banner80

Uğurlu'daki İcazetle Aşıkkutlu Hocaefendi anıldı

Uğurlu Beldesi’nin yetiştirdiği ve bölgenin en büyük alimlerinden biri Mehmet Rüştü Aşıkkutlu hoca efendi, Uğurlu Kur'an Kursu'nda düzenlenen icazet merasimi ile anıldı.

Uğurlu'daki İcazetle Aşıkkutlu Hocaefendi anıldı
banner71
HABERİN GALERİSİ
Uğurlu İcazeti 2011

Uğurlu İcazeti 2011

Of'un yetiştirdiği en önemli din âlimlerinden Mehmet Rüştü Aşıkkutlu hoca efendi ölümünün sene-i devriyesi nedeniyle Uğurlu Kur'an Kursu'nda İcazet ve anma programı düzenlendi.
 
Aşere-Takrib-Tayyibe ilminin önderi ve bölgenin en önemli alimlerinden biri olan Mehmet Rüştü Aşıkkutlu Hocaefendinin ölümünden itibaren her yıl geleneksel olarak yapılmakta olan programın bu yıl 29. su gerçekleştirildi.
 
Hafız öğrencilerin Kur’an-ı Kerim’i hatim etmesiyle başlayan programda Emekli İmam Hatip İbrahim Tanrıkulu, Diyanet İşleri Eski Başkan Yardımcısı ve Diyanet Vakfı Başkanı Lütfü Şentürk hoca ve Trabzon İl Müftü Yardımcısı Zeki Aksoy cemaate vaaz verdi.
 
Of Müftüsü Mehmet Genç, Of’taki Kur’an faaliyetleri hakkında bilgi verdiği konuşmasında 20 Kurs’ta eğitime devam edildiğini yakın bir zamanda biri erkek ve biri de kız olmak üzere 2 tanbe daha Kur’an Kursunun hizmete gireceğini ifade etti.  Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’in gönderdiği kutlama mesajını okuyan Müftü Genç, başkan Görmez’in mesajıyla kendilerini onure etmesinden mutluluk duyduklarını ifade etti.
 
Kurstan önceki yıllarda mezun olan ve imam hatip olarak görev yapan hocalar ile Hüseyin Harputoğlu Hocanın Kur’an-ı Kerim okuduğu programda Merhum Aşıkkutlu Hocanın yeğeni olan KTÜ İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emin Aşıkkutlu, Merhum Mehmet Rüştü Aşıkkutlu’nun hayatını anlattı.
 
12 öğrencinin hafızlığını tamamlayarak mezun olduğu programda mezun olan öğrencilerin kısa süreleri okumasının ardından Uğurlu Belediye Başkanı İsmail Hikmet Yalçınkaya, programa katılan misafirlere hoş geldiniz ve teşekkür konuşması yaptı.
 
Yapılan dua ve kılınan öğle namazı ile program sona erdi. Programın ardından davetlilere yemek ikram edildi.
 
Mehmet Rüştü Aşıkkutlu Kimdir?
1901 yılında Of Uğurlu (Cifaruksa) Kasabası’nda doğan Aşıkkutlu, Babası Ahmet Cemal Efendi’den ders alarak hafızlığını tamamladı. Dönemin önde gelen alimlerinden olan Tahir Efendi’den 7 yıl Arapça eğitimi alan Aşıkkutlu, daha sonra İstanbul’a giderek Aşere-Takrib-Tayyibe dersleri okudu. Feraiz İlmi (Miras Taksimi) ve Aşere-Takrib-Tayyibe ilmi konularında alim olan Aşıkkutlu, Uğurlu Merkez Camii yanındaki medresede eğitim vererek yaklaşık bin tane hafız yetiştirmiş, onlarca hocaya da Aşere-Takrib-Tayyibe dersleri vermiştir.

Of Ajans

YORUM EKLE
YORUMLAR
kemal salihoğlu
kemal salihoğlu - 10 yıl Önce

Hocalarımızdan, talebelerden, ailelerinden Allah cc. razı olsun, özveri ve ciddiyetle Kur'an eğitimini devam ettiriyorlar,

İrfan Günaydın
İrfan Günaydın - 10 yıl Önce

İslâm’a yönelen tehditler hangi noktalarda yoğunlaşmışsa Allah Teâlâ kendi izniyle hayırda yarışan “seçkin kullarını” bu tehditleri etkisiz hale getirip ortadan kaldıracak vasıflarla donatarak herbirine farklı bir hizmet alanı nasip etti.
Bilindiği gibi, yirminci yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren İslamî ilimlerin öğrenimi ve öğretimine karşı takınılan olumsuz tavır, zaman içinde Kur’an’ı öğrenme ve öğretme faaliyetlerine getirilen ciddî kısıtlamalarla o derece dayanılmaz bir hal aldı ki, baskıcı ve dayatmacı icraatlar, milleti çocuklarına Kur’an öğretebilmek için ahırları medrese olarak kullanmaya mecbur etti. “Allah” demenin neredeyse suç sayıldığı, Kur’an-ı Kerim okutanların takiplerle, baskılarla hatta hapislerle yıldırılmak istendiği böyle bir dönemde, millet dinî eğitimden o derece yoksun kaldı ki, insanlar ölen bir yakınını defnedebilmek için “Subhaneke”yi doğru-dürüst okuyabilecek imam bulamaz hale geldi. İşte böyle bir ortamda Allah Tealâ, Of’un Uğurlu (eski ismiyle Çıfaruksa)

irfan günaydın
irfan günaydın - 10 yıl Önce

beldesinde Kur’an-ı Kerim’i bütün kırâat vecihleriyle bilen, okuyan ve bu milletin istekli çocuklarına da öğretip okutan bir âlim kulunu “Kur’an ve ilim hâdimi” seçti, yeniden umutların yeşermesine vesile kıldı.
Kur’an hizmeti için seçilen bu ”nasipli” beldenin bir dağ köyü olması, Allah Resûlü’ne ilk vahyin Hira dağında gelip İslam nurunun bu dağdan dünyayı aydınlatmaya başlaması ile kıyas edildiğinde, hizmete farklı bir anlam kazandırmaktadır. İslamî ilimlerde adeta bir fetretin yaşandığı bu dönemde Uğurlu bir Kur’an-ı Kerîm eğitim-öğretim üssü oldu. Civar bölge ve beldelerden Mekke’ye gelip İslâm’ı ve Kur’an’ı öğrenenler gibi Anadolu’nun muhtelif yerlerinden yola çıkan Kur’an ve ilim aşığı talebeler de Of’un yollarını tuttular, Uğurlu’ya koştular ve merhum üstad Mehmet Rüştü Aşıkkutlu’nun rahle-i tedrisinde halka halka oldular, Kur’anî ilimleri tahsil ettiler

irfan günaydın
irfan günaydın - 10 yıl Önce

Merhum Aşıkkutlu, başta Kırâat ilmi olmak üzere -okuttuğu- gerek âlet ilimlerin gerekse âli ilimlerin icâzetini zamanının ehil hocalarından almış “mücâz” bir üstad idi. Bu icazet yetkisine dayanarak sayısı binlerle ifade edilen talebelerinden hak edenlere derecelerine göre kurs diploması veya icâzetnâme vermiştir. Özellikle Kur’an kırâatinde mahir olan bu diplomalı veya icâzetli talebeler, Kur’an okuma ve okutmada ciddî sıkıntı yaşandığı dönemde ve sonrasında tilâvetin hakkını vererek güzel Kur’an okuyan birer “fem-i muhsin” hocalar olarak ülkenin dört bir tarafında sessiz sedasız büyük hizmetler ifa ettiler; Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve selem)’den asrımıza kadar devam eden Kur’an kırâatini doğru bir şekilde hafızalara nakşederek günümüze taşıdılar.

irfan günaydın
irfan günaydın - 10 yıl Önce

Aşere: Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’in, On imam ve yirmi ravi ile okunuş tarzıdır diyebilirizTakrip: Yine Kur’an-ı Kerim’in, On imam, yirmi ravi ve mevzu bahis ravilerin de ravileri ve tarikleri ile okunan halidirTayyibe: Aşere ve takrip derslerinin içerdiği tarzları, usul(ana kaideler) ve vücuhat yönünden ele alan, elfiyye olarak (kıraat ilminde) da bilinen 1016 beytten oluşan muhteşem bir vecizedir Ders olarak okutulur ve bu Tayyibe dersi olarak meşhurdur

irfan günaydın
irfan günaydın - 10 yıl Önce

Bu kıtlık zamanında bir gün bir talebe medreseye bir kilometre kadar uzaklıkta bulunan Hocaefendi’nin evine ekmek almak için gider. Ekmeği alıp evden çıkarken mahalle sakinlerinden birisi kapıdan içeri girer ve Hocaefendi’ye; “Hocaefendi! Kendi köyünün çocukları aç dururken bu ekmeği öğrencilere nasıl verirsin.” der. Bunun üzerine Hocaefendi, hanımı Ayşe Anne’ye çuvalda kalan unu gelen kişiye vermesini söyler. Fakat hanımı, kıtlık sebebiyle bu emri yerine getirmede isteksiz davranır. Hocaefendi ikinci defa çuvaldaki unu vermesini söyler. Bunun üzerine Ayşe Anne Hocaefendi’nin talebini yerine getirir. Köylü aldığı unla evden ayrılmamıştı ki, kapıdan içeriye elinde zarf olan birisi girer. Hocaefendi zarfı açar bakar ki, köye bir saat kadar mesafedeki Taşhanpazarı nahiyesinden bir esnaf, şu notu göndermiştir: “Hocaefendi, Bafra’dan zati alinize bir çuval un geldi.
Yed-i emin birisini gönderin de çuvalı gelsin alsın.” Hocaefendi bu kez hanımına döner ve “Eğer o unu verirken zorlanmasaydın, belki de iki çuval un gelecekti” der

irfan günaydın
irfan günaydın - 10 yıl Önce

Bir hac yolculuğunda Mekke’de şöyle bir hadise vuku bulur: Hocaefendi, talebeleri Kamil Şenocak ve Mustafa Kılıç Hocalarla birlikte, Kırâat ilmine dair “İthâf” adlı bir kitabı almak için bir kitapçıya girer. Kitapçıya hangi amaçla geldiklerini söylediğinde adam şöyle der: “Aradığınız kitab bizde mevcuttur; fiyatı ise 50 riyaldir. Yalnız siz Türkler’e hayret ettiğimi bildirmek isterim. Gelen-giden kırâat kitabı soruyor. Kur’an’ın tilâvetiyle uğraştığınız kadar niçin tefsiriyle meşgul olmuyorsunuz?”
Hocaefendi gayet vakur bir şekilde:
- Efendim! Biz tefsir de okuruz.
- O halde açacağım bir sahifeyi tefsir edin de göreyim. Hem tefsir etmede muvaffak olursanız kitapları size 30 riyalden vereceğim.
- Peki, aç bakalım.
Dükkan sahibinin açtığı yer Âl-i İmran Sûresi’nin ikinci sahifesidir. Muhterem üstad “İnnellezîne keferû len tuğniye anhum…”(6) diye başlayan sahifeyi okuyup ortasına kadar tefsir eder. Hem öyle ki, tefsir ettiği her kelimede birkaç mesele izah eder. Şaşkınlığını gizleyemeyen kitapçı: “Efendim siz büyük bir âlimsiniz. Üçünüzün kitaplarını da otuzar riyale indirdim. Fakat yanınızdaki talebeleriniz de tefsir edebilirlerse fiyatı daha da indireceğim.” der. Bunun üzerine Kamil Efendi, “zuyyine linnâsi…” diye başlayan ayeti tefsir eder. Kitapçı, fiyatı 20 riyale indirir. Mustafa Efendi de son ayeti izah edince adam kitapları 10 riyale düşürür. Böylece Hocaefendi ve talebeleri kitapları onar riyal ödeyerek satın alırlar.

Editörün Notu: İrfan bey, paylaşımlarınız için teşekkürler...

SIRADAKİ HABER

banner15

banner16

banner20

banner19

banner22

banner21