Milli Eğitim’deki hızlı değişimin yansımaları

Uzun bir süredir köşe yazısı yazamadım. Yeni bir şehire tayinim çıktığı için ve aynı zamanda bulunduğum ilde hazır üniversite varken yarım kalan eğitimime,10 yıl aradan sonra devam etmek için tekrar öğrenci olduğumdan, yazılarıma ara vermek zorunda kaldım. Bu hafta yaşadığım talihsiz bir sakatlık(ön çapraz bağ kopması) evde zorunlu bir dinlenme fırsatı tanıdığı için tekrar yazmaya fırsat çıktı.
 
Ben bir eğitimci olduğum için genelde eğitim üzerine yazıyorum. Herkes en iyi bildiği konuyu ele alırsa, o konuda söz söylerse belki daha iyi yerlere gelebiliriz diye düşünüyorum. Daha önce burda da paylaştığım bir yazımızda “balık baştan kokar” demiştik. Milli Eğitim Bakanlarımızın çoğunun eğitim kökenli olmaması sebebiyle eğitim politikamızın bir türlü dikiş tutturamadığını belirtmiştik.
 
Son aylarda eğitim de ciddi değişiklikler oldu ve olmaya da devam ediyor.Eğitimdeki bu değişikliklerin şu an yararlı mı zararlı mı olduğunu maalisef söyleyemeyiz.Kısa vadede olumlu sonuçları gözükse de uzun vadede ki sonuçlarını ancak eğitim sisteminden çıkacak nesillerdeki yansımalarından anlayabiliriz.O zamanda bu değişiklikler yararlı olduysa ne mutlu yapandan, emeği geçenden Allah razı olsun diyeceğiz.Ancak yansımalar olumsuzsa ne yapacağız ....Maalisef öyle bir ülkede yaşıyoruz ki devleti idare eden, sorumluluk sahipleri hesap vermeden unutulup gidiyor.Hatırlarmısınız bilmem bir Unakıtan vardı.Oğlu bir gece önceden mısırdaki vergiyi hissetmiş ve bir anda zengin olmuştu.Kimse hesap sordu mu? Hayır. Bu konuda bazı iktidar partisi temsilcileriyle yaptığım konuşmalarda: “bak Başbakan listeye koymadı, tasfiye etti ya”Dediler.Ne güzel değil mi....? Ne de olsa burası Türkiye yapılan unutulur.Bu sebeple zaten tarihte “Etrak-ı Bi İtrak” (Hafızasız Türkler) diye anılıyoruz.
 
En son bakanımız eş durumu atamalarını yaptı ve yeni madurlar ortaya çıkardı. Asker batıya tayini çıkıyor eşini yanına alamıyor.Ama aynı asker doğuya tayin oldumu eşini anında yanına atıyor bu bakanlık. Doğuya giderken aile kurumu önemli ama batıda aile önemli değil. Bu konuda bakan ne kadar acıtasyon yapıyor bu öğretmenler desede, kendisi eşinden çoçuklarından ayrı kalmadığı için bu konunun ne kadar önemli olduğunu anlayamayacaktır. Allah akıl ihsan etsin demekden başka çare yoktur.
 
Bakanlığın en son durup dururken kıyafet serbestliği getirmesi de çok ilginç bir karar oldu.Bazen ben şaşırıyorum, her an her şeyi yapabilecek bir bakanlıkta çalışıyoruz.Aklıma eğitimin en önemli sorunları nedir diye bir soru geliyor.Bu soruya belkide en son sırada verilecek cevap kılık kıyafet serbest olsun olur herhalde. Ama dedik ya burası Türkiye burda işler baştan başlamaz, bir ortadan bir sondan, bir baştan artık neresi rastlarsa.Alıştım bundan sonraki hamleye şaşırmayacağım dedim kendi kendime ....
 
Kılık kıyafet serbestliği; eşitlik,özgürlükçü bakış, açısından önemli bir karar destekliyorum.Ama bana verilmeyen bir hakkın öğrenciye verilmesi ,bu kararı sırf başörtüsüne özgürlük vermek için yapılmış olması (keşke cesaretli ve dirayetli olup gerçek amaç ne ise onu sadece yapabilseydi.),dönemin ortasında böyle bir karar alıp gelecek sene uygulanacak olması, bu döneminde karma karışık bir hal almasına sebep vermesi sebepleriyle de bu kararı eleştiriyorum.Madem eşitlik, özgürlük herkese verilmeli.Verilen bu eşitlik de inşallah daha sonra öğrenciler arasında giyiminden dolayı, başka eşitsizliklere ve sıkıntılara yol açmaz .
 
Eğitimle alakalı hiç bir karar benim şaşırmayacak demiştim .En son gazetelerde okuduğum habere de sırf bu sözümden dolayı şaşırmadım.ÖSYM başkanımız çıktı ve artık YGS ve LYS’ de Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinden toplam 13 soru soracağını açıkladı.Şaşırmadım, bu dersin öğretmenleri için iyi oldu. En azından derslerine öğrenciler daha önem verirler.Ancak bu karar da sıkıntı.Yine sınava 4 aydan az bir zaman kala kuralın değişmiş olması,herkesin bu dersi almamış olması vb. ortaya sıkıntılar çıkarabilir.Ben milli eğitimde okutulan her dersten soru sorulmasını önemsiyorum.Madem bu dersleri veriyoruz hepsinden öğrencilere soru sormalıyız.
 
Herşeye çarşı gibi karşı olanların bu karara çok sert tepkisini de anlamıyorum. Geçenlerde çok güzel bir söz okudum .Aynen şöyle diyor: YGS ve LYS'de Din Kültürü sorusu gelecek diye bu korku neden.? Biz felsefe sorularıyla ateist olmadıysak,siz de dindar olmazsınız korkmayın.” Bu sözü sırf karşı olmak için tepki gösterenlere verilecek en güzel cevap olarak görüyorum.
 
Eğitimimizde her kesimin fikri alınarak,uzun vadeli kazançları olan ,sistemli değişiklikler yapılması ümidiyle.....
 
Saygılarımla.