İslam’da ibadetler yalnızca namazla, oruçla sınırlı değildir. Yüce Allah’ın hoşnut ve razı olduğu bütün söz, fiil ve davranışlar geniş anlamda ibadet kapsamındadır. Hayatın bütün alanlarını geniş anlamda ibadet kapsamına alan İslam; ticareti de ibadet olarak değerlendirmiş; bunun gerçekleşmesi için ticari hayatta uyulması gerekli ahlaki prensipler getirmiştir.
Osmanlı toplumu da bu ahlâk içinde yoğrulmuş ve böylece cemiyet huzur ve seâdetini ehl-i küfrü dahi hayran bırakacak bir derecede temin etmiştir. Fatih’in İstanbul’u fethinden sonra iki papazın Osmanlı esnafını tetkik için dolaşırken yaşadıkları şu hâdise bu hâli ne güzel aksettirir.
Ticarî ilişkilerde kişinin son derece dürüst ve güvenilir olması şartı temel ilke olarak konmuştur. Bu ilkeler iş adamları tarafından benimsenmiş olsaydı, bu gün piyasada görülen bozukluklar olmayacaktı.
Müşteriyi aldatmamak: Tacir, dürüstlüğü ve doğru sözlülüğü ile müşteriye güven vermelidir. Rasulullah (s.a.v.) “Doğru sözlü ve güvenilir tüccar (ahirette) peygamberler, sıddîkler ve şehitlerle beraber bulunacaktır” hadisiyle övmüştür.
Yalan yere yemin etmemek: Ticari maksatla veya başka maksatla yalan söylemek, yalan yere yemin etmek, Allah’ın yüce adını onun haram kıldığı hususlarda kullanmak, basit menfaatler için insanları aldatmak büyük günahlardandır. Resûlullâh şöyle buyuruyor. Alış-verişlerinin bereketi yok edilir: Yalan yemin malı rağbetli, kazancı bereketsiz kılar.
Hileli ölçüp tartmamak: Ticarette tartı ve ölçünün yeri ve değeri son derece önemlidir. İslâm, bin dört yüz sene önce ölçü ve tartının dürüstlükle yapılması üzerinde önemle durmuştur. Bu konuda hem Kur'an'da ve hem de Hadislerde çok sert hükümler vardır. Kur'an'da şöylece değinilir bu konuya: Ölçekte ve tartıda hile yapanların vay haline! Ki onlar, insanlardan, ölçekte aldıkları zaman haklarını tastamam alanlar, onlara o ölçekle veya tartıyla verdikleri zaman ise eksiltenlerdir.
İhtikâr (Spekülasyon) yapmamak: İhtikâr lügatte toplamak ve hapsetmek demektir. Şer'î bir ıstılah olarak: Bir ticari emtiayı (malı) pahalanması gayesiyle stoklayıp piyasaya arzını geciktirmek anlamına gelen ihtikâr; fiyatların yapay bir şekilde yükselmesine ve normal piyasa seviyesinin üzerine çıkmasına sebep olur. “Karaborsacı ne fena bir kuldur; fiyatların düştüğünü öğrenince üzülür, yükseldiğini duyunca da sevinir” hadis-i şerifi, bu tip kimselerin ruhi durumunu ve insanlık bakımından düştüğü seviyeyi açık bir şekilde ifade etmektedir.
Müşteriye İyi Davranmak: Alış-verişte alıcı ve satıcı birbirine iyi davranmalıdır. Bakara suresi 280. âyetinde yüce Allah: “Eğer borçlu darlık içindeyse ona eli genişleyinceye kadar mühlet verin. Eğer bilirseniz, (borcu) sadaka olarak bağışlamanız, sizin için daha hayırlıdır” buyurarak satıcının, gerektiğinde müşterisinin lehine bazı özel durumlarda fedakârlıkta bulunmasının kendi hayrına olacağını vurgulamaktadır
Müşteri kızıştırmamak: Çoğunlukla malın fiyat ve sürümünü arttırmaya yönelik bir hîle şeklinde ortaya çıkan neceş; bu yönüyle haksız rekabet çeşitlerinden biri sayılmaktadır. “Neceş yapmayın. Bir kimse kardeşinin pazarlığı üzerine pazarlık yapmasın” gibi hadislerle Müslüman tüccarın bu tür olumsuz davranışlardan sakınması gerektiği vurgulanmıştır.
Ticari işlemlerin kayıt altına alınması: Ticari hayatta görülen kötü ilişkilerin ve olumsuz sonuçların nedenlerinden biri de tarafların antlaşma maddelerini açıklıkla yazmamalarıdır. İslâm, ölçü ve tartıda dürüst davranılmasını, taraflar arasında iyi niyet ve güvenin kurulmasını istemekle beraber; alış veriş ve borçlanma işlemlerinin yazılmasını da tavsiye etmiştir: Kur’an-ı Kerim’de: Ey inananlar, belli bir süreye kadar birbirinize borçlandığınız zaman onu yazın”(bakara 282) buyrulması, ticari işlemlerin kayıt altına alınmasının önemine işaret etmektedir.