İnsan ‘’Ne’’ İçindir

İnsanlar aslında bambaşka hikayeleri deneyimleyen, her birimizden daha farklı algıları olan fakat bizim gördüğümüz kadarıyla nitelendirdiğimiz canlılardır ve var olan her insanın gösterdiğinden fazlasını anlamak oldukça zordur. Yine de öğrendiğimiz her insanla bambaşka bir dünya bize kapılarını aralar çünkü bir insanı anlamak başka bir ‘’ne’’ ile tanışmaktır. Niccolo Machiavelli’de bize insanlar ve algılardan şöyle bahsetmiştir: ‘’Herkes seni göründüğün gibi algılar, sadece bazıları gerçekte ne olduğunu tecrübe ederler.’’

Gördüğümüz yüzler her zaman gerçeği anlatmaz bize. Bazen derin yaralar saklayan birinin gülüşüne aldanırız, bazen en azılı yalancının yalanlarına; bazı gözlerden sevinçten akar yaşlar, bazı gözlerden öfke akar damla damla; bazı dudaklardan çıkan sözler aklımıza kazınır, bazı dudaklardan çıkan sözleri duyunca unuturuz… Her gün yüzlerce suret görür, binlerce söz duyarız ama çoğu zaman hiçbirini göremez, duyamayız. Kalabalıklarda yalnız kalır ve kalabalıkları özenle yalnız bırakırız. Algılarımız bir kusur gibi öyle kapatır ki bizi mağaramıza, karşımızdaki insanların yalnızca tenini görürüz. Oysa her insanın başka hikayeleri vardır; sustukları, bağırmak istedikleri vardır. Kimi zaman duymak isteriz o hikayeleri, kimi zaman biz de susarız. Bazen birini gerçekten tanımak isteriz, bazen susmak bir dil olur aramızda. Bazen birine düşkünlüğümüz algılarımızı açar, diğerine yaklaşmayız. Bazen karşımızdakinin susması bile çok anlam ifade edebilir, bazen ne kadar konuşsa anlamayız. Belki bir gün merak ederiz: O en tatlı gülüşlerin ardında nelerin gizlendiğini, hangi sözlerin yutulduğunu, hangi isyanların bastırıldığını ve merak ettikçe bambaşka dersler alırız her hikayeden. Dinleriz ve dinledikçe dinleniriz. Birinin hayatına dokunmak için kulak verir ve güzelleşiriz. Yüzlerce betimleme yapabilir fakat yalnızca istediğimizde insanları gerçekten deneyimleyebiliriz. Sadece istediğimizde mağaramızda bir ışık yakabilir ve algımızı kusur olmaktan çıkarabiliriz. Sadece biz istersek bir insanın gerçekte ‘’ne’’ olduğunu anlarız. Sadece istersek o insan gerçekte ‘’ne’’ için ağlıyor anlayabiliriz. Sadece istersek gerçekte bir insanı deneyimlemenin ‘’ne’’ olduğunu bilebiliriz.

Her cümlemden bir bütün oluşturursak anlattığım şey basittir ve özetle derim ki: Eğer bir insanın yüz ifadesinin arkasındaki hisleri anlamak için çaba vermiyorsak algılarımız bir kusur olmaktan dışarı asla çıkamaz. Kendimizi kapattığımız kuytuda karanlıklaşırız ve karanlığımız bizi de başka insanları da yalnızlaştırmaktan başka işe yaramaz. Her birimizin olduğu ‘’Ne’’ özeldir ve karanlıkların aydınlığa çıkmasının tek yolu anlamaktır.

Hazal HACIEFENDİOĞLU

YORUM EKLE

banner81

banner16

banner20

banner22

banner21