Öfkemiz Müslümanlara olsun İsrail’e değil

Kendinizi en iyi anlatmak için binlerce şey düşünürsünüz düşündüklerinizin sonunda   duygularınızı en iyi anlatacak ifadeyi bulup söylemek istersiniz. Bunu  yaparken zorlansanız da bulduğunuz ifade sizi en iyi ifade etmiştir. İsrail için çok şeyler düşündüm ve de söyledim daha önceki yazılarımda. Her geçen gün İsrail daha çok insanlıktan çıkıyor. İsrail’in yaptığı katliamlar yüreklerimizi yakıyor. Çaresizliğimiz ise öfke seline dönüşüyor. Bir çare arıyor, bulamayınca tek sarılacağımız ellerimizi semaya açıp dua etmek kalıyor.

 

Filistin Meselesi dünyanın namus meselesidir. Müslümanların ise inançlarının test edilmesidir. Dünya el altından Filistin’de Müslümanların katledilmesine izin verirken fikri namusunu kaybediyor. Bunun başka türlü izah edilmesi kendilerince yaptıkları zulme kılıf bulmaktan öteye gidemez. Aslında Batı dün ne ise bugün de o olduğunu gösteriyor bize Filistin meselesinde. Onlar için insani değer diye bir şey yoktur. İslami ise insani değildir. Kendinden olmayanı insani görmeyen bir Batılı düşünce entelektüellik adına insanlığa bir şey veremez. İnsanlığa medeniyet adına katkılarını hep kat be kat fazlasıyla tahsil eden Batı medeniyeti icat ettiği ölüm ve fitne makinası İsrail ile aslında bilmeden kendi insanlığını öldürüyor.

 

İslam dünyası diye bir dünyanın olmadığını son yaşadıklarımızdan çok daha iyi öğrenmiş olduk. Müslümanların yaşadığı dünya ise işin içinden çıkılmaz bir kaos içinde. Batı kendinden olmayana göstermiş olduğu öteki muameleyle kendince tutarlı olmaya çalışıyor. Müslümanlar ise kendinden olana öteki muamelesi yaparak varlığını inkar ediyor. Hep tekrarladığımız gibi düşman zaten düşmanlığının gereğini yapması işin gereğidir asıl dostların ne yaptığı nasıl davrandığı önemlidir.

 

Müslümanların yaşadığı dünyada hep kan ve göz yaşı akıyorsa iki elimizi başımızın arasına alıp düşünmemiz lazım. Dünyaya barış, huzur ve mutluluk için gönderilen en son ve en mükemmel dinin mensupları önce kendi aralarında savaş içinde olması dini telakkilerinin ne kadar fesada uğradığını gösteriyor. İslam dünyası cenneti kendi aralarında parsellemiş, kimseyi cennete koymama adına birbirini tekfirle suçlayıp birbirini kırarken düşmanın işinin kolaylaştığının farkına bile varmıyor. Şucu bucu yaftalarla birbirini güya Allah için öldüren Müslümanların yarın Allaha vereceği cevap ne olabilir? Kendini yenileyemeyen Müslümanlar düşmanın içine sızmasıyla birbirine düşman olmuş da haberi yok. Bu bakımdan Batının işini kolaylaştırıyor. Kendi içinde kendine  düşman olmuş Müslümanların dışarıdan gelecek saldırılara karşı koyacak aklı ve gücü de olmaz.

 

İsrail yaptığı katliamlarla yanında blok olarak Batıyı bulabiliyor. Filistin’e bombalar yağdırılırken Müslümanların yaşadığı dünyadan Türkiye’de olmasa ses çıkmayacak. Müslümanlar bu kadar mı alçaklaştı? Müslümanlar bu kadar mı İslam’dan uzaklaştı? Tek sorun var aslında Müslümanların Müslümanca tavır takınmaması.

Evet, ben de öfke duyuyorum İsrail’e. Lanet okuyup beddua etmek içimi rahatlatmıyor aslında. Sadece bir teselli olarak görüyoruz. Fakat çare bu değildir. Boykot öfke zamanında emniyet supabı oluyor böyle günlerde. Lakin bir süre sonra unutulup gidiyor. Alternatifini üretmediğimiz malın esiri olduğumuzu unutuyoruz. Boş boş naralar atıyoruz. Her şeyin en yerlisini yapmadıktan sonra öfkemiz kadük kalıyor her seferinde boykotlarda. İsrail ve Batı kıs kıs gülüp geçiyor bize böyle boykot nöbetleri geçirdiğimizde.

 

Aslında Müslümanların sorunu ne Batı ile ne de İsrailledir. Tek sorunumuz Müslüman olmayı becerememektir. Müslümanların İslam’a dönmesi ve Müslümanca şahsiyet göstermesi çözüm için başta gelen şarttır. Müslümanlar İslam’ın şeref ve izzetini yaşadıklarında bunun önemini anladıklarında ne İsrail sorunu kalır ne de Batı sorunu . Öfkemizi bundan sonra Müslümanların takındığı tavra göstermeliyiz. Dünya, Müslümanların üstüne üşüşmüşken Müslümanlar birbirini boğazlamakla meşgulse bunun hesabını yarın Allah’ın huzurunda nasıl verebilirizi  iyi düşünmeliyiz.