu kendisine şiar edindiği o kadar aşikar ki, yalnızca bunun için çabalıyor gittiği bütün görev yerlerinde. Of’taki sevginin bir tesadüf olmadığını kendisiyle geçireceğiniz herhangi bir saat diliminde rahatlıkla gözleyebilirsiniz. Bir arada olduğumuz hiçbir an hatırlamıyorum ki daha önceki görev yerleri olan Vize’den ya da Birecik’ten bir telefon gelmesin. Özellikle belirtmeliyim ki bu telefonlar ya bir özel gün tebriği, ya da hal hatır sorma hasret giderme amacıyla açılıyor.
 
Kitap okuyanları altınla ödüllendiren, başarılı öğrenci ve öğretmenleri çeşitli hediyelerle taltif eden, öksü ve yetimi sahipsiz bırakmayan, çoğu zaman çocuklarının bile sahip çıkmadığı yaşlılarımızı her fırsatta ziyaret edip duasını alan bir kaymakamdan söz ediyoruz. Her gün halkın içinde, halkın yanında olan, insanımızla iç içe olan bir kişilikten bahsediyoruz. Böylesi bir kişilik ve devlet adamlığını bünyesinde barındıran bir insan tabi ki hep hayır dualarıyla anılacaktır.
 
Daha önce şahit olmadığımız bir birliktelik ve uyumu Of’un tüm idari kadrolarına yaymayı başarmış biri olarak Tuncay Bey ilçemizdeki hemen hemen herkesin ufkunu daha da açmış, tabuları yıkan bir kaymakam olmuştur. Alışılmışın dışında bir performans sergileyerek tamamladığı görevinde, dört yıl boyunca yaptığı atılımlarla, gönüllere kazınan ismiyle Of’tan bir kaymakam geçti…