Müminin Şiarı Affetmektir

Mümin, Gücünü İntikamdan Değil, Affetmekten Alır

İnsan incinir, kırılır, haksızlığa uğrar. Böyle zamanlarda önümüzde iki yol belirir: Öfkemizin peşinden gidip karşılık vermek veya imanımızın sesini dinleyip affetmek.

Müminin farkı, işte burada ortaya çıkar.

Kur’an-ı Kerîm, takva sahiplerini şöyle anlatır:

“Onlar öfkelerini yenerler, insanları affederler. Allah işini güzel yapanları sever.” (Âl-i İmrân, 3/134)

Affetmek, yapılan yanlışı doğru kabul etmek değildir. Haksızlığa boyun eğmek veya hakkını aramaktan vazgeçmek de değildir. Affetmek, bize yapılan kötülüğün bizi de kötüleştirmesine izin vermemektir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:

“Güçlü kimse, güreşte rakibini yenen değil; öfkelendiği zaman kendisine hâkim olandır.” (Buhârî, Edeb, 76; Müslim, Birr, 107)

Öfkelenmek kolaydır; affetmek zordur. Kırmak kolaydır; gönül almak zordur. İntikam almak kolaydır; nefsine hâkim olmak zordur.

Affetmek, geçmişi değiştirmez; fakat geçmişin bugünümüzü yönetmesine engel olur. İnsan yaşananı unutmayabilir, dersini alabilir ve gerektiğinde mesafesini koruyabilir. Fakat bütün bunları yaparken kalbinde kin taşımamayı seçebilir.

Rabbimiz şöyle buyurur:

“Affetsinler, hoş görsünler. Allah’ın sizi bağışlamasını istemez misiniz?” (Nûr, 24/22)

Öyleyse kendimize soralım:

Allah’ın bizi affetmesini istiyorsak, biz Allah’ın kullarını ne kadar affedebiliyoruz?

Mümin, kendisine yapılanı unutmasa bile kalbinde büyütmez. Çünkü bilir ki Allah’ın rızasını kazanmak, intikam almaktan daha değerlidir.

Allah’ım! Kalplerimizi kin ve intikamdan temizle; bize affetmeyi ve güzel ahlâkla yaşamayı nasip eyle. Âmin.

Allah'a emanet olunuz.

Selâmetle kalınız.

İbrahim Noğman

2 Şevval 1447 / 21 Mart Cumartesi 2026