Yapılan alışverişlerde, arkadaşlıklarda, dostluklarda aradığımız şey muhatap olduğumuz kişi ya da kişilere karşı güven duygusunun olmasıdır.
Çok değil on yıl öncesine kadar insanların birbirine karşı saadeti, bağlılığı, güveni konusunda hiçbir sıkıntı oluşmazken bugünse arkadaş seçiminde bile kararsız kalmaktayız. Gönüllerin bir olması gerekirken yalnız kalmayı tercih ediyoruz. Birbirine sahip çıkan toplumumun artık ayrık duruma geldiğinin noktasındayız.
Elhamdülillah Müslüman’ız. Müslümanlığı ne kadar yaşayabiliyoruz herkes kendi nefsini sorgulamalıdır. Ne kadar faize bulaşmaktayım, çevreme karşı sorumluluklarımda ne durumdayım, gıybet ediyor muyum, yalan konuşuyor muyum, kişilerin haklarına giriyor muyum, sadece bunların birkaçı. Söylediğim şeyler çok gibi gözükse de Müslümanlık kavramının altında yatan etmenler değil midir bunlar?
Gündelik yaşantımızda kişilerin yaptıkları hatalar uzun vadede etkili oluyor. Özellikle verilen sözlerin yerine getiril(e)memesi kişilere karşı güven duygusunun yok olmasına neden oluyor. İnsan aradığı huzuru çevrede bulamayınca da başka yollara başvurmaya niyetleniyor. Niyet de halis olmayınca olumsuzluklar sonucunda önce aile içerisinde ardından çevreye karşı duyarlılık azalıyor.
Bilmem ne kadar farkındasınız da özümüzden uzaklaşmaktayız. Güven konusunda bir yere giderken evin anahtarını komşumuza verebilirken şimdi ise vermeyi düşünmüyoruz bile. Akıllardan geçen şeyse acaba…
Neden bu hale gelindi. Arkadaşlarımıza, dostlarımıza değer verme konusunda ne kadar duyarlıyız. Sevdiğimiz kişilere karşı üstünlük kurma duygusu ile “ben seni sevmeyeyim de, sen beni sev” anlayışı ile ikili ilişkiler yok olup gitmekte. Bazı şeylerin hırsına yenilerek samimi olduğumuz kişilerin güven duygusunu kaybetmek üzücü bir durum olması gerek.
Bugün kaybettiğimiz değerlere değil de kazandığımız dünyalık mala sevinmekteyiz. Herkesin huyu farklı olabilir. Ancak eskilerimiz güven konusunda ne kadar birbirlerine sahip çıkıyorlarsa bizim de güven konusunda eksikliklerimizi düzeltmek için gayret etmeliyiz.
Gösterilen çaba da yetersiz olunca da arkadaşlıklar, dostluklar samimi derecesi düşük oluyor. Sonuçta ortaya çıkan kavram, güven(me) bana oluyor.