Yeni yıla adım atmamıza ramak kala Of, yılın en hareketsiz günlerini yaşıyor. Sürekli Of’ta yaşayanlar olarak Of’u en iyi yaşayan ve en iyi tahlil edenlerdeniz. Mesaimiz nedeniyle gün içerisinde sürekli Of merkezde bulunmasak da sabah saatlerinde, zaman zaman gün içerisinde ve gün sonunda Of’u yaşıyoruz.
Mevsimsel olarak Aralık Ayının son dilimine girdiğimiz şu günlerde Of, tamamen özüyle kendi haline kalmış durumda. Sabah 8 sularında Of’ta mesaimize başladığımızda resmi kurumlar dışında özel işyerlerinde açık dükkan görme şansınız yok neredeyse. Özel sektör mesaileri saat 9’lara çekilmiş durumda. Akşam da saat 18.00’den sonra açık dükkan bulmak zor. Sorduğunuzda “iş mi var da dükkanı açık saklayacağız” diyenlerin sayısı hayli fazla.
Esnaf yılın en sıkıntılı dönemlerini yaşıyor. TOKİ konutları bazı kesimleri kısmen hareketlendirse de yetersiz...Memur halinden memnun değil, işçi zaten hiç memnun olmadı. Zengin de sıkıntılı, fakir de sıkıntılı.
Aslında herkesin aradığı şey ortak… Herkesin derdi para…. Bir taraftan üzülüyorsunuz ve hak veriyorsunuz, bir taraftan bakıyorsunuz öyle cömertçe para harcayanlar var ki aklınız şaşıyor…
Esnafla sohbet ediyoruz, dükkanda çalıştıracak eleman bulmaktan şikayetçi… Adam 1250 lira artı SSK artı öğle yemeği istiyor diyor. Hak veriyorum işe alıyorum, ama dükkana 1 lira artı katkısı olmuyor. Müşteriye davranmasını bilmiyor, sorun çözmek yerine iş üretiyor… diyor. Berbere uğruyorsunuz, çırak bulamamaktan şikayetçi… Lokantaya gidiyorsunuz buyurun hoş geldiniz diyebilecek personel sayısı çok az…
Arkadaş Uzungöl’e yemeğe gitmiş, kuymak istemiş, çocuklarla birlikte olunca onlara da tabakta servis etmeye çalışırken içerden bulaşıkçının sesi yükselmiş “tabağa koymasın, yıkaması zor oluyor”… Arkadaşınızla iki sohbet edip akşam çayı içmek istersiniz 18.00’den sonra açık kahvehane bulmak zor…
Sitemize yapılan yorumlarda en büyük şikayet işsizlik olarak dikkati çekiyor, ancak çalıştıracak eleman bulamıyorsunuz… Bulduğunu insan 3-5 gün sonra masa başında olmadığı için işi beğenmiyor, bir süre sonra da maaşı yetersiz buluyor…
Diğer taraftan cep telefonu faturası ödemek için bayiye gidiyorsunuz, tam o esnada 15-16 yaşlarında gencecik bir delikanlı giriveriyor içeri “abi şu markanın şu model telefon ne zaman geliyor, netten kayıt yaptırdım da 2 bin küsür TL’ye alabilecekmişim” diyince irkiliyorum… hatta utanıyorum… elimdeki telefona bakıyorum… 3-4 yıl önce almış olduğum 120 TL’lik telefon…
Toki konutları hak sahiplerine teslim edilmeye başlanınca haberlerini yapıyoruz… Haberin altına yazılan yoruma bakarmısınız… “gittim baktım daire çok küçük beğenmedim geri vereceğim” arkadaş ne bekliyordun yani… Adı üzerinde dar gelirli için bu konutlar.. zaten 75 m2’lik olacakları en başında duyurulmuş… ne bekliyordun ki, 130 m2 mi yapılacaklardı…
Yakında önce ara dükkanlarda sonra da emlakçı vitrinlerinde “TOKİ’de kiralık daire” afişleri görmeye başlarsınız şaşmayın…
Banka müdürüyle sohbet ediyoruz “krediler dönmüyor, kredi kartları ödenmiyor” diyor, itiraz ediyorum müdürüm buraya gelebilmek için iki tur attım bulvarda ve arabamı park edemedim… bırakın gündüzü, akşam mesaiden sonra bankamatikler önünde park edemiyoruz…
Cuma Günü Valilik Basın ve Halkla İlişkiler Müdürümüz Salih Özkan bey, Akçaabat Yeni Haber Gazetesi sahibi İsmail Topal bey ve denetimde görevli Aynur hanımla birlikte gazetenizi yıl sonu denetimine geldiler. Denetimin ardında bir yemek ikram edelim dedik, Salih bey arabayı park edene kadar biz yemeği yedik.. Akçaabatlı meslektaşımız da şaşırdı Of’taki araç yoğunluğuna…
Eskilerden esnaflar daire ve apartman sahibi olurdu, sonraları emeklilik ikramiyesine aracını da katan memur ve işçiler daire sahibi olmaya başladılar. Şimdilerde ise memur veya işçi olup da dairesi olmayan nadir kişiler olarak bizler kaldık…
Binalar göğe doğru yarış halinde… Bildiğim kadarıyla kıyamet alametlerinden biri de bu… İstanbul ve Ankara’yı geçtik, Of’ta bile binalar artık yarış halinde… Belediye izin verse 20 katlı binalar dikilecek tepemize…
Ben karar vermekte ve yorum yapmakta zorlanıyorum… Zengin konuşuyor hak veriyoruz, yoksul konuşuyor hak veriyoruz… Sizler de bize hak vereceksiniz eminim… Nasrettin Hoca misali…
Ama şunu net bir şekilde gözlemliyorum… Hiç kimse halinden memnun değil… Kimse haline şükretmiyor…
Toplum olarak ihmal ettiğimiz en büyük eksikliktir şükürsüzlük… Yüce yaratanımız Kur’an-ı Kerimde mealen; “Verdiğim nimetlerime şükrederseniz, artırırım. Eğer verdiğim nimetin kıymetini bilmezseniz, bunun Allah’ın size bir lütfu, bir ihsanı ve bir nimeti olduğunu unutursanız, elinizden alırım” diyor…
Bence herkes dönüp aynaya bir bakmalı… Kalın sağlıcakla…