İNLERİNE GİRECEĞİZ

17-25 Aralık yargı darbesinin üzerinden yaklaşık 2 yıl geçti. Ne darbeye kalkışanlar sonuç alabildi ne de darbeyi savmaya çalışanlar  istedikleri neticeyi alabilmiş değil.

12 yıl süren  ve   evlilikle sonuçlanacak dediğimiz AKP cemaat flörtü, 17-25 Aralıktan sonra taraflar arasındaki mücadele bir taraf mezara gidene kadar   devam edecek gibi gözüküyor.

Şuphesiz ki cemaatin kırk yıllık mazisinin son 10 yılında aldığı mesafe diğer 30 yılın kat ve kat üstündedir. Bunu Sn Erdoğanın ne istediler de vermedik sözünden de anlayabiliriz.

17 Aralıkta  Erdoğan’a şah çekip  mat edeceğim hamlesiyle güne başlayan cemaat,  bugün itibari ile  oyunun kurallarına göre oynanmadığını bahane göstererek oyuncularını ülke sınırları dışına çıkarmıştır.

2007 de Ergenekon’la  başlayan süreçte  cemaat 5 yıl girilmedik in ve yatak odası bırakmamıştır. Öyle ki, F diyeni  kadın tüccarı olmakla (Cubbeli Ahmet), boru diyeni terör örgütü kurmakla (İlker Başbuğ), Haliçin Simonları diye kitap yazanı( Hanevi Avcı) terör örgütü üyesi olmakla suçlayarak yüzlerce kişiyi hapishaneye tıkmışlardır.

Son olarak Erdoğan ve hükümete yakın iş adamlarını toplayarak Siyonist emellerine ulaşacaklarını hesaplayamamışlardır.

Surda gedik açarak kaleyi içten fethetmeyi hesaplarken  kullandıkları formülde, halkın katsayısını eksik hesap etmişlerdir.

Bugün geldiğimiz nokta da taraflardan hiçbiri kazanamamış, hatta cemaat maddiyat uğruna başladığı savaştan maddi ve manevi olarak telafi edilemeyecek yaralar almıştır.

1 Kasım seçimlerine giderken iki çephede  de soğuk savaşın devam ettiğini görüyoruz. Hükümet  inlerine gireceğiz derken geçmişte cemaatin uyguladığı hukuksuz yöntemlerle sonuç almaya çalışmaktadır. Cemaatte geçmişte yok saydığı hukuki kurallara sahip çıkarak ömrünü uzatmaya çalışmaktadır . Dün “Bu mu Gazetecilik” diye manşet atarken bugün “Özgür Basın Susturulamaz” yaygarası koparmaktadır.

Hep korktuğumuz filler tepişirken ezilen çimler olmasın. Ne yazık ki iktidar savaşı uğruna tüm savaşlar da olduğu gibi cezalandırılan siviller olmaktadır. Bugün de faturayı masum  halk ödemektedir.

Son olarak diyorum ki; İnlerine gireceğiz kahkahaları ile  çadı avı yapılıyor ağlamaklarının birbirine karıştığı bu dönemde, olan iki tarafın da altta kalanlarına oluyor. Altta kalanın canı çıkarsa ülkenin canı çıkar. Bunca günahın işlendiği ve kul hakkının yendiği manşetlerle ortadayken, vites büyütmek yerine vites küçültmenin tarafların ve ülkenin hayrına olduğunu düşünüyorum.

“Aşırı hız yakını uzak eder” lütfen yavaş..

Saygılarımla.