Of'taki açık huzurevleri

Adı konulmamış hayatın içinde kimin ne yaşadığını, kimin yaşadığından ne hissettiğini bilmeden kayıp hayatların  yaşandığı bir dünya... Aldanmış ve aldatılmış kişiliklerin yaşadığı toplumumuzda  gerçek duyguların ve mutlulukların hasretini çekeceğiz hep. Yanımızda sandığımız mutlulukların hayatımızdan teğet bile geçmeyeceğini bugün göremezsek yarın yaşadıklarımızla anlayacağız. Mutluluğun bile teğet geçemeyeceği hayatların her geçen gün yabaniler misali çevremizi sardığı toplumsal yapının cinnetlik olması çok normaldir.

 

Kültürel değerlerinden yoksun, kültürel yozlaşmaya maruz kalmış bir toplumun yaşadıklarını anlamakta zorluk çeksek de sonuçlarını görmek üzüntü vericidir. Kuşku yok ki kültürün en temel yapıcısı dindir. Din sosyal hayattan soyutlanınca kültürel bozulmalar da peşinden geliveriyor. Millet olarak  yüzyıllardır oluşturduğumuz ve toplumumuzun bügüne kadar kendini selametle ulaştırdığı değerlerimiz vardı bizim. Büyüğe hürmet, küçüğe sevgi en vazgeçilmez hasletlerimizdi bizim. Bugün ise bu özelliklerimizde neredeyse eser kalmadı. Bırakın büyüğüne  hürmeti ana babasına hürmet eden, onlara kol kanat geren insan kalmadı. İşte geldiğimiz nokta nedeniyle başımızı ellerimizin arasına alıp düşünmemiz, belki de dövünmemiz gerekiyor.

 

Çevremizde duyduğumuz dramatik hikayeler içimizi acıtsa da yarına ait umutlarımızı da söndürüyor. Dinin ve dindarlığın tu kaka edildiği yüzyılı yaşadı milletimiz. Seküler yaşam  toplumda en dindarımızı da ertkileyerek artık herkes sözüm ona özgürleşti. Herekesten uzak sadece kendini, konforunu, rahatını düşünen bencil insanların oluştuğu sosyal bir güruh hasıl oldu. Analar işini yapmayınca anaokulları, evlatlar görevini yapmayınca Huzurevleri yer etti yanıbaşlarımızda.

 

Bugün yaşadığımız şehir kapalı huzurevlerine dönüşmüş de haberimiz yok. Meğer Of'ta Gürcüler sadece çay kesen insanlar değil de aynı zamanda hasta bakıcılık yapan hayırsız evlatların işini yapar oldu.Yani adeta "velinimet" kurtarıcı olmuş bakıma muhtaç yaşlılarımız için. Demek ki evlerimize, ailemize, bize yabancı, dini, dili farklı kişiler içimizden biri olmuş. Demek ki sadece topraklarımız değil evlerimiz de  Gürcü işgali altına maruz duruma düşmüş. Gerçekten de " Almanya" olmuşuz Gürcülere anlamayanlar anlasın diye. Burada kazandıkları paralarla hiç bir vergiye tabi olmadan ülkelerine döviz sağlıyorlar. Ülkemizde ise bu durum  öyle anlaşılıyor ki iş ve işçi sıkıntısı bulunmuyor(!)

 

Yıllar önce bu şehir için "en önemli ihtiyaç" hamamdır diyenler bu gerçekten hareketle bu şehrin en önemli ihtiyacı Huzurevidir dese yanlış olmaz. Belki dün söylenmek istense ayıplanırdı toplumca. Bugün ise talep eder duruma gelinmiş.Huzurevleri gerçekten huzurevleri miydi ki insanlar buralara taşındı. Evler huzursuzevlere dönmüşken insanları bu ağır yükten kurtarmak lazım. Artık bu talep, huzurevi bu şehir için gündeme gelebilir. Kimse kanıksamaz inanın.        

 

Sanırım dindarlığımızı kaybedince insanlığımızı da kaybettik.Peygamberimiz'in;" (SAV) Her kimin ana babası yanında yaşlanıp da onun hayır duasını alamazsa burnu yerde sürünsün." hadisini unuttuk ve "özgürlüğümüzün" konforunu tercih eder olduk. Allah'ım kınadığımız halleri başımıza getirme. Milletimizi gidilen yanlış istikametten kurtar. Tüm milletimize aile saadeti ver. Sabır ve esenlik ver.

YORUM EKLE

banner15

banner16

banner20

banner19

banner22

banner21