Ölüm aslında nasıl yaşadığınızın dünyada iken bile durumun ne şekilde olduğunun işaretidir bir nevi. Erbakan Hoca’nın cenazesinde yaşananlar muazzam bir görüntü ve duygu seli yaşanmasına neden oldu. Bu görüntü herkes için bir kez daha şapkasını önüne alıp düşünme fırsatı sağlar umarım. Onu seven ya da sevmeyen onun cenazesinde idi. Bu da hem onun Türk Milleti için yaptıklarının bir kanıtı hem de Türk Milletinin vefasının göstergesi idi.
Burada tarafgir davranmadan bazı şeyleri ortaya koymak istiyorum. Türk siyasi hayatında önemli bir boşluğu doldurmuştur Erbakan Hoca. Bu da aynı zamanda siyasal sistemin sağlıklı işlemesine neden olmuştur. Yani demokratik sistemin önemli bir kanadını doldurarak sisteme nefes aldırmıştır. Bugün Arap Ülkelerinde yaşanan halk hareketlerini Türkiye yaşamıyorsa bunda halkın temsil gücünün yönetime yansıması ile olmuştur. Bu da siyasetin bir ayağını bütün zorluklara rağmen siyasette var etmeye çalışması ile olmuştur.
Parlak bir öğrencilik ve akademik yaşam ile taraflı tarafsız herkesin dikkatini çekiyordu. Onun anlayışına göre yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti selefi olan Osmanlı Devletinin mirasını ne kadar inkâr etse de bundan kurtulamazdı. Bu yolda atılması gereken adımlar hızla atılmalı idi. Bu düşünce ile dere ile yatağını tekrar buluşturmak gerekirdi. Bu yolda ilk yapılması gereken yerli sermayeyi güçlendirmek gerekmekteydi. İşte bu yolda ilk adımı atarak TOBB’un başına geçti. Burada da önü kesilerek problemlerin en son çözüm yolu olan siyaseti seçti.
Sorunları çözecek, her şeyin çözüm yolu olarak gördüğü siyasette daha büyük engellemelerle karşılaştı. Ama O milleti ile tarihini buluşturma yolunda açtığı yoldan hiçbir zaman geri gelmedi. Şunu da unutmamak gerekir ki milletle devlet arasındaki mesafe kapandıkça hem sorunlar hallediliyor hem de ülke gerçek gücüne kavuşuyor. Bunun tersini düşündüğümüzde ise millete sırtını dönenler, gizli güçlerle iş tutanlar rotayı hep başka yönlere çevirdiler. Bu anlayış da sadece zaman kaybına neden oldu.
Ne zaman ki bir kalkınma oldu bu ülkede biliniz ki mutlaka ister doğrudan isterse dolaylı olsun mutlak Hocanın parmağı vardır onda. Siyaset sahnesinde hep tu kaka olarak gösterildi devrinin güçleri tarafından. Onun için siyasi yasaklar ve kapatmalarla bu ‘’tehlike’’ savuşturulmaya çalışılmıştır. Her şeye rağmen siyasete dönüş yaptığında kimseye küsmeden yine milletine hizmete kaldığı yerden devam etti. 1995 seçimlerinde Refah Partisi birinci parti olarak seçimi kazandı. Ancak teemmüller der dest edilerek iktidar Çiller ve Yılmaz’a verildi hükümet kurma işi. Onlar da kendi içinde anlaşamayarak birbirlerini kuyusunu kazarak olmazları göz önüne serdiler.
54. hükümeti Demirel gönülsüz olarak da olsa Erbakan’ın kurmasına razı oldu. Böylece siyasetin teemmülleri y geç de olsa yerine gelmiş oldu. Bu bir yıllık iktidar döneminde herkesin (gizli güçler hariç) memnun olduğu dönemi yaşadı Türkiye. Millet ile devlet yakınlaşması adına atılan adımlar birilerini kaygılandırmış. Bunu engellemek için havadan sudan sebeplerle iktidarın yolunu kesmek için kumpaslar kuruldu. Fadimeler, Müslimler, Kalkancılar ve daha nice oyunlar tertiplenerek 28 Şubat Post modern darbesi yapıldı. Herkesin o günden beri ağzında sakız gibi doladığı ve eleştiri olarak söylediği 28 Şubat kararlarını imzalamasaydı da halka gitseydi. O dönemin önemli isimleri 28 Şubatta sonuna kadar Erbakan Hoca dik durmuştur. Kendilerinin aynı duruşu sergilemediklerini belirttiler. Hem teslim olan bir insan 7–8 saat bir toplantıda kalır mıydı? O mücadeleyi yakın siyasi tarihçiler elbette en gerçek şekilde tarihe not düşeceklerdir. Sonra kumpas kuruldu. RP kapatıldı. Siyasi yasaklar geldi. Azınlık hükümetleri kurduruldu. Milletten yosun kurulan iktidarlar milletin kanını emdi.
Akabinde istikrarsızlaştırılan ülkenin başına gelecek olan her şey geldi. Üçlü koalisyonlarla yönetilen ülke ekonomik krize neden oldu. Milletin hazinesinden çıkacak olan bugünün parasıyla 380 milyar liraya mal oldu bu yanlış yönetim.
Beğenelim ya da beğenmeyelim Hoca siyasete halkın tarihini, inancını, kültürünü kısacası Türk milletinin önemli bir cenahını kattı. Bu damar isim değiştirerek, gelişerek, değişerek ve üstüne koyarak siyasette kendini gösteriyor. Hoca aynı zamanda Büyük Türkiye hayalinden bahsederken Müslüman ülkeleri de içine katacak, onları da içine alacak lider ülke Türkiye’yi hedefliyordu. Onların bugün yaşadıkları sorunlarda belki de bu tecrübeden faydalanamadıkları yatıyor. Taraftarlarına hep sağduyu ve sabırlı olmayı tavsiye ederek kardeşkanı dökülmesine müsaade etmedi. Kendisi mağdur oldu ama milletine acı bedeller yaşatmadı.
Hayatı ve siyaseti iman ve cihat olarak gören hocaya son anlarında bırakmasını tavsiye edenlere belki de bu ruh devam etmesini sağlamıştır. Davası için yaşadı son ana kadar o yolda vefat etti. Bu düşüncelerle tekrar Erbakan Hoca’ya Allah’tan rahmet diliyorum. Mekanı cennet olsun.