Hiçbir Hâsidin Hasedi, Allah’ın Takdir Ettiği Nimete Engel Olamaz
Allah Teâlâ kullarına sayısız nimetler lütfetmiştir. Ancak insan bazen başkasına verilen nimete bakıp onu kıskanabilir. Haset, sadece bir başkasının nimetini istememek değil; o nimetin elinden gitmesini dilemektir.
Yüce Rabbimiz, “Yoksa onlar, Allah’ın lütfundan verdiği şeyler için insanlara haset mi ediyorlar?” (en-Nisâ, 4/54) buyurarak hasedin yanlışlığını ortaya koymaktadır.
Hz. Yûsuf’un (a.s.) kardeşleri ona haset ettiler ve onu kuyuya attılar. Fakat onların planı Allah’ın takdirini değiştirmedi. Kuyuya atılan Yûsuf (a.s.), Allah’ın lütfuyla Mısır’a hükmeden bir makama yükseldi. İnsanların hesabı başka, Allah’ın takdiri başkadır.
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), “Hasetten sakının! Çünkü haset, ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi iyilikleri yer bitirir.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 44) buyurarak mümini bu gönül hastalığından sakındırmıştır.
Hasetten kurtulmanın yolu; şükür, kanaat ve Allah’ın takdirine rızâ göstermektir. Başkasının nimetini kıskanmak yerine onun için bereket dilemek, kendi nasibimiz için de Allah’a güvenmek gerekir.
Unutmayalım: Allah’ın bir kuluna takdir ettiği nimeti hiçbir insanın hasedi engelleyemez. Nasip gecikebilir; fakat Allah’ın takdirinden çıkmaz.
Ey Rabbimiz! Kalplerimizi haset, kin ve kıskançlıktan arındır; bizleri nimetine şükreden ve kardeşlerinin iyiliğini isteyen kullarından eyle. Âmin.
Allah’a emanet olunuz.
Selâmetle kalınız.
İbrahim Noğman
11 Zilhicce 1447 - 28 Mayıs 2026 Perşembe