İslam’da Gençlik

İnsan hayatının ergenlik ile orta yaş arasındaki dönemine “gençlik”, hayatlarının bu döneminde bulunanlara da “genç” denildiği herkesin malumudur. Gençlik, Yüce Allah’ın kullarına bahşettiği ömrün en önemli çağlarından biridir. Çünkü gençlik, çalışkanlık, zindelik, dinçlik, cesaret, metanet, heyecan, kuvvet ve enerji kaynağıdır.
 
 “O ki, hanginizin daha güzel amel yapacağınızı sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır” (Mülk-2) Yüce Allah bu ayette, hayatın hem bir imtihan sebebi, hem de faydalı, hayırlı ve güzel faaliyetler alanı olduğunu vurgulamıştır. Bu ayet-i kerime aynı zamanda hayatın en verimli dönemini teşkil eden gençlik yıllarının ne kadar önemli ve değerli olduğuna ve en iyi bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmektedir.
 
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) de şu hadisi şerifinde dikkatimizi bu gerçeğe çekmektedir:“Beş şey gelmeden önce beş şeyin; ölüm gelmeden önce hayatının, hasta olmadan önce sağlığının, meşguliyetten önce boş vaktinin, ihtiyarlamadan önce gençliğinin, yoksulluğa düşmeden önce zenginliğinin kıymetini bil” buyurmuştur.
 
Gençliğin değerinin bilinmesi, gençlerin bu dönemde, hem kendileri ve hem de aile, millet, vatan, din ve devletleri için hayırlı ve faydalı şeyler yapmalarıyla mümkün olur. Bunun yolu da, iyi bir eğitim almak, iyi bir iş sahibi olmak, helalinden kazanmak, her alanda başarıyı yakalayabilmekle mümkündür. Öte yandan, milli ve manevi değerlerine bağlı, iyi yetişmiş, bilgili, yüksek ahlak sahibi, vatan ve millet sevdalısı gençler, bir milletin mutlu ve müreffeh geleceğinin en önemli temel taşlarındandır.
 
Yüce dinimiz İslam’ın gençlere verdiği önemin en açık delillerinden birisi de, Peygamberimizin, Allah’a itaatle, dosdoğru bir şekilde yetişen gencin mükâfatının, adaletli devlet başkanının mükâfatından hemen sonra geldiğini haber vermesidir. Peygamber Efendimiz bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Hiçbir gölgenin olmadığı kıyamet gününde, Allah Teâlâ yedi (sınıf) insanı (arşının) gölgesinde barındıracaktır: Bunlar Adaletli devlet başkanı, Allah’a kulluk içinde gelişip büyüyen genç. Gönlü mescitlere kimse ” şeklindedir.
 
Gençlerin çok iyi bir eğitim almaları sağlanmalı, bilgili, sağlam karakterli, kişilikli, idealist, ufku açık olarak yetiştirilmelerine özen gösterilmelidir. Gençler, inançlı, yüksek ahlak sahibi, milli ve manevi değerlerine sıkı sıkıya bağlı, görev ve sorumluluk bilinicine sahip kişiler olarak yetiştirilmeli, manevi ve ahlaki yönleri asla ihmal edilmemelidir. Gençlere, şanlı tarihimiz ve kültürümüz en iyi bir şekilde öğretilmeli, onlara milli bir ruh ve şuur kazandırılmalıdır.
 
Gençlerimizin, her türlü zararlı alışkanlık, fikir, inanç ve düşüncelerden korunmaları için gerekli önlemler alınmalıdır. Gençlerin karşı karşıya kaldıkları sorunlar tespit edilerek, bunları aşmaları için onlara yardımcı olunmalı, bu sorunların ortadan kaldırılmasına çalışılmalıdır.
 
Öyleyse bizler de dinimizin ön gördüğü şekilde millet ve devlet olarak gençlerimize büyük önem vermeli ve onlara karşı yerine getirilmesi gereken görevleri asla ihmal etmemeliyiz. Çünkü onlar, cennet vatanımızın bekçileri, geleceğimizin emanetçileri, kalkınmanın ve ilerlemenin öncüleri, mutlu ve müreffeh yarınlarımızın teminatıdırlar.