İBADETLERDE DEVAMLILIK ESASTIR

Bir ramazan ayını daha geride bıraktık. Rabbimiz yaptığımız ibadetleri en güzel kabul ile kabul eyler İnşaallah. Bu ay ve daha evvel üç aylar diye ifade ettiğimiz aylar münasebetiyle kendi iç dünyamızda bir nefis muhasebesi yaptık. Allah için oruçlarımızı tuttuk, namazlarımızı kıldık ve ramazan ayına mahsusu olmak üzere zekatlarımızı ve fitrelerimizi verdik oruç tutamayan ileri yaşlılar ve iyileşmesi mümkün olmayan hastalarımızda Rabbimizin verdiği bir ruhsatla fidyelerini verdiler.

Bu ramazan ayı münasebetiyle gerek camilerde ve gerekse evlerimizde Kuranın bitirilmesi diye tarif edilen mukabeleler okuduk. Yani Kuranın okuması iyi olan bir kişi okuyarak diğer kadın ve erkek cemaatlerin Kurandan yüzünden takip etmesi diye tarif edilen ibadet yerine getirildi.

Bu aylarda dikkatimi çeken şu oldu özellikle bu aylarda ki kandil geceleri diye tarif edilen gecelerde yani Berat, Miraç, Regaip , Mevlit ve Kadir gecesi diye tarif edilen gecelerde camilerimiz dolup taştı. Milyonlar camilerimize sığmadı. İnsanlarımız bu gecelerde camilere koştu ve Rabbimizin affı ve mağfiretini aradılar. Rabbim kabul buyurur İnşaallah.

Aynı kararlılık ramazan ayından sonrada devam etmelidir. Çünkü Rabbimiz biz kullarını sadece ramazan ayına mahsusu kul olarak kabul etmemektedir. Rabbimiz biz kullarını ölünceye kadar ibadetle sorumlu olduğumuzu Kuranında onlarca ayette ifade etmiştir. Bakınız bir ayeti celile de Rabbimiz ne buyurmaktadır; Hicr Süresi 99. Ayet “ Sizlere ölüm gelinceye kadar ibadet ediniz.” Bu ayette Rabbimiz biz kullarına ölüm gelinceye kadar ibadetlerle meşgul olmamız lazım geldiğini hatırlatmaktadır. Burada şunu önemle yazayım ki bir insandan ibadetlerin düşmesi ancak iki durumda mümkündür. Bunlar birinci olarak ergenliğe girinceye kadar çocuk ve akıllanıncaya kadar da delilerdir. Bu iki durum yani çocukluk ve delilik ibadetlere engeldir. Bu iki kişiden Rabbimiz ibadetleri istemeyecektir. Diğer her durumda Rabbimiz biz kullarını imtihanın gereği olarak ahrette soruya çekecektir.

Şimdi bana bazı kardeşlerimiz Nizamettin Hocam ama bir insan nasıl olurda ölünceye kadar ibadet eder?! Diye sorduğunu duymaktayım. Fakat şu da unutulmamalıdır ki Kurani bir terim olan sabır’ın manalarına baktığımız zaman sabrın manaları arasında bir insanın ölünceye kadar ibadetlere devam etmeye sabır etmesi olduğunu da görmekteyiz. Bu noktada Kuranın en kısa sürelerinden olan Asır Süresinin tefsirine tefsir kitaplarından bakmanızı önemle rica ederim. Konu önemlidir çünkü Rabbimiz biz kullarını ibadet etmemiz üzere yaratığını Kuranında açık olarak ifade etmektedir. Bakınız konumuzla ilgili olarak Zariyat Süresi 56. Ayette Rabbimiz ne buyurmaktadır?! “ Ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.” Buyrulmaktadır. Bu ayette Rabbimiz biz insan ve cin kullarını ancak kendisine ibadet etmemiz için yarattığını açık olarak yoruma gerek kalmadan açıklamaktadır. Yapacak bir şey yok. Rabbimiz öyle takdir etmiş. O yaratıcı. Yaratıcımız Allah’ımız bir hadisi küdside şöyle buyurmaktadır; “ Ben bilinmeyen bir hazineydim . Bilinmeyi murat ettim.” Rabbimiz bilinmek adına biz insan ve cin kullarına gerek kutsal kitaplarla gerekse de Peygamberler aracığıyla evrenin yaratıcısı , ilahı ve buna iman edilmesi gerektiğini hatırlatmaktadır.

Rabbimizin rızasını arayıp kabul görenler arasına girilmesi dileğiyle…