Günahların takımı

     Lig denilen maratonun artık sonuna geliyoruz. Klasik haline gelmiş deyimi ile ligin boyu her geçen hafta kısalıyor. Bu bağlamda hedefe koşan takımlar arasındaki kavga yeni boyutlar alıyor. Ligin bu duruma ‘’getirilmesi’’ birilerinin tam da aradıkları ortamı doğurmuştur. Tabi bu duruma getirildikten sonra herkes dürüstlük, doğruluk, hümanist şahı kesiliveriyorlar. Ancak bu duruma gelmeden çirkefliklerini bırakmayanlar inandırıcı olamıyorlar. Yani samimiyetsiz duruşlar iki adım sonra sırıtır.
 
     İşte böyle bir ortamda maça çıktı Fener ve Trabzon bu hafta. Bu maça bakıldığında Trabzon maçı zor geçmeye aday bir maçtı. Bazen insanın içine bir rahatlık oluşur. Maçın gidişi hakkında bu size bir güven verir. Bu duygular sonucunda maça gitme konusunda hiçbir tereddüt duymadım. Belki de bu sezon en rahat maçlardan birini oynadı Trabzonspor. Özellikle ligin ikinci devresinde en rahat izlediğim maçtı bu maç. Televizyon karşısında hop oturup hop kalktığımı hatırladığımda bu maçın çok sönük geçtiğini söyleyebilirim. Hatta maçın ikinci yarısında sanki gol atmamak için Trabzonspor sözleşmişler gibi.
 
     Kısa da olsa biraz da maç dışı analiz yapalım. Of’tan 18.10’da yola çıktık. Maça 5 dakika kala tribündeki yerimizi aldık. Herkes yerini ve görevini biliyor. Bir nizam ve intizam hâkim. İşte Avrupa Birliği kriterlerini istiyorsak bunun için istemeliyiz. Yani en azından yaşam standardımızı yükseltmesine katkı sağladığı için, insani değerleri yücelttiği için AB kriterleri önemli görülmelidir. Trabzonspor taraftarı dini hassasiyeti olan taraftarların belki de en önde gelenlerindendir. Akşam namazını kılmak için devre arasında millet namaz kılmak için oluşturduğu kuyruk bu taraftarın hak etmediği bir eziyettir.10 kişinin içine sığabileceği bir merdiven altı kabini mescit olarak düzenlenmiş. Bu ancak mescit yok demesinlerden başka bir şey ifade etmez. Bu mescit olayı bir an önce çözülmelidir. Bu görüntüyü Trabzonspor taraftarı hak etmiyor.
 
     Taraftarın ilgisinin yoğundu maçta. Taraftar biraz da sanki işten zevk almaya bakıyor. Maça Trabzonspor etkili başladı. 23. dakikada verilen penaltı verilmeseydi de bu maçı Trabzonspor alacaktı. Oyun anlayışı ve maça başlayışı bunun sinyallerini vermişti. Trabzonspor asla uyduruk penaltıların arkasına sığınmadı. Kendi günahlarına Trabzonspor’u ortak yapmak isteyenlerin bir kurgusudur. Penaltı yoktu ve böyle penaltı verilmesini istemiyoruz. Ancak kırmızı kart doğru idi. Glowacki de kırmızı kart görmeli idi. Bunlar asla Trabzonspor’un galibiyetini gölgeleyecek durumlar değildir. Fener’in günahlarına bizi ortak etmek isteyenlerin arzusu ve sunumundan öteye gitmez bunlar. Geçen hafta Buca maçında yapılan hakem hataları ile bunu izale etmeye çalışmak gayretidir. Güya iki tarafa eşit olarak hata yapılıyor. A’dan Z’ye her zerresinin hile ve günahlarla dolu bir takımın önde iken masum rolünü oynaması kuzu postuna bürünmüş kurda benziyor.
 
     Gerçi Fener için önemli olan şampiyonluktur. Nasıl olursa olsun, şampiyon olunsun da ne olursa olsun. Aslında bu düşünceyi de sorgulamak lazımdır. Hak etmediğin şeye sahip olmak insanı nasıl mutlu eder?
 
     Son üç hafta kaldı artık. Bu kısacık zamanda daha çok ‘’ahlak dersi’’ göreceğiz. Görmeden şunu söyleyebilirim ki es kaza Fener puan kaybetsin bakın o zaman kıyameti koparmaya. Basını ile siyaseti ile ortamı germeye. Herkes ‘’Eskişehir gibi’’ oynarsa Fener şampiyon. Kendi için oynarsa sıkıntı var demektir.  Antep maçından sonra bu linç kampanyasını gördükten sonra yaşanabilecekleri görebiliyorum. Kendini ne olursa olsun şampiyonluğa kilitleyen Fener ve tayfası bu yolda her türlü günahı işledi ve işleyecek. Antep maçında açılan pankart her şeyi anlatıyor.  GÜNAHLARIN TAKIMI FENERBAHÇE bu pankart bütün bir sezonu ve Fener tarihini özetliyor.