Düşünmeden, hesap etmeden, yalnızca kendi çıkarı için bir yol tutturmuş gidiyoruz. Üstelik bu yolun sonucunun karanlıklar, hüsranlarla dolu olduğunu hesap etmeden gidiyoruz. Sadece kendi mutluluğu için, kendi rahatı için dünyayı kendine amade zanneden insan ne bedbaht insandır. Biz biliyor ve inanıyoruz ki kişinin yaşadığı bir toplumda herkesin sorumlu davranması gerekir. Küçük olsun, büyük olsun her hak kendi içinde değerlidir ve sorumluluk gerektirir. Sorumluluğun hissedilmediği yerde sorunların başladığı unutmamalıdır.
Şimdi sokağa çıksanız, bir kamuoyu yoklaması yapsanız neredeyse toplumun kahir ekseriyetinin üzerinde hemfikir olduğu konudur “kul hakkı” meselesi. Önemini bilmeyen yok lakin önemine binaen bir o kadar da ihmal edeni çok. İnsanların hoşlanmadığı, hayatlarını zora sokan her türlü iş ve eylemlerin neticesinde kul hakkı doğuyor. Şayet gereği gibi düşünülse, gereği yapılsa tek başına kul hakkına riayet toplumsal barışı tesis edebilir.
Mesela yol üzerinde arabasını durduran, yolu kapayan, trafiğin durmasına neden olan, arkada bulunan insanların hayat akışlarına, işlerinin aksamasına neden durum ne ile izah edilebilir? Herhangi bir kurumda keyfi nedenlerle işiyle değil de gereksiz işlerle meşgul olan ve insanları sırada bekleten kul hakkı yemiş olmuyor mu? Kendine zarar vermiyor diye komşusunun tarlasına, bahçesine çöp atan, zarar verenin hali kul hakkına girmiyor mu? Evinde, işyerinde, çarşıda, pazarda nerede olursa olsun insanları rahatsız edici tonda bağırmak, müzik dinlemek, araç kornasına basmak, egzoz patlatmak çağdaş dönemin ihlal edilen kul haklarından değil midir? Hak ettiği ücreti vermeyen, eksik veren, hesaplamasını eksik yapan kul hakkından kurtulabilecek mi? Makamları ve mevkileri işgal edenlerin bulundukları makam ve mevkilerin hakkını vermemeleri bir kul hakkı ihlali değil midir? Ehil olmayan insanları çabasız ve emeksiz olarak baş döndürücü bir şekilde âli makamlara getirmek kul hakkı değil midir? Ehliyetsiz insanları ehliyetli insanlara amir kılmak, mahkum etmek kul hakkı değil midir? Bizden olsun; çamurdan olsun düşüncesinin kul hakkıyla alakası yok mu? Dersinde işi yokken dersine geç girmek ve dersini kaynatmak kul hakkı değil midir? Kul hakkı borcu olanlara Rabbimiz bile müdahale etmiyor. Kulları kendi arasında halletmesinde özgür bırakıyor. Öyleyse yapılacak olan yarın mahşer gününün dehşetinde hesaplaşmak istemeyenler bu dünyada hesabını iyi yapıp, kul hakkından kaçınsın. Rabbim kul hakkının her türlüsüne riayet edenlerden etsin bizleri.
Serince Fahrettin Yavuz İHO zora talip
Of’un eğitimine ışık tutmaya, güzellikleri paylaşmaya devam ediyoruz. Bu haftaki “Okullarımızı Tanıyalım” Projemizde tanıttığımız okul Serince Şehit Fahrettin Yavuz İmam Hatip Ortaokulu oldu. Zor olanı başarmak, zorda gayret etmek insanı mutlu eder ve insanı hayata karşı diri tutar. Geçen yıla kadar ilkokul, ortaokul ve imam hatip bir arada adeta Serince Eğitim Kurumları şeklinde hizmet veren Serince Şehit Fahrettin Yavuz İmam Hatip Ortaokulu bu sene sadece İmam Hatip Ortaokulu olarak hizmet veriyor. Yer, konum, bölge ve sahip olduğu insan gücü bakımından oldukça güzel imkânlara sahip okul. Okul Müdürü Ali Cerrah hocanın da inançlı ve gayretli çalışması okulu sürekli bir arayışa, başarı çabasına sürüklüyor.
Ülkenin geleceği adına yeni kardeşlik köprüleri kuran Serince Şehit Fahrettin Yavuz İHO’nun Doğu Anadolu’dan gelen öğrencileri hem avantaj hem de dezavantaj bir durum oluşturuyor. Çoğu okuma yazma dahi bilmeyen öğrenciler Kuran Kurslarında hafızlık eğitimi alıyorlar. Okulun bu öğrencilere önce okumayı sonra da müfredatı öğretmesi zor olsa da başarılamayacak değildir. Hafızlığını tamamlayıp buradan memleketlerine gidene kadar onlarla kurulan bağ ülkenin geleceğinde büyük teminattır. Sahip çıkılmamış, kaderlerine terk edilmiş bırakılsaydı kim bilir belki de güvenlik güçlerimize karşı kurşun sıkacak, birer bölücü olacaklardı. Gerek Ali hocam, gerek tüm öğretmenler onlara ailelerinden uzakta olmanın sahipsizliğini yaşatmamaya çalışıyorlar. Okulun fiziksel imkanlarında eksik yok hatta artı var ülkemizin geneline göre. Gerek Aile Birliği gerek Mahalle Muhtarı gerekse mahallenin değerleriyle kurulan sıcak ve samimi bağ uzun vadede bu okulun ülkemizin geleceğine başarılı gönül erleri yetiştireceğine inanıyorum. Rabbimden bu hayırlı çalışmalarında muvaffakiyetler vermesini diliyorum.