Muhteşem Tartışma

Gündem belirlemede ve değiştirmede oldukça mahir olan Başbakan ERDOĞAN’ın bir televizyon kanalında yayınlanan Muhteşem Yüzyıl dizisiyle ilgili eleştirilerinin ardından ülke olarak bu diziyi tartışır olduk. Konu ecdadımız, şanlı tarihimiz olunca günü konuya duyarsız kalmamız söz konusu olamazdı. Hele de kitap okuma alışkanlığı son derece zayıf bir toplum olarak çocuklarımız ve gençlerimizin tarihini safsatalardan ibaret bir yayınla öğrenme ihtimali bizleri son derece rahatsız edeceğinden, konuyla ilgili birkaç kelam etmenin faydalı olacağını düşünüyorum
 
Öncelikle bir toplumun tarihini bir dizi ya da filmle öğrenme ihtimalinin olamayacağını söyleyerek başlamak gerek. Yayın ne kadar ciddi olursa olsun, ne kadar gerçekçi olmaya çalışırsa çalışsın bir tarihi olduğu gibi yansıtma ihtimali yok. Hele ki reklam pastasının büyüklüğü karşısında iştahı kabaran kapitalist sistemin canavarları tarafından yalnızca para hırsıyla yapılan dizi ve filmlerin tarihi anlatma gibi bir derdi asla olamaz. Bu nedenle bu yayınları izleyenler bilmeliler ki, seyrettikleri filmlerin tarihi bir karşılığı yoktur.
 
Tarihini bilmeyen bir medeniyetin geleceğini inşa etmesinde de bir takım çarpıklıklar olacağı muhakkaktır. Bizler bu nedenle geçmişimizi tam ve doğru bir şekilde öğrenmeliyiz. Peki ama nasıl? Eğitim sistemimiz öylesine yanlış metotlarla kurgulanmış ki, okul hayatı boyunca tarih dersini seven bir arkadaşım ya da tanıdığım hiç olmadı. Tarihe olan ilgim ve okuma isteğim üniversite mezuniyetinden sonra başladı. Okuduğum tarih kitaplarının istisnasız tamamı üniversite eğitimi ve sonrasındaki döneme denk geliyor desem herhalde meramımı anlatmış olurum.
 
Gelelim eleştiri konusu olan televizyon dizisinin marifetlerine. Yıllarını at sırtında seferlerle geçirmiş Kanuni Süleyman gibi muhteşem bir padişahı anlatırken yakaladıkları tek gerçek kelime muhteşem, onu da dizinin isminde kullanarak izleyicileri etkilemeye çalışmışlar. Seferden sefere koşan Muhteşem Süleyman dizide cariyelerle zevk-ü sefa içinde yaşayan bir karaktere büründürülmüş. Türk izleyicisinin bel altı muhabbetlere olan ilgisini hesap edip bol bol dekolte kıyafetler çalışılarak müstehcenlikte sınırlar sonuna kadar zorlanmış.
 
Ayrıca Osmanlı tarihinde sayısız vakıf eserleri bırakan hayırseverliğiyle iz bırakan Hürrem Sultan dizide entrika üstadı bir canavar olarak ekranlara yansıtılmış. Tarih kitaplarında Hürrem Sultan ve Kanuni Sultan Süleyman’ın birbirlerine yazdıkları aşk şiirlerine ve mektuplarına bolca rastlamaktayız. Ancak yukarıda bahsettiğimiz üzere hayatının önemli bir bölümü seferlerde geçen koca cihan imparatoru Süleyman o büyük aşkını dizide anlatıldığı gibi entrikalarla haremde değil de, çoğu kez uzak diyarlardaki seferlerde mektuplarda yaşayabilmiş. Öyle olmasaydı şayet o büyük fetihler ve başarılar kolayca elde edilebilir miydi?
 
Bizlere düşen görev ekran başına kilitlenip tarih öğrenmek yerine dönemi anlatan kaynakları araştırıp incelemek ve gerçek tarihimizi güvenilir kaynaklardan öğrenmek olmalı, özellikle çocuklarımıza ve gençlerimize tarihimizi bu yolla öğrenmelerini telkin etmeliyiz. Televizyonlarda yayınlanan böylesi fütursuz yayınlara da yalnızca izlemeyerek tepkimizi göstermeliyiz. Yoksa yayınları baştan sona izleyip sonra bir hafta boyunca sosyal medyada küfrederek bu zararlı yayınları ortadan kaldıramazsınız.
 
Bir de başbakanın eleştirilerinin ardından rol çalarak başbakanın gölgesinde gündem olmaya çalışan tarih severlere! de itibar etmemek lazım diye düşünüyorum.