Düşünmek büyük zanaattır. Çünkü düşünmek insan olmaktır. İnsan düşündüğünde insandır. Düşünceyi kaybettiğimizde medeniyetimizi de kaybettiğimizin farkına varmamız gerekir. Düşünmek yenidünyalar keşfetmektir. Düşünmek karanlıktan kurtulmanın çarelerini aramaktır. Düşünmek insanın insanlığına dönmesidir. Düşünceyi harekete geçiren ise bilgidir. İnsan bildiği ölçüde yeni fikirler, yeni buluşlara yeni kurtuluşlara yelken açar. Bilginin kaynağı da kitaplardır. En büyük kitap ise Rabbimizin yarattığı kâinat kitabıdır. Onu okuyamayan, ondan bihaber olan kitap okusa da cahil kalmaya müstahaktır.
Kitapla arasına mesafe koyan toplumların hamasetli konuşmaları çok olur. Bilgiden çok afakî konuşmalar, kendince uydurulan doğrular ve kendinden başkasının sözünün önemli görülmediği insanlar çıkar otorite olarak. Ülkemizde geçen hafta 54. Kütüphaneler Haftası kutlandı. Değişik etkinliklerle kütüphanenin önemi, kitabın değerinin anlatıldığı bir dizi etkinlik düzenlendi. Farkındalık oluşturma adına, eksiklerimizi gösterme adına bunu bir fırsata dönüştürmek gerekir. Bizler Of Havadis ailesi olarak bu düşüncelerle hareket ettik.
Ait olduğumuz İslam Medeniyeti kitaba dolayısıyla kitapların yuvası kütüphanelere büyük önem vermiştir. Söz uçar, yazı kalır, düsturundan hareketle güzel olanı kaydetmiş, onu koruyup saklamış önemli kütüphaneler inşa etmiştir ecdadımız. Abbasiler Döneminde Bağdat’ta, Fatımiler Döneminde Kahire’de, Endülüs Döneminde Kur tuba’da, Selçukluda, Türk Beyliklerinde, Osmanlı’da kitap ve kütüphanecilik devrin ve gelecek devrin kurtarıcıları olmuştur. Kitapla yükselmiş, kütüphaneyle medeniyet öncüsü olmuş bir neslin temsilcileriyiz. Yeniden öncü olmak istiyorsak; yeniden kitaba ve kütüphaneye yatırım yapmayı lüks olarak görmemeli, kitabı toplumun merkezine taşımalıyız.
Geçen hafta “Kütüphaneler Haftası” olması hasebiyle bizler kitabın ve kütüphanenin önemini daha iyi anlatmak için Of Havadis Gazetesi olarak başlattığımız “Okullarımızı ve Kurumlarımızı Tanıyalım” Projemizde Of Halk Kütüphanemizi tanıttık. İlim okumakla, alim okuduklarıyla yeni dünyalar keşfetmekle olunuyor. Bizler;” Âlimler Şehri Of” deyince gururumuz okşanıyor, hoşumuza gidiyor. Lakin unutmamak gerekir ki hiçbir âlim ilimsiz âlim olmamıştır. Biz dünün sermayesini tüketmeye ilimsiz âlim olmanın mümkün olacağını zannediyoruz. Fakat böyle bir dünya yoktur. Âlimler şehri dediğimizde o şehrin kendi ismine yaraşır; içeriği ve görüntüsü elle gösterilecek bir kütüphanesinin olması gerekir. Alın size Of’u tanıtıcı bir simge, bir figür. Of’un ruhuna uygun, geçmişini temsil edecek, yöresel mimariyi de yansıtacak bir kütüphane Of’u en güzel tanıtıcı simgelerinden olmaz mı? Bence olur.
Of Halk Kütüphanesini tanıtınca kurumu daha yakından görme şansını bulduk. Sözü eğip bükmeye gerek yok. Mikdat Sarıalioğlu Ortaokulu binasına sığıntı gibi yerleştirdiğimiz Of Halk Kütüphanesi Of’un tarihiyle, kültürüyle nam saldığı âlimlik sıfatıyla bağdaşmıyor. İnanıyoruz ki şehrimizi dert edinen yöneticilerimiz bunu da düşünüyorlardır. Of Halk Kütüphanesi; en az bir Hükümet Konağı kadar, Belediye Sarayı kadar önemli görülmeli ve çözüme kavuşturulmalıdır.
Şehrimizde ne güzel, bütün devlet kurumlarının inşası hızla yükseliyor. Allah devletimizden ve devlet adamlarımızdan razı olsun. İstenince neler yapılabiliyor. Öyleyse istemek lazımdır. Of’a tüm bu yatırımları taçlandıracak “Of’un Kitap Dünyası” olan Of Halk Kütüphanesi binası kazandırılmalıdır. Bu yatırım belki bugünü kurtarmaz ama geleceği ancak kitapla kurtaracağımız gerçeğini değiştirmez. Haydi, Of sen istersen olur. Hem de en iyisi olur.